Teori ve Tarih

Gerçek, 11 Ekim 2017
İnsanlar devrimi de savaş yaptıkları gibi istemeye istemeye yaparlar. Fark şuradadır: savaşta, belirleyici rol zorlamadadır; devrimdeyse, koşullarınki hariç, zorlama yoktur. Devrim başka yol kalmadığı zaman meydana gelir. Olaylar silsilesindeki bir doruk gibi devrimin üzerinde yükselen ayaklanma, tıpkı bütününde devrim gibi, keyfi olarak kışkırtılamaz. Kitleler nihai taarruza geçmeye karar vermezden önce birçok kez saldırırlar ve geri çekilirler. (Lev Trotskiy, Rus Devriminin Tarihi)
Yılmaz Tan, 11 Ekim 2017
Bu “yaman çelişki”yi, ilk cildi tam 150 yıl önce basılan Kapital’de Marx, kapitalizmin gelişme eğilimlerini ortaya koyarken açıklamıştı. Marx, üretimin artan toplumsallaşması ile yaratılan artı değere özel mülk sahibi tarafından el konulması arasındaki çelişkinin bir ürünü olan bu eğilimi “üretici güçlerin yıkıcı güçlere dönüşmesi” diye niteliyordu. Kapitalizmin sınırlarına işaret eden bu eğilimin anlamı, meselenin, yöneticilerin, politikacıların hatalarında, insanların sevgi yoksunu olmalarında, ahlaki çürümüşlük içinde olmalarında, vicdansız davranmalarında değil, onları öyle davranmaya...
Sungur Savran, 9 Ekim 2017
50 yıl! Che Guevara’nın CIA destekli Bolivya ordusunca yakalanıp 9 Ekim 1967’de yargısız infazla öldürülmesinden bu yana tam yarım yüzyıl geçmiş! Bizim gibi Marksizme ve komünizme 1968 dolaylarında gelen kuşağın devrimci düşlerini canlandıran kahramandı o. Ölümü bir yenilgi gibi görünüyordu, ama canlı Che olarak emperyalist kapitalizm için tehlike olmaktan çıktıktan sonra da, neredeyse bir devrimci aziz gibi, o kahraman eylemiyle on binlerce, yüz binlerce insanın devrimcileşmesine katkıda bulundu. Ölümüyle bile dünya kapitalizminin başına bela oldu. Latin Amerika’dan Sri Lanka’ya, Türkiye’den...
Gerçek, 14 Eylül 2017
Ama her şeye değmişti! Kapital, dostun düşmanın teslim ettiği gibi, eşsiz bir çalışma olarak modern dünyada devleşecek bir yapıttı. Kapitalist ekonominin sırlarını, onu oluşturan toplumsal ilişkileri ve teknik üretim usullerini, işleyiş tarzını, tarihsel gelişme yasalarını sapasağlam bir akıl yürütmeyle ortaya koyan bir yapıt çıkartmıştı Marx ortaya. 1867’den sonra modern dünyanın hâkim sınıfı burjuvazi, kapitalist sınıf, patronlar sınıfı, adına ne derseniz deyin, artık köpeksiz köyde dolaşır gibi, kendi düzeninin işçiler ve emekçiler için dünyaların en iyisi olduğunu eskisi gibi iddia...
Gerçek, 13 Eylül 2017
General Kornilov’un Ağustos ayında gerçekleştirdiği darbe girişimi, Şubat devrimin ardından emekçi halkın ikili iktidar organı haline gelmiş olan İşçi, Asker ve Köylü Temsilcileri Sovyetleri’ni tamamen tasfiye etmek istedi. Bir kez sovyetler tasfiye edildikten sonra o zamana kadar burjuvazinin iktidar gücünü temsil eden ama ancak Sovyetlerin uzlaşmacı önderliğinin desteği sayesinde ayakta duran Kerenskiy’in geçici hükümetinin de altı oyulmuş olacaktı. Askeri diktatörlük, burjuvazinin tüm işlerini üstüne alacak, önceliği de işçi sınıfını ve müttefiklerini ezmeye verecekti. O andan sonra...
Sungur Savran, 10 Eylül 2017
Türkiye’nin komünist hareketi muazzam bir devrimci dalganın, dünya devriminin birinci dalgasının ürünüdür. Bunun yerli ayağı, Abdülhamid istibdadına karşı bütün imparatorluk halklarının ayağa kalkmasının ürünü olan 1908 Hürriyet devrimi ile başlar. 1920’de Bakû’da kurulacak olan Türkiye Komünist Fırkası’nın tartışılmaz lideri Mustafa Suphi de, o kuruluş kongresinde İstanbul komünistlerini temsil eden delegelerden olan ve partinin genel sekreteri seçilen Ethem Nejat da İttihatçı birer genç militan olarak 1908 devriminde yer almışlardır. Ama onlar Balkan savaşları sonucunda Enver-Talat-Cemal...
Sungur Savran, 8 Eylül 2017
6-10 Eylül 2017 tarihinde “17’den 17’ye” başlığıyla toplanmakta olan 12. Karaburun Bilim Kongresi’nde hem 100. yıldönümü vesilesiyle Ekim devrimi, hem de Birinci Cildi’nin yayınlanması vesilesiyle Marx’ın başeseri Kapital konuşuluyor. Açılış Oturumu’nda konuşmak üzere davetli olan yoldaşımız Sungur Savran mücbir sebeple toplantıya katılamadığından oturumda okunmak üzere bir mesaj yolladı. 6 Eylül günü Açılış Oturumu’nda okunan bu mesajı aşağıda yayınlıyoruz.
Sungur Savran, 24 Ağustos 2017
Ben Yunan-Roma kültüründen geliyorum diyen Avrupalı işçi, emekçi, genç aydın, Eflatun’la (Platon’la) değil Spartaküs’le övünmelidir. Benzer şekilde ben Şark, İslam, Türk kültür dairesinden geliyorum diyen işçi kendi geçmişini ne padişahlarda, ne de “beş parmak birbirine benzemez, kimi yönetmek için yaratılmıştır, kimi ona hizmet için” diyen şeyhülislamlarda değil, vahdedi vücud felsefesi temelinde Müslümanı Rumu Yahudiyi köylüyü göçebeyi birlikte devrime kaldırmış Şeyh Bedreddin’de bulacaktır.
Sungur Savran, 22 Ağustos 2017
Osmanlı toplumu kölecilik kurumunun köklü bir varlığı olduğu bir toplumdu. Demek ki, bir toplumun geçmişinde olan biten her şeyi toptan “bunlar bize atalarımızdan kalmıştır” diyerek, bunlar “yerli ve milli” diyerek sahiplenmek ahlaki ve ideolojik bir cinayettir.
Sungur Savran, 21 Ağustos 2017
“Kökler” adlı televizyon dizisi oynadığında, Amerikalı siyahilerin Afrika’dan köle tüccarlarınca Amerika kıtasına nasıl getirildiğini, kölelerin nasıl gaddar koşullarda çalıştığını gören halkın tamamı dizinin kahramanı Kunta Kinte’ye taraftar yazılmıştı. Bizim memleketimiz Kunta Kinte’cilikten vazgeçmez! Bu halk taparcasına sevdiği Muhammed Ali’nin soyunu kurda kuşa yem etmez!

Sayfalar

devrimci marksizm okulu ulusların kendi kaderini tayin hakkı

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri