Ekonomi

Mustafa Kemal Coşkun, 14 Mayıs 2017
Referandumdan hemen sonra katıldığı bir televizyon programında TÜSİAD Başkanı şunları söyledi: “Seçim güvenliği konusunda, Türkiye’nin 100 üzerinden 100 alabilecek muazzam olumlu bir karnesi var... Yani hiçbir zaman seçim güvenliğinin tartışıldığı bir dönem nerdeyse olmadı. Seçim güvenliği konusunda yapılan, sonuç değil işin yöntemi itibariyle, yapılan tartışmalardan duyduğumuz üzüntüyü ifade ettim... Referandumun yönü ne olursa olsun derhal birlik zamanıdır, reforma dönme zamanıdır. Artık herkes ekonomi üzerine düşünmeli, Türkiye’nin artık kaybedeceği bir vakte, bir zamana tahammülü yok. Bu...
Levent Dölek, 13 Mayıs 2017
Avrupa emperyalizminin Türkiye üzerindeki tahakkümünün en somut ifadesi Gümrük Birliği anlaşmasıdır. 1995 yılında Tansu Çiller'in başbakanlığında ve CHP'nin koalisyon ortaklığı yaptığı hükümet tarafından imzalanan anlaşma ile Türkiye henüz AB üyesi olmadan AB ile ticarette gümrük vergilerini kaldırıyor ve üçüncü ülkelerle ticarette AB'nin gümrük politikasını benimsemek zorunda kalıyordu. Ancak Türkiye AB üyesi olmadığı için AB'nin dış ticaret politikasında söz hakkı yoktu ve üçüncü ülkelerin AB ile yaptığı anlaşmalardan Türkiye yararlanamıyordu. Örneğin bugün AB ile Tunus arasında serbest...
Levent Dölek, 23 Mart 2017
Cumhurpatronluğu sistemine "evet" denmesini isteyenler 2001 krizini ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Başbakan Bülent Ecevit'e Anayasa kitapçığı fırlatmasını hatırlatıyorlar. Evet çıkmazsa ekonomik kriz olur diyorlar. Korkmaya gerek yok. Ama gerçekleri bilmek de bir o kadar gerekli zira 2001 krizinin kitapçık fırlatma yüzünden çıktığı da rejim değişikliğinin krizleri engelleyeceği de tam bir kandırmacadan ibaret.
Levent Dölek, 6 Şubat 2017
Türkiye bu fonun içini nasıl dolduracak? Petrol yok, doğal gaz yok, dış ticaret fazlası yok, devleti sata sata bitirmişler, geriye kalanların da eti budu belli... Sermaye burnundan kıl aldırmıyor. Teşvik üstüne teşvik, vergi indirimi üstüne vergi indirimi alıyor. Peki, geriye ne kalıyor? Kanı emilecek 70 milyonluk emekçi halk...
Gerçek, 12 Ocak 2017
Ekonomi baş aşağı gidişini sürdürüyor. AKP’nin hamaseti halkı cambaza baktırıyor, sermaye ise vatandaşı soymakla meşgul. Ya sermayenin kârlarını korumak uğruna tüm ülkenin uçuruma sürüklenmesi ya da Devrimci İşçi Partisi’nin dediği gibi fabrikaların ve bankaların devletin, devletin de işçinin olması... Türkiye giderek bu iki seçenekten başka bir alternatifin olmadığı çalkantılı bir sürece doğru ilerliyor.
Yılmaz Tan, 5 Aralık 2016
Türk lirası, Meksika pezosu ile birlikte yükselen ekonomiler arasında son iki ay içinde dolar karşısında en fazla değer kaybeden para birimi oldu. İşsizlik resmi rakamlara göre yüzde 11’in üzerine çıkmış durumda, gerçekte çok daha yüksek. Dolardaki yükseliş, çoğu borç harç içinde yaşayan işçinin, memurun gelirlerini iyice eritmiş durumda. Türkiye sanayisinin önde gelen şirketlerinin döviz borçlarının yüksekliği nedeniyle bu değer kaybının birçok şirketin iflasına ve büyük çaplı işten çıkarmalara yol açması güçlü bir olasılık olarak karşımızda duruyor. Özetle Türkiye ekonomisi yine büyük bir...
Gerçek, 4 Aralık 2016
Bahçeli AKP’ye resmen olmasa da fahri olarak katıldı. 15 Temmuz’dan beri Tayyip Erdoğan’ın diline bile almadığı başkanlığın önünü açtı. Bu, Milli Mutabakat’ın sonu oldu. CHP 15 Temmuz’dan sonra içine girdiği yönelişten kendi tercihiyle değil mecbur bırakıldığı için caymak zorunda kaldı. Milli Mutabakat çöktü. Onun esas gerekçesi doların ve borsanın istikrarı idi. Milli Mutabakat çökünce ekonomik istikrar da çöktü.
Yılmaz Tan, 23 Ekim 2016
Eski bir Britanya sömürgesi olan Bahamalar, Amerika’nın güneyinde yer alan küçük adaların oluşturduğu bir milletler topluluğu. Vergi kaçakçılığına uygun yasal düzenlemeleri nedeniyle “Karayipler’in perdesi” olarak adlandırılan bu ülke vergi kaçırmak isteyen şirketler ve zenginler için tam bir cennet. İşte Bahamalar’a ait olduğu ileri sürülen belgeler 1990-2016 arasında dünyanın dört bir yanından, çok sayıda politikacı ve iş adamının servetlerini paravan şirketler ve hesaplar yoluyla vergi cennetinde nasıl gizlediklerini ortaya koyuyor.
Levent Dölek, 3 Ekim 2016
Kendi düşen ağlamaz diye bir söz vardır. Ama yaklaşan ekonomik çöküntü karşısında Erdoğan ve AKP'nin tek politikası ağlamak. Sadece ağlasalar iyi, bunlar sıkışınca işçinin emekçinin de anasını ağlatıyor.
Gerçek, 15 Eylül 2016
Bu yıl 15 Eylül’de, uluslararası burjuvazinin iktisatçılarının deyimiyle “küresel finansal kriz”in patlak vermesinin sekizinci yılı doluyor. Bunlar bir türlü yaşanan olayın gerçek bilimsel adını koyamadılar. Bugün bile hâlâ “Büyük Resesyon” olarak anıyorlar yaşananı. Bunun düpedüz saçma olduğunu herkes biliyor oysa. “Resesyon” sözcüğü ekonominin belirli bir süre boyunca büyümek yerine daralmasına verilen ad. Standartlaşmış süre ise en az altı ay. Şimdi altı ayı azıcık geçtik galiba! Üstelik bu arada çeşitli ekonomiler farklı tempolarda da olsa toparlandı, büyümeye geçti, ama sonra yeniden...

Sayfalar

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri