Ekonomi

Gerçek, 11 Ekim 2011
Dünya ekonomisiyle son 20 yıldır daha fazla bütünleşmiş Türkiye kapitalizminin ufak bir dalga ile değil, bir tsunami ile karşı karşıya olduğunun bilincinde olmalıyız. Üstelik Türkiye kapitalizmi bu sefer krize 2008’den de kırılgan bir halde yakalanmak üzere.
Yılmaz Tan, 14 Eylül 2011
Dünya ekonomisindeki kriz dalgalarının yavaş yavaş Türkiye sahillerine vurmaya başladığının önemli göstergelerinden biri de Türkiye kapitalizminin yapısal sorunu olan cari açığın nasıl kapatılacağı konusundaki endişelerin artmış olması.
Gerçek, 14 Eylül 2011
Kriz Türkiye’yi de vurduğunda, işten çıkartmalar hızla artmaya başlayacak. Kitlesel olarak işten çıkartmalar sırasında kıdem tazminatı sermayeye büyük yük oluşturacağı için hükümet şimdiden kıdem tazminatını devreden çıkartmaya hazırlanıyor. Sınıf mücadelesinin önemini kavramış öncü işçiler kriz felaketi henüz gelmeden sendikalarında bu sorunları gündeme getirmezlerse, Türkiye işçi sınıfı krize bütünüyle hazırlıksız yakalanacak. Başlanacak yer belli: kıdem tazminatı üzerine mücadele şu anda krizin yaratacağı sınıf mücadeleleri açısından stratejik bir önem taşıyor.
Gerçek, 14 Ağustos 2011
Televizyon ekranlarından Atina’nın sokak savaşlarını izleyenler, tam olarak kavrayamasalar da bunun bir sınıf mücadelesi olduğunu seziyorlar. Çünkü bu sokak savaşlarına çoğu zaman bir genel grev eşlik ediyor. Ayrıca, hep söyleniyor, hep duyuluyor: Yunan hükümeti AB ve İMF’nin yönlendiriciliğinde işçi sınıfının, emekçilerin ve gençliğin başta ücretleri ve maaşları olmak üzere bir dizi hakkını, kazanımını, mevziini can acıtıcı biçimde elinden alıyor. Yani Yunanistan’da açıkça sınıf mücadelesi yaşanıyor.
Gerçek, 9 Ağustos 2011
Dünya ekonomisi 2008’deki durumundan da beter bir durgunluğa doğru yuvarlanıyor. Kamu borçluluğunun yarattığı gerilimler ABD ve avro bölgesinde çok ağır sonuçlar doğurmaya gebe. Gelişmiş kapitalist ülkelerde ekonomik daralma kapıda. Yükselen piyasalar diye anılan Çin, Hindistan, Brezilya gibi ülkelerde, aynen Türkiye’de olduğu gibi, çelişkiler üst üste yığılıyor, büyüme yavaşlıyor. Üstelik bu sefer krizle mücadelenin aracı da kalmadı. Geçen defa, yani 2008-2009’da devletlerin yaptığı muazzam harcamalar ve finans sektörünü kurtarma önlemleri kapitalizmin uçurumdan aşağı yuvarlanmasını...
E. Ahmet Tonak, 31 Temmuz 2011
BDP’li Batman milletvekili Bengi Yıldız Taraf gazetesinden Neşe Düzel’e “Demokratik özerkliğini ilan eden yer, Ankara’ya vergi vermemeli ama devletten yardım almalı. Geri kalmış yörelerin hepsi için bu böyle olmalı. Zira bu bölgeler ihmal edildi, devlet yatırımları Marmara-Ege’ye yaptı” dedi ve anında çıngar koptu. Kopan çıngar arasında, tahmin edilebileceği gibi, Tayyip Erdoğan’ın “ödemediği zaman bedelini ödemek durumunda kalır” lafı ön plana çıktı. Malum medyamız da, hemen, acaba “bedelden ne kastetmiş olabilir?” “cezacı mantık devlet adamlığı ile bağdaşır mı?” temalı ‘yoğun’ ve ‘derin’...
Yılmaz Tan, 9 Mayıs 2011
Financial Times’a göre seçimin yaklaştığı, cari açığın arttığı ve bankaların izlenen para politikasından şikayetçi oldukları bir dönemde, Merkez Bankası’nın yeni Başkanı Başçı'nın elinde fazla ısınmış bir tepsi varmış. Eğer burjuva basınının önde gelen bir yayın organı cari açık, bütçe açığı gibi verilerden hareketle Türkiye ekonomisini ısınmış tepsiye benzetiyorsa, dünya ekonomisine yön veren ABD ekonomisini pekâlâ kaynayan kazana benzetmek mümkün.
Yılmaz Tan, 8 Mart 2011
Uzunca bir süredir Türkiye’de gazetelerin çoğunda ekonomi sayfaları haber vermekten çok firmaların imaj tazeleme, vitrinleri olma işlevini görüyorlar. Eh, işlev değişince, gazetecilerin de ister istemez konu mankeni olmak durumunda kaldıklarını söylemek sanırız abartma olmaz. Geçenlerde Türkiye’nin önde gelen bir tekstil firmasına yaptığı ziyaretle ilgili izlenimlerini aktaran bir gazeteci de “haberi” ile ne yazık ki benzer bir duruma örnek teşkil ediyor. Amaç göz boyamak, iyi burjuva imajını vitrine yerleştirmek ya, söz konusu gazeteci Edirne’de yaptırılan fabrikayı sanat galerisine...
Yılmaz Tan, 6 Ocak 2011
Hükümet vergi alamadığı sermayeden bütçe açığını kapatmak üzere borç para almakta, büyük çoğunluğunu emekçilerden aldığı vergileri de sermaye sınıfına aktarmaktadır.
Ahmet Öncü, 26 Aralık 2010
Bu yazı 14 Aralık 2010’da BirGün gazetesinde yayınlanmıştır.

Sayfalar

devrimci marksizm okulu ulusların kendi kaderini tayin hakkı

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri