Ekonomi

Sungur Savran, 14 Ekim 2013
Başka faaliyetlerde kepenk bütünüyle ya da kısmen kapatılırken, en ufak bir fedakârlık yapılmayan alan “güvenlik”. Yani ordu, polis ve benzeri güçler. Bu bize Engels’in devlet konusunda söylediklerinin ne denli doğru olduğunu bir kez daha gösteriyor: Devlet her şeyden önce “bir silahlı insanlar topluluğu”dur. Çekirdeğinde bu yatar, ana işlevi budur.
Yılmaz Tan, 26 Temmuz 2013
Başbakan Erdoğan Gezi eylemleri sonrasında yaptığı bir konuşmada şöyle diyor: “Kim kazandı? Faiz lobisi, rant lobisi. Kim kaybetti? Türkiye ekonomisi, Türkiye’nin imajını, uluslararası gücünü gölgelediler.” Yıllardır Türk medyasında cilalanan bu imajı besleyen bir başka görüşü de burjuva medyasının tanınmış yazarlarından Güngör Uras bir köşe yazısında (Milliyet, 23.6.2013) şöyle dile getiriyor: “büyüme dersen fena değil, insanların çoğunun işi var, aç açıkta kalan yok gibi, yollar, köprüler, tüneller yapılıyor. TOKİ dağa taşa bina dikiyor. Bu insanlar daha başka ne istiyor, neden çıkıyor...
E. Ahmet Tonak, 2 Nisan 2013
  Nereden nereye geldik?  Yıl 1967, 16 yaşındayım, ilk defa yurtdışına çıkma heyecanı içinde Unkapanı’ndaki bankanın kapısından içeri girdik.  Herhangi bir bankanın değil, T.C. Merkez Bankası’nın Unkapanı’ndaki İstanbul şubesinin kapısından!  Laf olsun diye değil, mecburen girdik.  Her yurtdışına çıkan T.C. vatandaşı gibi.  O yıllarda ve daha sonraki yıllarda, Ronald Özal başımıza düşene kadar hem Türkiye’de hem başka ülkelerde sermaye hareketleri kontrol altındaydı.  Dolayısıyla, benim 250 ABD dolarını cebime koyup yurtdışına çıkabilmem için Unkapanı’ndaki bankanın bilumum masaları arasında...
E. Ahmet Tonak, 4 Mart 2013
Bilindiği gibi küresel krizler, depresyonlar, 1930’lar Büyük Depresyonu öncesinde de yaşanmıştı. Hatta, ilk kez 1873-79 krizine Büyük Depresyon tabirinin yakıştırıldığı, 1930’larda küresel kriz vuku bulunca, adeta eskisi unutularak, aynı tabirin yenisi için kullanılmaya başlandığı da malum. Kapitalizmin ilk küresel buhranı olarak kabul edilen ise 1857-58 Büyük Krizi’dir. Bu kriz kimi özellikleri itibariyle günümüz kriziyle ilginç benzerlikler gösterir. Ohio Life Insurance and Trust Company adlı Amerikan bankasının batışı ve sonrasındaki gelişmeler, günümüz krizinin baş kahramanlarından Lehman...
Sungur Savran, 26 Kasım 2012
Aşağıdaki görüşme, Avrupa’da yayınlanmakta olan Yeni Özgür Politika gazetesinden Deniz Başpınar tarafından yapılmış ve 22 Kasım 2012 tarihinde yayınlanmıştır. Görüşmeyi burada kısaltmadan yayınlıyoruz.
Gerçek, 11 Kasım 2012
Dünyanın bütün büyük ekonomilerinde büyüme hızı geriliyor. ABD’de büyüme hızı yüzde 3,5’tan yüzde 2’nin altına gerilemiş durumda. Dünyanın ikinci büyük ekonomisi haline gelmiş olan Çin, yüzde 10’un üzerinden şimdiden yüzde 7’lere geriledi, daha da düşebilir. Japon ekonomisi yılın ilk yarısında deprem ve tsunami sonrasındaki imar harcamaları dolayısıyla büyürken, yılın üçüncü çeyreğinde daraldı. Britanya ekonomisi ardı ardına dokuz aydır küçülüyor.
Gerçek, 21 Eylül 2012
Dünyada, özellikle de Avrupa’da yaşanan ekonomik kriz konusunda yaz aylarında fazla bir şey  duyulmadıysa, bunun nedeni krizin atlatılmış olması falan değil. Tam tersine, krizin Eylül ayından itibaren çok daha sertleşeceğine dair göstergeler ufukta birikiyor. Avrupa’nın krizi Akdeniz bölgesinde. Akdeniz ise yazın öğle uykusuna çekilmiş durumda, hepsi bu. Ama sonbaharda uykudan uyanış pek sarsıcı olacağa benzer.
Sungur Savran, 28 Aralık 2011
Ekonomik kriz, sadece iktisatçılara bırakılmayacak kadar yakıcıdır. Açılan yeni dönemde, bütün sosyalistler işçi sınıfının başlangıçta öz savunma karakteri taşısa da zamanla iktidar mücadelesine dönüşebilecek enerjisinin açığa çıkması için klasik Marksizmin sınıf bakış açısına yeniden dönmek zorundadır. Tarih bizi bir kez daha kavşağa getirdi: ya sosyalizm, ya barbarlık!
Yılmaz Tan, 14 Kasım 2011
AKP hükümetinin geçen dönem Sanayi ve Ticaret Bakanı, bu dönem ise Ekonomi Bakanı olan Zafer Çağlayan yaklaşık üç sene evvel, sosyal güvenlik reformu yaptıklarını belirterek tasarıyı eleştirenlere tepkisini “hemen karşı çıkıyorlar. Ya bir kere insanın yüzü kızarır, insan biraz utanır, atarken de biraz destekli atar. Bu sistem kazanılmış hakları geri götürecekmiş, maaşları yarıya indirecekmiş. Biz nerede yaşıyoruz? Demokrasinin beşiği olan bir ülkeden bahsediyoruz. Kazanılmış hakların geriye gitmesi mümkün mü? Muz cumhuriyetinde bile böyle bir şey söz konusu olmaz” diyerek göstermişti (...
Levent Dölek, 15 Ekim 2011
Karşı taraf krizin ne boyutta olduğunun farkında; biz de farkında olmalıyız. Patronların korkuları bizim umudumuzdur. Onlar sadece kârlarının düşmesinden, ihracatın düşmesinden endişelenmiyor. Küçük bir azınlık olarak elde ettikleri tüm zenginliğin kaynağı olan sömürü düzeninin işçi ve emekçi kitleler tarafından sorgulanmasından endişe ediyorlar. Devrimden korkuyorlar.

Sayfalar

devrimci marksizm okulu ulusların kendi kaderini tayin hakkı

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri