Ekonomi

Levent Dölek, 18 Ekim 2015
AKP, İMF'ye borcu ödemiştir. Aynı anda geniş kitleler tüketici kredileri aracılığıyla (özellikle de kredi kartlarıyla) yerli tefecilerin borç kölesi haline getirildi. Bugün hangi fabrika işçisine sorarsanız sorun, boğazına kadar borca batmış bir işçinin, ne kadar düşük olursa olsun elde ettiği ücreti riske edecek bir eyleme girişmesinin çok zor olduğunu söyleyecektir.
Yılmaz Tan, 16 Nisan 2015
Somalı vatandaşa sormalıymışız; o yerli kömür istiyormuş. Bakan beyin kulakları herhalde başta Somalı madenciler olmak üzere birçok maden işçisinin “madenler kamulaştırılsın” ve “biz tarlalarımızı geri istiyoruz” taleplerine tıkalı.
E. Ahmet Tonak, 14 Mart 2015
Demek ki, Koç Holding kaymak tabaka yönetici ortalama maaşı, Holding’in kendi üretken emekçi ücretinin de 108 katıdır!
Gerçek, 11 Ocak 2015
Kapitalist dünya ekonomisi de, Türkiye ekonomisi de 2014’ü zar zor çıkarttı. Ama 2015 şimdiden korkutuyor. Rusya 2015’te derin bir daralmayı garanti altına almış durumda! Kendi merkez bankası 2015 için yüzde 4,5 küçülme öngörüyor! 
Yılmaz Tan, 31 Ocak 2014
2001 krizi mali piyasalar üzerinden vurmuştu. Bu sefer olası bir krizin reel ekonomi üzerinden vurma olasılığı oldukça yüksek görünüyor. Bu da olası bir krizde iflasların ve kitlesel işten çıkarmaların birinci gündem maddesi olacağı anlamına gelir.
Yılmaz Tan, 15 Kasım 2013
Son yıllarda başta İstanbul olmak üzere büyük kentlerde AVM’ler, gökdelenler, otoyollar, köprülerle betonlaşma almış başını gidiyor, Türkiye’nin büyük holdinglerinin portföyleri içinde inşaat ve gayrimenkul yatırımları önemli bir yer tutuyor. Öte yandan Türkiye işçi sınıfının maruz kaldığı taşeronlaşma, güvencesizleşme ve iş kazası ölümlerinin en çok yaşandığı sektörlerin başında da inşaat sektörü yer alıyor. Bu bakımdan Türkiye kapitalizmine damgasını vuran ve “kentsel dönüşüm” adı altında yürütülen inşaat faaliyetlerinin doğasını ve sorumlularını tespit edebilmek, işçi hareketinin...
Yılmaz Tan, 16 Ekim 2013
2008-2009 “küresel finans krizi”nin üzerinden beş yıl geçti. Görünen o ki dünya ekonomisinde durgunluk eğilimi yayılmaya devam ediyor. Merkez Bankaları’nın aldıkları önlemler mali sermayeyi korumaya yönelik olup, uluslararası sermayenin çıkarlarına hizmet ediyor. Bu durumu adeta geminin kaptanının batan gemiyi tahliye ederken “önce bankalar ve şirketler” demesine benzetebiliriz.
Sungur Savran, 14 Ekim 2013
Başka faaliyetlerde kepenk bütünüyle ya da kısmen kapatılırken, en ufak bir fedakârlık yapılmayan alan “güvenlik”. Yani ordu, polis ve benzeri güçler. Bu bize Engels’in devlet konusunda söylediklerinin ne denli doğru olduğunu bir kez daha gösteriyor: Devlet her şeyden önce “bir silahlı insanlar topluluğu”dur. Çekirdeğinde bu yatar, ana işlevi budur.
Yılmaz Tan, 26 Temmuz 2013
Başbakan Erdoğan Gezi eylemleri sonrasında yaptığı bir konuşmada şöyle diyor: “Kim kazandı? Faiz lobisi, rant lobisi. Kim kaybetti? Türkiye ekonomisi, Türkiye’nin imajını, uluslararası gücünü gölgelediler.” Yıllardır Türk medyasında cilalanan bu imajı besleyen bir başka görüşü de burjuva medyasının tanınmış yazarlarından Güngör Uras bir köşe yazısında (Milliyet, 23.6.2013) şöyle dile getiriyor: “büyüme dersen fena değil, insanların çoğunun işi var, aç açıkta kalan yok gibi, yollar, köprüler, tüneller yapılıyor. TOKİ dağa taşa bina dikiyor. Bu insanlar daha başka ne istiyor, neden çıkıyor...
E. Ahmet Tonak, 2 Nisan 2013
  Nereden nereye geldik?  Yıl 1967, 16 yaşındayım, ilk defa yurtdışına çıkma heyecanı içinde Unkapanı’ndaki bankanın kapısından içeri girdik.  Herhangi bir bankanın değil, T.C. Merkez Bankası’nın Unkapanı’ndaki İstanbul şubesinin kapısından!  Laf olsun diye değil, mecburen girdik.  Her yurtdışına çıkan T.C. vatandaşı gibi.  O yıllarda ve daha sonraki yıllarda, Ronald Özal başımıza düşene kadar hem Türkiye’de hem başka ülkelerde sermaye hareketleri kontrol altındaydı.  Dolayısıyla, benim 250 ABD dolarını cebime koyup yurtdışına çıkabilmem için Unkapanı’ndaki bankanın bilumum masaları arasında...

Sayfalar

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri