Kültür Sanat

Gerçek, 12 Ekim 2016
Sanat ve edebiyat alanında ya da daha genel olarak kültür alanında, proletarya hegemonyası çok önemlidir. Sınıf mücadelesinin bütün yükseliş dönemleri bunu sağlayacak sanatçılara ihtiyaç duyar, onları yaratır. Proletaryanın yanında saf tutmuş sanatçılarımızı sahiplenelim, onlara göz bebeğimiz gibi bakalım!
Sungur Savran, 20 Eylül 2016
Yeşilçam’ın yükselen “jön”ü, komünist, devrimci, devletin başa çıkamadığı için katil diye hapiste tuttuğu Yılmaz Güney’e sanki bir şeyhin yanında diz çöken bir mürit gibi gitmiştir. Yeşilçam devrimin kültür ordusuna yazılmaya gelmiştir. Bu, sinema alanında proletarya hegemonyasıdır. Tarık bu anda artık işçi sınıfının mücadelesinin saflarına yazılmış olmaktadır.
Sungur Savran, 31 Ağustos 2016
Bu yıl 20. yüzyılın en büyük oyun yazarı ve büyük şairlerinden biri olan Bertolt Brecht’in ölümünün 60. yıldönümü. Brecht 1956 Ağustos ayında hayatını yitirmişti. Siz kimsenin Brecht’i 60. ölüm yıldönümünde andığını duyuyor musunuz? Proletaryanın yükseliş çağının, komünist toplumun şafağının şairi ve oyun yazarını kimse anmıyor. Kimileri belki anmak istemiyor, kimileri belki utanıyor. “60. yıldönümüdür, 100. yılda anarız” demeyin, 60’ta unutulan 100’de hiç hatırlanmaz!
Gerçek, 20 Ekim 2015
14. İstanbul Bienali yine “güncel sanat” diye adlandırılan postmodern anlayışın hâkimiyetinde çelişkiler içinde geçti. İki yılda bir düzenlenen bir etkinlik olan Bienal, bir yandan güya “solcu” sanatçıları ağırlıyor, bir yandan da tam 10 yıldır resmi sponsor olarak Koç Holding’in reklamını yapıyor. Postmodern olarak anılan çağ, yani daha doğru adıyla neoliberal sınıf taarruzu çağı, 20. yüzyılın başlarında başlayan bir süreci çok ileri aşamalara taşıyarak sanatı sermaye ve piyasanın ellerine teslim etti. Her sanatçı biraz tüccar artık! Sadece görsel sanat alanında değil tabii.
Gerçek, 14 Ağustos 2015
Resme ilk baktığınızda Ali İsmail, Abdocan, Ahmet, Hasan Ferit ve Ethem’i bir arada görüyorsunuz. Hepsi de dimdik duruyor! Kocaman bir ağacın altından bakıyorlar. Hemen üstlerinde Medeni’nin dikkatli bakışlarıyla karşılaşıyorsunuz. Onun biraz üstünde ise, Uğur Kurt, omzunda çocuğu ile çok mutlu gülümsüyor. Sağ alta doğru biraz kaydırırsanız bakışlarınızı, isyan günlerinin ilk şehidi Mehmet’i göreceksiniz. Sağ elinde bir ip tutuyor… Biraz daha sağa doğru bakınca, o ipin ucunun güzel gözleriyle gülümseyen Berkin’in elinde olduğunu görüyorsunuz. Berkin bir uçurtma tutuyor. İp Mehmet’ten sonra,...
Gerçek, 17 Temmuz 2015
Karagöz’ün cahilliği, yaşadığı dönemin egemenlerinin sınıfsal tahakkümünden kaynaklıdır. Bugün internet çağında yaşadığımız söylenirken, herkesin istediği bilgiye kolayca ulaşabileceği teranesi bizi sadece görünene ulaştırıyor. Kültür-sanat ürünleri de egemenlerin istediği şekliyle, sınıfsal arka planı perdelenerek bulanıklaştırılıyor. Görevimiz, bu perdeyi yırtıp ortadan kaldırmaktır. Zira Karagöz oyununun gölge-hayal perdesi, en başta da belirtildiği üzere martaval değil gerçektir. Görevimiz, oradan yansıyanlarla yetinmeyip ardındakini de anlatmaktır.
Gerçek, 15 Nisan 2015
Altın Portakal’da fırsatı kaçıran sinemacılar ve aydınlar bu defa deneyimin aldatıcılığına düşmediler. Zor da olsa doğru kararı verip mücadele ve dayanışmayla kazandılar. Film gösterimleri için bilet alan seyirciler de dahil toplumun büyük kesiminin de desteğiyle önemli bir fırsatı değerlendirdiler.
İbrahim Emin Ege, 27 Mart 2015
Eğer insan yaşamı boyunca Karagöz perdesine oyun öncesi iğneyle iliştirilmiş ‘göstermelik’ gibi kalmamışsa, bırakalım yaptıklarını bize söylesin. O zaman gecesi arkamızda kalır, önümüze gündüzü serilir. Böylelikle yoksuldan aşırılan somunun hesabı verilmiş olur. Muhsin Ertuğrul
Lev Trotskiy, 6 Mart 2015
İşçi sınıfının ve halkın tarihsel olarak daha ezilmiş kesimlerinin, en başta kadınların hayatın ve mücadelenin içine çekilmesi için onlara yer açmak, ortam yaratmak gerektiğini düşünmezler bile. Oysa gerçek büyük devrimciler, bu “küçük” sorunların da bilincinde olmuştur. Aşağıda, 1917 Ekim devriminin iki büyük önderinden biri olan Lev Trotskiy’in devrim sonrası Sovyetler Birliği’nde Marksistlerin günlük hayatın çeşitli yönlerine nasıl yaklaşması gerektiği konusunda kaleme almış olduğu bir dizi yazıdan birine yer veriyoruz.
Sungur Savran, 1 Mart 2015
Yaşar Kemal zengin sitelerinin kuytusunda kendi kendini yalıtan sosyal sınıfların çocuklarından farklı olarak karada karınca, denizde balık, havada kuş kadar çok olan işçiyi ve yoksul köylüyü tanıyan bir hayattan gelmiştir. Emeğin insanlarının bilgeliğinden feyiz alarak gelmiştir. Bunlar üniversitede öğrenilmiyor, hanımefendiler, beyefendiler! Ne Koç’ta, Sabancı’da, ne Harvard’da, Sorbonne’da!

Sayfalar

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

RedMed logo

Kampanya Banner

Devrimci Marksizm dergisinin sayılarına ulaşmak için tıklayın

Gençlik Bültenleri

Trotskiy 75 yıl