Teori ve Tarih

Gerçek, 19 Ekim 2015
Bir yüzyıl önce, Birinci Dünya Savaşı’nın kan ve ateşi içinde dünyanın en gelişkin, en “uygar” ülkelerinin kıtası Avrupa, bir başından ötekine bir insan mezbahasına dönmüşken, İsviçre’nin Zimmerwald adlı bir dağ kasabasında, İkinci Enternasyonal üyesi partilerden savaşa karşı tutum benimsemiş delegeler bir konferansta toplanıyordu. Bir çeyrek yüzyıl boyunca Komünist Manifesto’nun “Bütün ülkelerin işçileri birleşin!” şiarı zemininde mücadele etmiş olan Enternasyonal; Fransız, Alman, Avusturya, hatta Rus partilerinin liderlerinin çoğunluğunun ihaneti dolayısıyla fiilen çökmüştü.
Sungur Savran, 17 Ekim 2015
Bir kez reformizm ile devrimcilik, parlamentarizm ile devrimci mücadele, oportünizmle bağımsız sınıf tavrı birbirinden gerçek dünyada ayrıştıktan sonra, 1960’lı yılların TİP kadrolarının içinde bulunduğu hayalciliği yeniden yaşamaya, parlamentoya o dönem gibi umut bağlamaya kalkışmak, saflık değil safdillik oluyor. Yani henüz dünyanın pisliğini görmemiş masum insanın yerini, pisliği kendisi görmüş ya da görenlerce uyarılmış, burjuvazinin işçi sınıfı ve ezilenlerin saflarındakileri nasıl satın alabileceğini öğrenmiş, ama yine de kanmaya istekli bir insan tipolojisi alıyor. Bugün parlamenter...
Gerçek, 10 Ekim 2015
Bundan tam yarım yüzyıl önce, 10 Ekim 1965’te yapılan genel seçimlerde, Türkiye İşçi Partisi (TİP) meclise 15 milletvekiliyle girmişti. Hem 1925 Takrir-i Sükûn Kanunu’ndan sonra yaşanan koyu tek parti diktatörlüğü, hem de 1950-60 arasında Demokrat Parti dönemindeki kısıtlı çok partili yaşam döneminde komünizmin ağır baskılar altında tutulduğu düşünülürse, açıkça sosyalist bir partinin meclise girmesi ülkenin sosyo-politik ve kültürel gelişmesinde çok önemli bir gelişme idi.
Gerçek, 24 Eylül 2015
17 Eylül günü, neredeyse yarım asırdır sosyalist dünya devrimi mücadelesinin militanı olan, Pablo Rieznik yoldaşımızı kaybettik. Son üç yıldır kanserle mücadele etmekte olan Arjantin’deki kardeş partimiz Partido Obrero (İşçi Partisi) yöneticisi Pablo Rieznik, 66. yaş gününden yalnızca iki gün sonra hayata gözlerini yumdu. Geriye ise Arjantin işçi sınıfının son elli yıldaki mücadelesinin ete kemiğe bürünmüş hali denilebilecek bir hayat bıraktı.
Çalışmada vurgulandığı gibi o dönemde yaşanan ve şimdi unutturulmak istenen planlı programlı olayların sorumluları, TKP yöneticilerinin eline ölüm listesi ve silah verdiği 17-18 yaşındaki gençler değildir. Bu olayların, dökülen kanların gerçek siyasal sorumluları kimlerse ortaya çıkmalı ve özeleştiri yapmalıdır.
Gerçek, 18 Eylül 2015
Trotskiy hayatı boyunca kalemiyle de, silahıyla da burjuvazinin ve toprak sahiplerinin iktidarını devirmek ve yerine köylülük tarafından desteklenen bir proletarya iktidarı kurmak için mücadele etmiştir. Bugün de Trotskizmin anlamı en ön planda budur.
Sungur Savran, 21 Ağustos 2015
Trotskiy Evi’nin bir müze haline getirilmesi, Trotskiy’in kendisi için değil, bizim için gereklidir. Trotskiy 1938’de yeni bir devrimci dünya partisi kurmuş bir siyasi lider. Bugün IV. Enternasyonal Sovyetler Birliği çöktükten sonra herkes Marksizmden vazgeçmişken onun bayrağını yüksek tutan en önemli akımı oluşturuyor. Trotskiy dünya işçi sınıfının mücadelelerinde yaşıyor. İstanbul’da ya da başka yerde bir müzede yaşayacak değil. Böyle bir müze bizi onurlandırır.
Sungur Savran, 21 Ağustos 2015
Stalin karşımızda duran koltuğa dönerek "Troçkist hareket içinde Troçki’den başka hiçbir önemli figür yoktur. Troçki’nin işi bitirilirse tehdit ortadan kalkar" dedi. (...) Stalin konuşmasına sert ve otoriter bir üslupla devam etti: "Troçki’nin savaş çıkmadan, bir yıl içinde ortadan kaldırılması gerekiyor." (...) İkinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesinden sadece birkaç gün önce, Hitler ile Fransa’nın Almanya Büyükelçisi Coulondre arasında açık yürekli bir konuşma geçer. Coulondre şöyle der: "Şundan da korkarım: Savaştan yalnızca bir kişi muzaffer çıkabilir: Bay Trotskiy."
Gerçek, 20 Ağustos 2015
Trotskiy, sosyalizmin adının kirletilmesine karşı Marksizmin bayrağını tertemiz taşıyan büyük önderimizdir. Leninizmi 21. yüzyıla aktaran mirası tek başına onu modern çağın en büyük devrimcilerinden biri yapmaya yeter!
Sungur Savran, 2 Temmuz 2015
Bugün Sivas Madımak Otel’de, çoğu Alevi 35 canın gözü dönmüş kitlelerce yakılarak katledilmesinin 22. yıldönümü. DAİŞ gibi mezhepçi katiller sürüsü örgütleri ağırlayan, besleyen, sağlık hizmetlerini eksik etmeyen, sınırları onlar için kevgire çeviren, Suudi Arabistan ve Katar’ın onlara yardımlarının aktarma kayışı görevini üstlenen bir hükümetin yönettiği bir Türkiye’de bu büyük katliam daha da özel bir anlam taşıyor. Ama Alevilerin eli armut toplamıyor!

Sayfalar

Gerçek Sayılar

Gerçek Gazetesi Sayı 98

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri