kapitalizm

Author(s): 

HT Solar metal sektörünün genelinden farklı olarak çoğunluğunu kadın işçilerin oluşturduğu bir fabrika. Üç günlük işgal ve fiili grev sürecinde kadın işçiler HT Solar'da sayıca fazla olmaları ile değil, esas olarak inançları ve kararlılıkları ile öne çıktılar. Hem daha iyi koşullarda çalışmak ve yaşamak, kendi geleceklerine sahip çıkmak hem de fabrika genel müdürünün kadın işçilere yönelik kaba saba ve aşağılayıcı davranışlarına daha fazla izin vermemek için mücadeleye giriştiler. Devrimci İşçi Partisi'nin "kapitalizme ve erkek egemenliğe karşı emekçi kadınlar en öne!" şiarının ne demek olduğunu gösterdiler.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

AKP hükümetinin yaptığı gibi emekçilerin hakkı olan kamu kaynaklarını sermayeye peşkeş çekmek için değil, işsizliği ortadan kaldırmak, asgari ücreti yükseltmek, taşeronlaşmayı kaldırmak, parasız sağlık, eğitim ve barınma imkânı sunabilmek için! Bu ise “piyasa dostu” ama “demokratik” bir kapitalizm arayışıyla değil, ancak zincirsiz bir kurucu meclisle ve sermayeden bağımsız politika izleyecek bir emekçi hükümeti ile mümkün olacaktır.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Bu “yaman çelişki”yi, ilk cildi tam 150 yıl önce basılan Kapital’de Marx, kapitalizmin gelişme eğilimlerini ortaya koyarken açıklamıştı. Marx, üretimin artan toplumsallaşması ile yaratılan artı değere özel mülk sahibi tarafından el konulması arasındaki çelişkinin bir ürünü olan bu eğilimi “üretici güçlerin yıkıcı güçlere dönüşmesi” diye niteliyordu. Kapitalizmin sınırlarına işaret eden bu eğilimin anlamı, meselenin, yöneticilerin, politikacıların hatalarında, insanların sevgi yoksunu olmalarında, ahlaki çürümüşlük içinde olmalarında, vicdansız davranmalarında değil, onları öyle davranmaya zorlayan maddi koşullarda yatmaktadır.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Ama her şeye değmişti! Kapital, dostun düşmanın teslim ettiği gibi, eşsiz bir çalışma olarak modern dünyada devleşecek bir yapıttı. Kapitalist ekonominin sırlarını, onu oluşturan toplumsal ilişkileri ve teknik üretim usullerini, işleyiş tarzını, tarihsel gelişme yasalarını sapasağlam bir akıl yürütmeyle ortaya koyan bir yapıt çıkartmıştı Marx ortaya. 1867’den sonra modern dünyanın hâkim sınıfı burjuvazi, kapitalist sınıf, patronlar sınıfı, adına ne derseniz deyin, artık köpeksiz köyde dolaşır gibi, kendi düzeninin işçiler ve emekçiler için dünyaların en iyisi olduğunu eskisi gibi iddia edemeyecekti. Bütün foyası ortaya dökülmüş, kapitalizmin bir sömürü sistemi olduğu ve geleceğinin olmadığı ortaya konulmuştu.

Gerçek'i paylaş:

Durum bu ise, her kim AKP’nin otoriter rejimi altında, yani sırf liberal demokrasi yok diye, gerek ulusal gerekse uluslararası sermayenin yatırıma yönelmeyeceğini, ülkeden kaçacağını düşünüyorsa büyük bir hata içindedir. Sermaye sınıfının farklı fraksiyonlarından hiçbirinin ülkede demokrasi olup olmadığına ilişkin bir endişesi yoktur, olsa olsa kârlılık endişeleri olur. Eğer kâr ve sermaye birikimi, daha otoriter, daha faşist bir siyasal rejim altında elde edilecekse, hiçbir sermaye sahibi buna itiraz etmeyecektir. Bugünkü yaşadığımız otoriter rejim de burjuva sınıfının ihtiyaçları çerçevesinde ortaya çıkmıştır.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Geçmiş verilerle kıyaslarsak, Türkiye’deki işsizlik oranının 2012 yılından bu yana en yüksek seviyesine ulaştığını görüyoruz. Ülkede işsizlik almış başını gidiyorken dünyada da sefalet endeksinde altıncı sıradayız. Bu sefaleti yaşayanlar, yoksulluk sınırının neredeyse dörtte birine denk gelen asgari ücretle geçinmeye çalışan emekçiler ve bu kadarını bile bulamayan işsizler… Patronların cephesinde durum böyle değil. Ülkenin büyük patronları servetlerine servet katmaya devam ediyor.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

6-10 Eylül 2017 tarihinde “17’den 17’ye” başlığıyla toplanmakta olan 12. Karaburun Bilim Kongresi’nde hem 100. yıldönümü vesilesiyle Ekim devrimi, hem de Birinci Cildi’nin yayınlanması vesilesiyle Marx’ın başeseri Kapital konuşuluyor. Açılış Oturumu’nda konuşmak üzere davetli olan yoldaşımız Sungur Savran mücbir sebeple toplantıya katılamadığından oturumda okunmak üzere bir mesaj yolladı. 6 Eylül günü Açılış Oturumu’nda okunan bu mesajı aşağıda yayınlıyoruz.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

AKP’li yöneticiler bu yaşanan felakete sanki sıradan bir doğa olayıymış, kendilerinin yapabileceği bir şey yokmuş, sanki suçlu olan birisi varsa o da doğanın kendisiymiş gibi yaklaşıyor. Hâlbuki gerçekler bu felaketin en büyük sorumlusunun AKP hükümeti olduğunu gösteriyor.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Kapitalizm diri diri yakıyor. Sınır tanımaksızın. Siz hâlâ halkın diniyle oyun oynayıp kapitalizmin şerrini onlardan gizliyorsunuz. İşçi sınıfının her yerde sömürüldüğünü, ezildiğini, horlandığını, kısacası insan yerine konulmadığını saklıyorsunuz. Bu sorunlar “sahura kalkmak”la değil, ayağa kalkmakla çözülür.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

1913: Fırtınadan Önce adlı kitabında Florian Ilies, 1910 yılında basılmış ve dünya çapında çoksatar olmuş Büyük Yanılsama kitabına atıfla şöyle yazıyor: “Asla bir daha savaş çıkmazdı, Norman Angell (kitabın yazarı) bundan emindi. Angell küreselleşme çağının dünya savaşlarını imkânsız hale getirdiğini, çünkü bütün ülkelerin çoktandır ekonomik olarak birbirine sıkı sıkıya bağlı olduklarını açıklamaktadır. İktisadi ağların yanı sıra iletişimdeki hele de finans dünyasındaki uluslararası bağların savaşı anlamsız kıldığını da söyler”. Son 20 yılda Türkiye’de sol liberal aydınların yazılarına aşina Türkiyeli okur için bu satırlar hiç de yabancı olmasa gerek. Oysa güncel gelişmeler tam da bu “büyük yanılsama”nın müthiş bir öngörüsüzlük olduğunu gün be gün ortaya koyuyor. Kanaatimiz o yöndedir ki, artık “küreselleşme” söyleminin tedavülden kalkmakta olduğu bir döneme girmiş bulunmaktayız.

Gerçek'i paylaş:

Sayfalar

kapitalizm beslemesine abone olun.

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri