Duvar

1913: Fırtınadan Önce adlı kitabında Florian Ilies, 1910 yılında basılmış ve dünya çapında çoksatar olmuş Büyük Yanılsama kitabına atıfla şöyle yazıyor: “Asla bir daha savaş çıkmazdı, Norman Angell (kitabın yazarı) bundan emindi. Angell küreselleşme çağının dünya savaşlarını imkânsız hale getirdiğini, çünkü bütün ülkelerin çoktandır ekonomik olarak birbirine sıkı sıkıya bağlı olduklarını açıklamaktadır. İktisadi ağların yanı sıra iletişimdeki hele de finans dünyasındaki uluslararası bağların savaşı anlamsız kıldığını da söyler”. Son 20 yılda Türkiye’de sol liberal aydınların yazılarına aşina Türkiyeli okur için bu satırlar hiç de yabancı olmasa gerek. Oysa güncel gelişmeler tam da bu “büyük yanılsama”nın müthiş bir öngörüsüzlük olduğunu gün be gün ortaya koyuyor. Kanaatimiz o yöndedir ki, artık “küreselleşme” söyleminin tedavülden kalkmakta olduğu bir döneme girmiş bulunmaktayız.  

Önce şunu belirtelim. Kısaca süre önce Davos’ta gerçekleştirilen Dünya Ekonomik Forumu toplantıları, giderek derinleşen dünya ekonomik krizi karşısında uluslararası burjuvazinin hem şaşkın ve çözümsüz olduğunu hem de krizin olası ağır toplumsal sonuçlarından oldukça kaygı duyduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Onlar ne kadar “küreselleşmeyi nasıl ayakta tutabiliriz?” diye tartışadursunlar, ABD başkanı Trump koltuğuna oturur oturmaz Meksika sınırına duvar örme kararını imzaladı bile. Biz bu kararın, uygulamaya geçip geçmeyeceği henüz kesinleşmese bile, önümüzdeki günler için önemli bir işaret fişeği olduğu kanaatindeyiz.

Şöyle izah edelim: ABD burjuvazisi, uluslararası burjuvazinin diğer kesimleri gibi dünya kapitalizminin üçüncü büyük depresyonu karşısında henüz bütünlüklü, başarı vaat eden bir stratejiye sahip değil. Bununla birlikte Trump’ın “Önce Amerika” politikasının ürünü olan Meksika sınırına duvar örme kararı, bizce sermayenin “küreselleşme” söylemine sırtını dönüp, istemeye istemeye de olsa, daha korumacı bir temelde kâr arayışı stratejisine yönelmekte olduğunun bir öncü göstergesi. Yeri gelmişken, bu güçlenen eğilimin sadece ABD’de Trump’ın, Avrupa’da Le Pen’in ve diğer faşizan liderlerin kişilikleriyle ya da halkın sisteme duydukları öfkeyi kendi çıkarları için kullandıkları bir göz boyama ile açıklamanın kendi başına yeterli olmadığı kanısındayız. Yıllardır krize karşı aldıkları bütün tedbirlerin sonuç vermemesidir ki uluslararası sermayeyi öbür uca savrulmaya adım adım zorlamaktadır. Öbür uç diyoruz; zira yazının başında adı geçen kitapta da belirtildiği gibi bir uçta ülkeler arasındaki bağların giderek sıkılaştığı, üretimin toplumsallaşmasının giderek arttığı bir dünya ekonomisi var. 1910’da bile durum öyleyse varın siz düşünün bugünkü uluslararası bütünleşmenin gelişmişlik düzeyini. Ancak öbür ucun, yani dünya kapitalizminin birbirleriyle rekabet etmek zorunda olan ulus-devletlere bölünmüşlüğünün sürüyor olması, günümüz kriz koşullarında bu iki uç arasındaki çelişkinin daha da keskinleştiği anlamına geliyor. Kapitalizmin söz konusu çelişkiyi aşamamasının doğurduğu bu muhtemel stratejik yöneliş, ticaret savaşlarından emekçilerin daha fazla sömürüldüğü çalışma koşullarına kadar ağır toplumsal bedellere gebedir. Her türlü faşizan eğilimi besleyen, küresel işçi sınıfını duvarlar örerek bölmeye dayalı bu yönelişe karşı tek umut ışığı her kimlikten emekçinin dayanışma içinde ve enternasyonalizm temelinde birlikte mücadeleyi yükseltmesidir.

Trump’a dair ilginç bir anekdotla bitirelim. Birkaç sene evvel “ölümü bile paraya çevirecek” başlığıyla yayınlanan bir haberde ABD’li emlak kralı Trump’ın mezarlık sektörüne hızlı bir giriş yaptığı ve New Jersey eyaletinde bulunan “Trump Ulusal Golf Kulübü” arsasının bir bölümünü mezarlık haline getirmeye karar verdiği, ayrıca söz konusu mezarlıktan sadece golf kulübü üyelerinin yararlanabileceği belirtiliyor (Milliyet, 03.02.2012). Burjuva kafası. Ölürken bile – kendi ayrıcalıkları için duvarlar örerek – para kazanma peşinde. Tüm emekçiler ve ezilenler olarak “fırtınadan önce” ağır bir görevle karşı karşıyayız: o duvarları yıkmak!   

Bu yazı Gerçek Gazetesi'nin Şubat 2017 tarihli 88. sayısında yayınlanmıştır.

Gerçek'i paylaş:

Referandumdan 1 Mayıs'a; sömürülenlerin değil, üretenlerin dediği olacak!

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri