Gündemdekiler

Gerçek, 5 Ekim 2017
AKP iktidarı hem kendi içinde hem de müttefikleri ile önemli çelişkiler yaşıyor. Uzun zamandır farklı yazılarda işlemekte olduğumuz bu çelişkiler her zaman su üstüne çıkmıyordu. Ancak son dönemde bu çelişkileri gözlerden uzak tutmanın, çatırdamaların duyulmasını engellemenin pek de mümkün olmadığı gözüküyor.
Gerçek, 30 Eylül 2017
Ailelerin geliri düştükçe eğitim erişilebilir olmaktan çıkıyor. İktidarın bütün eğitim politikası eğitimi olabildiğince özelleştirmek, yük olarak gördüğü özele hiç gidemeyecekleri eğitimden uzaklaştırmak ve ucuz işgücü haline getirmek üzerine kurulu. Emekçiler olarak artık masaya yumruğumuzu vurmalıyız. Ücretlerimizden ulaşıma, elektrikten ekmeğe her kalemde kestikleri vergileri özel okul patronlarına hibe eden gaspçılara karşı parasız, nitelikli eğitim hakkı talebini yükseltmeliyiz. Ne TEOG’u, ne de yerine getirecekleri daha berbat bir sistemi kabul etmiyoruz.
Gerçek, 18 Eylül 2017
Devrimci İşçi Partisi 4. kongresinde, muzaffer Ekim devriminin yüzüncü yılı olan 2017’yi Ekim devrimi yılı ilan etmişti. Bu doğrultuda yıl boyunca Ekim devrimi ile ilgili eğitim çalışmaları ve seminerler gerçekleştirdi, Gerçek gazetesinde her ay düzenli olarak bu konuyu işleyerek devrimin deneyimlerini ve bu deneyimlerden çıkarılacak dersleri işçi ve emekçilerle buluşturmaya gayret gösterdi. Bu çalışmaların sonucu olarak da yaz sonunda merkezi bir eğitim kampı örgütledi.
Gerçek, 14 Eylül 2017
Bu davaya ilişkin Türkiye’nin emekçi halkının menfaatlerini gözeten ve gerçeklere dayanan bir siyasi tutumun alınması gerekmektedir. Bu anlamda sol ve sosyalist çevrelerde sıkça görüldüğü gibi ABD’den gelen açıklamaları “yorumsuz”haberleştirmek, çok önemli bir siyasi sorunda “sorumsuz” davranmak demektir. Türkiye’nin işçi ve emekçilerinin bu dava bağlamında emperyalizmden ve iktidardan bağımsız bir siyasi tutum geliştirmesi zorunludur.
Mustafa Kemal Coşkun, 13 Eylül 2017
Durum bu ise, her kim AKP’nin otoriter rejimi altında, yani sırf liberal demokrasi yok diye, gerek ulusal gerekse uluslararası sermayenin yatırıma yönelmeyeceğini, ülkeden kaçacağını düşünüyorsa büyük bir hata içindedir. Sermaye sınıfının farklı fraksiyonlarından hiçbirinin ülkede demokrasi olup olmadığına ilişkin bir endişesi yoktur, olsa olsa kârlılık endişeleri olur. Eğer kâr ve sermaye birikimi, daha otoriter, daha faşist bir siyasal rejim altında elde edilecekse, hiçbir sermaye sahibi buna itiraz etmeyecektir. Bugünkü yaşadığımız otoriter rejim de burjuva sınıfının ihtiyaçları...
Armağan Tulun, 8 Eylül 2017
Eğer emperyalizme karşı gerçek bir mücadele verilecekse bu ülkenin emekçi halkı gerekli fedakârlığı yapacaktır. Ama bu lafta kalmayan bir mücadele olmalıdır. Gümrük Birliği zincirini kırmaya, NATO’dan çıkmaya, İncirlik’i kapatmaya ve tüm emperyalist askerleri ülkeden kovup, komşu ve kardeş halklarla barışı ve kardeşliği sağlamaya dayanmalıdır. Ne Erdoğan’ın istibdadı böyle bir politika izleyebilir, ne Amerikan muhalefeti. Emekçi halk Türkiye’yi yeniden kurmak için burjuvaziden ve emperyalizmden bağımsız bir mücadelenin yoluna girmelidir. Türkiye’de ekmek ve hürriyet kavgası ancak...
Gerçek, 7 Eylül 2017
Ama mesele aşırı sömürü ve sermaye birikimi ile sınırlı değil. Nerede silah söz konusu ise, orada aynı zamanda siyasi mücadelede yığınak da söz konusudur. Hele Türkiye gibi, ordusu ve polis teşkilatı yıllardır hallaç pamuğu gibi atılmakta olan, 2016’da ise tam boy bir darbe girişimi yaşayan bir ülkede. Özel güvenlik şirketlerinin birçoğu emekli polis ve (çoğu astsubay olmak üzere) askerler tarafından kuruluyor. Bunların bugün polis teşkilatını adım adım kendine tâbi hale getirmekte olan AKP iktidarına görünmez bağlarla bağlanacakları açık.
Gerçek, 6 Eylül 2017
İşçinin emekçinin mutfağındaki yangın, memleketi kasıp kavuran siyasi yangından bağımsız değil. Çünkü Erdoğan ve AKP’nin inşa etmeye çalıştığı istibdad rejiminin maddi manevi tüm maliyeti emekçi halkın sırtına yıkılmış durumda. Demokrasi karın doyurmaz. Ama demokrasinin kırıntılarını dahi yok eden istibdad rejimi insanları sadece hürriyetten yoksun kılmıyor, aç da bırakıyor.
Levent Dölek, 2 Eylül 2017
Yargı istibdadın karşısında eğilmiyor, yerlerde sürünüyor! Ama hâlâ Türkiye’ye diz çöktürebilmiş değiller. Ayakta dimdik duran, her türlü baskıya karşı direnen, iktidarı adım adım yalnız bırakan emekçiler var. Ülkeyi ayakta tutan da bu ülkeyi yeniden kuracak olan da onlar.
Gerçek, 22 Ağustos 2017
Bir süredir Erdoğan ve AKP’nin Kılıçdaroğlu’nun tutuklanması için yargıyı yönlendirdiğine dair iddialar tartışılıyor. Bu iddiaların tartışılması bile son derece vahimdir. Zira ana muhalefet partisi liderinin bu şekilde saf dışı bırakılması neresinden bakarsanız bakın iktidarın olağan bir siyasi girişimi olarak görülemez.

Sayfalar

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri