Gündemdekiler

Sungur Savran, 7 Ocak 2017
DAİŞ’in yılbaşı gecesi İstanbul’da Reina adlı gece kulübünde gerçekleştirdiği katliam hakkında doğru yanlış söylenmedik şey kalmadı. Ama kimse bunun DAİŞ’in Türkiye’deki eylem ve katliamlarında yeni bir evre olduğunu fark etmedi. DAİŞ’in eylemleri çeşitli evrelerde değişik işlevler taşıdı. Bir ilk aşamada (en tipik örneği Reyhanlı 2013) Türkiye içinden kendisine verilen desteğin durdurulması ihtimaline karşı uyarıda bulundu. Bu amaca yönelik eylemler yeni amaçlar devreye girdikten sonra da devam edecekti. İkinci aşamada, 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra düzenlediği bombalı saldırılardan (...
Gerçek, 7 Ocak 2017
Emekçi halkın güvenlik sorunu en başta Türkiye'yi Suriyeleştiren iktidardan kurtulmayı gerektiriyor. Ardı ardına patlayan bombalara Rus Büyükelçi'nin bir çevik kuvvet polisi tarafından öldürülmesi skandalı eklendiğinde en azından felç halindeki iç güvenlik aygıtının başında tek "başarısı" yüzlerce muhalifi gözaltına almaktan ibaret olan Süleyman Soylu'yu görevden almayan iktidar böylece yeni katliamların da siyasi sorumluluğunu üstlenmiş durumdadır.
Gerçek, 7 Ocak 2017
İstibdadın sopası, patronların sopasıdır. Unutmayın! Emekçi çocukları cephelerde can verirken, Koç’lar, iktidardan aldıkları tank ihalelerinden milyarları cebe indiriyor! İşçi yeni yıla açlık sınırının altındaki asgari ücretle, işten çıkarmalarla girdi, patronlar rekor kârlarla! OHAL'de işçilerin yürüyüşleri yasaklanıyor, OHAL kanununun verdiği işten çıkartmayı erteleme yetkisi ise hiçbir zaman kullanılmadı!
Armağan Tulun, 5 Ocak 2017
OHAL'in uzatılması gibi enine boyuna düşünülmesi tartışılması gereken bir kararı, bırakın toplumun farklı kesimlerini, sendikaları, demokratik kitle örgütlerini ve muhalefet partilerini dinlemeyi kendi içinde bile tartışmaya tenezzül etmeden telefonla, faksla alan bir iktidarın yetkilerini bir kişiye devrettiğinde nasıl bir yönetimle karşı karşıya kalacağımız ortada.
Levent Dölek, 4 Aralık 2016
Madende eşini kaybeden kadın, cemaat yurdunda kızını kaybeden veli, hakkı yenen emekçi, atanamayan öğretmen, öğretmeni olmayan öğrenci, işsiz kalan işçi, hastaneden aylar sonrasına randevu alan hasta, siftah yapmadan kepenk kapatan esnaf, tefecinin eline düşen köylü devleti arıyor. Bulabilene aşkolsun... Hâlbuki ellerine bir pankart alıp iki slogan atsalar, bir kaç metre yürüseler sokakta, devlet hemen bitiverecek yanlarında. 
Gerçek, 4 Aralık 2016
Olağanüstü hal (OHAL) ilan edileli beri hükümetin yaptığı uygulamalar, OHAL’in giderek meşruiyetini yitirmesine neden oldu. Darbeye karşı ilan edildiği söylenen ve halkı etkilemeyeceği iddia edilen ve bu temelde OHAL’e meşruluk sağlamaya çalışan Erdoğan ve AKP iktidarı her adımda daha fazla emekçi halka saldırdı. Anayasa Mahkemesi’nin 2014 yılında Anayasa’ya aykırı bularak iptal ettiği grev yasakları son KHK’ya eklendi. Erdoğan ve AKP'nin OHAL fırsatçısı istibdad rejiminin maskesi düştü, işçi düşmanı yüzü tüm çıplaklığı ile ortaya çıktı.
Gerçek, 3 Aralık 2016
Krizi yaratan yerlisiyle, yabancısıyla sermayedir. Bedelini de onlar ödemelidir. Emeğimizi sömürüp bize açlığı reva görenlere, kıdem tazminatı başta olmak üzere kazanılmış haklarımıza göz dikenlere vereceğimiz cevap sendikal ve siyasal olarak örgütlenmektir, işgaldir, grevdir, direniştir.
Armağan Tulun, 30 Kasım 2016
Aralık 2005’te Bursa’da Nilüfer’de çıkan yangında fabrikaya kilitlendiği için yanarak can veren 5 işçi kadın bu 12 çocuğun ablalarıdır. Mart 2012’de İstanbul’un karında kışında, Esenyurt’ta bir inşaatta, kaldıkları derme çatma çadırda acil durumda çıkacakları ikinci bir kapı olmadığı için yanarak can veren 11 işçi de ağabeyleri. Hepsi aynı aileden, işçi sınıfından, emekçi halktan. Hepsinin de kaderi değil ama katili bir, her şeyin merkezine kâr hırsını koyan, bunun için her türlü gericiliği besleyen sermaye düzeni. Yıkalım bu köhne düzeni ve kimsenin burnunun bile kanamayacağı bambaşka bir...
Gerçek, 10 Kasım 2016
OHAL ilan edildiğinden bu yana fırsatçılar hayatın her alanına olağanüstü müdahalelerde bulunmaya başladı. Hız kesmeden de fırsatçılığa devam ediyorlar. İşlerini yapmaya çalışan gazetecileri gözaltına aldılar, muhalif gazetelerin kapısına mühür vurdular, kamu emekçilerini on binlerle ihraç ettiler, belediyelere kayyım atadılar, halkın iradesini temsil eden belediye başkanlarını gözaltına aldılar, tutukladılar. Yetmedi iradesine sahip çıkan halka saldırdılar. Bunlar devletin bir halkı sindirmek için OHAL’den nasıl fırsatlar çıkardığını gözler önüne seren, dışarıda gördüklerimiz duyduklarımız....
Sungur Savran, 10 Kasım 2016
Suriye savaşı 2011’den günümüze bütün dünyanın gündeminin en ön planında oldu. Bu (akamete uğrayan bir devrimin yaşandığı ilk altı ayı hariç) bir iç savaştı. Baas rejimi ve Beşşar Esad’ın güçleri ile başını tekfirci-mezhepçi örgütler DAİŞ ve El Nusra’nın çektiği Sünni ordular arasında bir iç savaş. Ama Suriye savaşı aynı zamanda bütün dünyanın müdahale ettiği bir savaştı. En başta ABD ve AB emperyalizmi ile onların bölgedeki en iyi müttefikleri Suud, Katar ve AKP Türkiyesi arasındaki ittifak Sünni orduları besleyen el oldu. Bunların karşısında ise İran, Irak ve Lübnan Hizbullahı, Esad...

Sayfalar

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri