Mandela'nın Uludere'si!

Güney Afrika’da polis eylemdeki bir işçi topluluğuna ateş açarak en az 18 işçiyi, bazı haberlere göre 35 işçiyi katletti. Ülkenin başkenti Johannesburg’un yakınlarındaki Marikana kentinde, Lonmin şirketine ait platin madeninde 3000 işçi geçtiğimiz Cuma günü ücret artışı talebiyle greve çıkmıştı. Daha önce de ikisi polis, sekizi işçi on kişinin, grevcilerle polis arasındaki şiddetli çatışmalarda hayatını yitirdiği belirtiliyor.

Olayın Türkiye televizyonlarında da gösterilen videosu, polisin ortada tehlike yokken işçilerin üzerine bilinçli bir biçimde acımasızca ateş ederek gerçek bir katliam yaptığını açıkça ortaya koyuyor. Polisin gerekçesi işçilerin “silahlı” olduğu. Ama işçilerde bulunan “silahlar” “machete” olarak anılan, tarımda kullanılan pala benzeri bıçaklar dışında sadece sopa. Yani ateşli silah yok. Oysa polis ölümcül ateşini açtığında işçi grubuyla arasında en az 100 metre var! Düpedüz katliam!

Bu olay Güney Afrika gerçeğini çarpıcı biçimde özetliyor. Birincisi, liberallerin, solun büyük çoğunluğunun ve maalesef Kürt hareketinin yere göğe sığdıramadığı Nelson Mandela’nın kurduğu apartheid sonrası Güney Afrika “demokrasi”sinin nasıl apartheid rejiminin en önemli özelliklerini olduğu gibi sürdürdüğü ortaya çıkıyor. İstisnasız her haber, Güney Afrikalıların olayı televizyonda izlediklerinde ırkçı rejimin polisinin katliamlarını hatırladıklarını belirtiyor. Güney Afrika’da 1994’te Mandela’nın cumhurbaşkanlığına seçilmesiyle ırk ayrımcılığı, evet, hukuki olarak ortadan kalkmıştır, ama bir sosyo-ekonomik sistem olarak ırkçı kapitalizm aynı acımasızlıkla, aynı hunharlıkla sürüyor. Siyahi nüfus hala tüyler ürpertici bir yoksullukla, başa çıkılamayacak bir işsizlikle ve insan olanın izanına hakaret olacak bir eşitsizlikle yaşamak zorunda. Bu koşullar altında böyle şiddetli patlamalar neredeyse kaçınılmaz hale geliyor.

İkincisi, Güney Afrika hala uluslararası sermayenin iliklerine kadar sömürdüğü doğal kaynak zengini ülke özelliğini taşımaya devam ediyor. Olayların patlak verdiği madenin sahibi Lonmin PCL, merkezi Londra’da bir “çokuluslu” şirket. Değişen tek şey, emperyalistlerin ve güçlü Güney Afrika beyaz burjuvazisinin sömürüsünü güvence altına alanın şimdi, eskiden apartheid adını taşıyan ırk ayrımcılığı rejimine karşı mücadelenin örgütü olan (Mandela’nın da lideri olduğu) African National Congress (ANC) ve onun müttefiki SACP (Güney Afrika Komünist Partisi) olması. (Stalinizmin nelere kadir olduğunun, görmek isteyenler için yeni bir belgesi!) ANC içinden sıyrılan bir yeni siyahi burjuvazi giderek kırıntılarla zenginleşti, hepsi bu!

Üçüncüsü, bu çirkin oyunun ortaklarından birinin Afrika tarihinde görülmüş en güçlü sendika hareketlerinden biri olması. COSATU (Congress of South African Trade Unions-Güney Afrika Sendikalar Birligi), 1980’li yılların ortalarında Güney Afrika siyahi işçi sınıfı apartheid’e karşı devrimci bir ruh durumuyla mücadele ederken kurulmuş olan son derecede ilerici bir konfederasyondu. National Union of Mineworkers (NUM-Ulusal Maden İşçileri Sendikası) ise, olağanüstü yeraltı zenginliği ile her zaman emperyalizmin ağzını sulandırmış olan bu ülkede COSATU’nun en güçlü sendikalarından biri. İşte bugün olayların arka planını oluşturan grev, NUM’dan koparak daha radikal mücadeleye girmeye taraftar olan bir başka sendikaya (Association of Mine Workers and Construction Union-AMCU-Maden ve İnşaat İşçileri Sendikası) geçen işçilerin eseridir.

Yani Mandela’nın ANC’si emperyalist ve yerli sermayenin sömürü düzenini güvenceye almış, ANC’nin müttefiki sendikalar yeni düzenin işçi sınıfı içindeki ajanı rolünü üstlenmiş, Mandela’nın kurduğu düzenin polisi de işçileri katletmiştir. Oysa ANC 1990’lı yılların başına kadar kapitalizme karşı bir ittifak idi! Dolaysız, acil sorunu ırk ayrımcılığı, yani apartheid rejimi olan Güney Afrika, devrimci dinamikler taşıyordu. ANC bu dinamikleri boğdu ve apartheid’in hukuki varlığının sona ermesi karşılığında düzene teslim oldu. Radikal siyasi güçlerin kapitalist sömürü düzeniyle uzlaşarak devrim dinamiklerini boğmasını marifet sayanlar, Mandela’yı son onyılların en büyük kahramanı kabul edenler, bugün susun! Katliam sizin kahramanınızın eseridir!

Güney Afrika’nın kapitalist sömürü ve ırkçı baskı altında çifte ezilmişlik yaşayan işçi sınıfı ve yoksullarının kurtuluşu, her ikisini de ortadan kaldıracak sürekli devrimdedir!

 

3

2

4

5