Eğitim Sen üyeleri uyarı yazılarını ODTÜ Rektörlüğüne iade etti

ODTÜ’de bahar aylarında düzenlenen çok sayıda eylem ve etkinliğin ardından Rektörlük tarafından sendika üyelerine, öğrencilere ve hatta mezunlara gönderilen uyarı yazıları ve açılan soruşturmalar Eğitim Sen Ankara 5 No’lu Şube ODTÜ İşyeri Temsilciliğinin çağrısıyla protesto edildi.

Rektörlük önünde yapılan basın açıklamasıyla verilen ihtar yönetime iade edildi. OHAL koşullarında yükselen istibdad rejiminin ODTÜ’deki yansımaları olarak nitelendirilen bu uyarı cezaları ve soruşturmaların ODTÜ emekçileri nezdinde bir karşılığı olmadığı söylendi. Eylemde sık sık “Baskılar bizi yıldıramaz” ve “Üniversiteler bizimdir, bizimle özgürleşecek” sloganları atıldı.

Eğitim Sen tarafından kamuoyuna açıklanan ve Rektör, Rektör Yardımcıları, Rektör Danışmanları, Üniversite Yönetim Kurulu ve Üniversite Senatosu Üyelerine gönderilen metin aşağıda yer almaktadır.

 

Basına ve kamuoyuna;

Birinci yılını dolduran OHAL, toplumsal ve siyasal pek çok alanda olduğu gibi üniversitelerde de büyük bir yıkıma ve çürümüşlüğe yol açtı. KHK’lar ile yönetilmeye çalışılan ülkemizde pek çok akademisyen haksızlığa uğrayarak ya kadro hakkını kaybetti, ya ihraç edildi ya da çalıştığı üniversite kapatıldığı için işsiz kaldı. ÖYP’li araştırma görevlilerinin iş güvenceleri kaldırılırken, güvencesiz çalışmanın önü bütün kadrolar için açılmış oldu. Şimdi Tayyip Erdoğan’ın son açıklamalarından sonra yardımcı doçentler bile diken üstünde. Memleket sathında çok daha fazlası yaşanır ve üniversitelerin de içi boşaltılırken, OHAL uygulamalarıyla, bunların yarattığı tehditler ODTÜ’nün kapısına dayandı.

Kent planlamasını halk için değil rant için yöneten Melih Gökçek, öğrendiğimiz üzere, Bilkent Şehir Hastanesine ulaşım sağlama bahanesiyle yine ODTÜ kampüsüne göz dikmiş durumda. Her fırsatta kişisel ve siyasal husumetini arsa spekülasyonları ve inşaat vurgunculuğuyla harmanlamayı çok iyi beceriyor. Yeni hedefi ODTÜ kampüsü içerisine üç adet daha yol inşa etmek. Bu yolların, ihtiyacı olanları bir an evvel hastaneye kavuşturmaktan başka amaçlar için, rantın yolu olarak tasarlandığını, ortaya çıkan imar planlarından biliyoruz. Emin olsun, kampüsümüze sahip çıkacağız!

Bilindiği üzere, Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök, geçtiğimiz yaz düzenlenen rektörlük seçiminde, çoğunluğunun oy hakkı olmasa da binlerce çalışanı bulunan bir üniversitede, yüzün üzerinde öğretim üyesinin desteğini almış olup birinci gelememiştir. Ancak 15 Temmuz darbe girişimi ve OHAL ilanının hemen ardından Tayyip Erdoğan tarafından Rektör olarak atanmıştır. Akabinde ise bir KHK ile demokrasi kırıntısı sayılabilecek rektörlük seçimleri tüm üniversiteler için kaldırıldı. Her ne kadar Sayın Rektör, görevi kabul etme gerekçelerinin ileride daha iyi anlaşılacağını belirtse de gidişat maalesef şüphe uyandırıcıdır. Mevcut yönetimin, iktidarın bir kadroyu tüm ülke için zararları acı deneyimlerle kanıtlanan yönetim taktiklerini uygulamak üzere başımıza getirdiği en kötü senaryodan bir farkı kalmaz ise en ufak bir meşruiyetinin de kalmayacağını kaydetmek isteriz. Üniversitemizin yeni yönetimi göreve geleli daha bir yıl olmuşken, ODTÜ’nün değerleriyle çelişen pek çok yönelişin ve uygulamanın hayata geçirilişini dikkatle izlemekteyiz.

Güz Döneminde, üye ve yöneticilerimiz hakkındaki soruşturmalar nedeniyle gerçekleştirdiğimiz nöbet eylemi sona erer ermez, Ankara Valiliğinin kararı üzerine Genel Sekreterlik marifetiyle, 17 maddelik “güvenlik tedbirleri” genelgesi yayınlandı. Genelge ile çok sayıda kısıtlama dayatıldı, adeta tüm ODTÜ bileşenleri şüpheli konumuna sokuldu. Oysa bizlerin hiçbir suçumuz yok, memleketi bu hale kimlerin getirdiğini hepimiz çok çok iyi biliyoruz. Elbette haklı olarak, durum pek çok ODTÜ’lü tarafından baskı rejiminin üniversite içindeki izdüşümü ve OHAL alıştırması olarak anlaşıldı. Eğer kimi üniversite yöneticilerinin hedefi ODTÜ’yü ve ODTÜ’lüleri korumak ise bunu iktidarın emirlerini derhal hazır ola geçip uygulayarak sağlayamazlar. En basitinden 2012’nin Aralık ayında Tayyip Erdoğan binlerce polis eşliğinde ODTÜ’ye girdiğinde yaşananları hatırlamaları yeterli olacaktır. ODTÜ’yü savunan, “ODTÜ Ayakta” diyen üniversitemiz bileşenleri ve bu tavra sahip çıkan halkımız olmuştur.

Bahar Döneminde ise, sırf iktidarın hoşuna gitmeyecek etkinliklerde bulundukları için pek çok öğrencimize uyarılar gönderildi. Bunların üzerine, mezuniyet töreni öğrencilerin ciddi bir protestosuna sahne oldu. Her ne kadar yaşananların üniversite yönetimi tarafından saygıyla karşılandığı ve bir demokratik hak olduğuna inanıldığı, protestonun ODTÜ’nün ruhunda ve kültüründe var olduğu dile getirilmişse de neticede jet hızıyla çok sayıda öğrencimize soruşturma açıldı. Yönetimin, neden, ayrıca hangi iç ve dış baskılar altında bu söylem ve tavır değişikliğine gittiği bir soru işaretidir. Rektörün protesto edilmesi haricinde ilk akla gelen, ODTÜ mezuniyet törenlerinin eleştirel pankartları ile bütün ülkenin dikkatle izlediği bir etkinlik olması ve iktidar tarafından buna artık bir son verilmek istenmesi olmaktadır. Mezuniyet törenlerinde eleştiri dile getirilmesi ODTÜ’nün bir değeridir, değerlerimize sahip çıkacağız!

Yaz Döneminde de, sendikamız üyelerinden, öğrencilere ve mezunlara kadar çeşitli ODTÜ bileşenleri anlaşılmaz tutumlara maruz kalıyor. Rektörlük tarafından üyelerimize gönderilen yazılarda Nisan ve Mayıs ayları içerisinde izinsiz yürüyüş ve söyleşilere katıldıkları gerekçesiyle uyarıldıkları, tekrar etmeleri durumunda haklarında soruşturma açılacağı ifade edildi. Belirtilen tarihlerde; memleketin yönetim biçimini bir istibdad rejimine dönüştüren şaibeli referandum öncesinde yapılan HAYIR şenliği, işine dönmek için açlık grevi yapan akademisyen Nuriye Gülmen’in katıldığı bir söyleşi, 1 Mayıs vesilesiyle işçi sendikaları ile birlikte düzenlediğimiz çağrı yürüyüşü ve Türkiye’nin ilk Bahar Şenliğinin geleneksel DEVRİM yürüyüşü gerçekleştirilmiştir. Yönetimde birileri, ülkenin kaderini belirleyen referandum hakkında üniversite bileşenlerinin bir şenlikle görüşlerini açıklamalarından rahatsız mıdır? Haksız yere işinden atılan binlerce insanımızdan biri olan genç bir akademisyenin, çimlerde halka şeklinde oturup meslektaşları ve öğrenciler ile sohbet etmesinden kim neden korkuyor? Tüm dünyada ve ülkemizde de bayram ilan edilip kutlanan, emekçilerin taleplerini ve özlemlerini dile getirdiği 1 Mayıs’ı, ODTÜ’de yasaklamak isteyen kim? ODTÜ’nün sembollerinden biri, belki de en bilineni olan DEVRİM Stadyumuna, her sene bahar şenliğinde yürüyüş düzenleyip yeniden DEVRİM yazılmasını hazmedememek neden? Bunlar ve benzeri etkinlikler yıllardır ifade, örgütlenme, gösteri özgürlükleri çerçevesinde ODTÜ’de icra edilmektedir ve bundan sonra da şüphesiz ve tereddütsüz biçimde edilecektir. ODTÜ’yü iktidarın istediği biçimde dönüştürmek adına bir takım hesaplar içinde olanlar sakın heveslenmesin. İstibdad karşısında ifade hürriyetimize, örgütlenme hürriyetimize, toplanma ve gösteri hürriyetlerimize sahip çıkacağız!

Üniversitenin sermaye ile daha fazla işbirliği yapacağı yönetim tarafından defaten belirtilmiştir. Bunun sonucu olarak mezuniyet töreninde İş Bankası yöneticilerini dinlemek zorunda bırakıldık. Türkcell, karşılığında ne verildiği belli olmayan şekilde “bütçemize katkıda” bulunuyor. Çeşitli amfilerin, üniversite alanlarının yenilenmesi için uluslararası tekellerden para alınacağı iddiaları kulaktan kulağa dolaşıyor. Büyük şirketler tarafından sağlanan olanakların üniversiteye özgürlük getirdiği iddiası gerçek değildir. Deneyimle sabittir, bu işlerin sonunda parayı veren düdüğü çaldığından akademi sermayenin güdümüne girmekte, adeta zincire vurulmaktadır. Üniversitenin, toplumun değil bir avuç zenginin ve güç sahibinin çıkarları için dizayn edilmesi hemen her yerde mevcut iktidara yakın yöneticiler tarafından planlanmaktadır. Ayrıca hiç de şaşırtıcı olmayan biçimde üniversitelerin ticarileşmesi yöneticilerin de tüccarlaşmasını beraberinde getirmektedir. Eğitim Sen olarak “Üniversite A.Ş.’yi”, “yükseköğretim sektörünü” ve “finansal çeşitlenmeyi” değil; üniversite faaliyetlerinin akademik özgürlük, kurumsal özerklik ve demokratik özyönetim çerçevesinde sürdürülebilmesi için, kamusal eğitim adına yeterli kamusal finansmanı savunuyoruz. Memleket bütçesinin soyulmasına son verilmesi bunun için yetecek artacaktır. Ayrıca yakın zamanda müfredatlarda yapılan değişikliklerin bir adım ilerisinin toplum için, toplumcu bir bakış açısıyla düzenlenen bilimsel faaliyetlerin boğulması olduğunun da farkındayız. İnsan, toplum ve doğa yararına üniversite için bilime sahip çıkacağız!

İdari ve teknik personelinden öğretim üyesine, taşeron ya da kadrolu olsun işçisinden asistanına,  eğitim ve bilimin emekçi bölüklerinden biri olmasa akademimiz işlemez hale gelir. Sadece ODTÜ’yü değil tüm ülkeyi ve dünyayı biz emekçiler sırtımızda taşıyoruz. Bunun karşısında çok şey değil haklarımızı istiyoruz. Ancak bırakın yeni haklar elde etmeyi var olanlara da göz dikilmiş durumda. Sendikal faaliyetler baskılanıyor, örgütsüz bırakılıyoruz. Taşeronda çalışan sınıf kardeşlerimize kadro beklerken 657’ye tabi çalışan kamu emekçileri de iş güvencesinden mahrum hale geliyor. Kıdem tazminatını gasp etme planları zaten biliniyor. Üç kuruşa çalışmayalım diye anayasaya yazdırdığımız grev hakkımız bakanlar kurulu kararlarıyla fiilen imha ediliyor. ODTÜ’yü ODTÜ yapan değerlerin başında emekçinin hakkını aramasına özgürlük de gelir. Geçmişte ve yakın zamanda, ODTÜ çalışanları gerektiğinde haklarını aramak için stant kurmuşlardır; afiş yapıştırmışlardır; bildiri dağıtmışlardır; söyleşi, panel, etkinlik düzenlemişlerdir; sergi açmışlardır; müzik dinletisi vermişlerdir; toplantı almışlardır; pankart açmışlardır; döviz taşımışlardır; gösteri, yürüyüş, iş yavaşlatma, iş bırakma, grev yapmışlardır; çadır kurmuş, branda germiş, tente açmış direnmişlerdir. Bütün bunlar üniversitenin demokratik ortamı sayesinde gerçekleşmiştir. Dün olduğu gibi bugün de ODTÜ’nün demokratik ortamını korumak şu tabloda en çok emekçilerin çıkarınadır, tüm haklarımıza sahip çıkacağız!

Mezuniyet töreninde öğrencilerimizin gurur verici biçimde pankartlarına yazdıkları gibi: “ODTÜ Bizimdir”; yani geçmişiyle, bugünüyle, geleceğiyle tüm ODTÜ bileşenlerinin!

27.07.2017

Eğitimsen Ankara 5 No’lu Şube

ODTÜ İş Yeri Temsilciliği

 

Gerçek'i paylaş:

Gerçek Sayılar

Gerçek Gazetesi Sayı 98

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri