Osmanlı’dan Erdoğan Türkiyesi’ne tek tip kıyafet

12 Eylül döneminde tek tip kıyafet uygulamasına direnen tutsaklar

 

Tayyip Erdoğan 16 Temmuz 2017 tarihindeki bir konuşmasında hapishanelerde tek tip elbise giyileceğinin sinyalini verdi. Erdoğan’ın ağzından çıkanı emir kabul edenler hemen çalışmaya koyuldu. Basına yansıyan haberlere göre 70 bin kıyafet cezaevlerine dağıtıldı. Üstelik bu kıyafetler mahpuslara diktirilmişti.

Türkiye tarihinde tek tip kıyafet

Tek tip kıyafet uygulaması ilk defa AKP iktidarı döneminde gündeme gelmedi. Birçoğumuz 12 Eylül dönemini hatırlarız. Ancak öncesi de var. Osmanlı döneminde de tek tip kıyafet uygulaması girişimi oldu.

İlk olarak 1902 yılında yayınlanan bir tezkere ekinde hapishanelerin düzeni, mahpusların silah temin edememesi, firari mahpusların kolay yakalanabilmesi gerekçe gösterilerek mahpuslara tek tip kıyafet giydirilmesi gerektiği belirtildi. Ardından 1916 yılında yayınlanan bir nizamnameyle tek tip kıyafet uygulaması resmi hale getirildi. Buna rağmen mali koşulların elverişli olmaması nedeniyle bu uygulamadan vazgeçildi.

O dönem uygulamaya geçirilemeyince 1950’lerde Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı’nın bu mirasını devraldı. O zamandan çalışmalar başlamışsa da ancak 1980’de yeniden gündeme gelebildi. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından sıkıyönetim komutanları hapishaneleri yeniden şekillendirmeye koyuldular. Önce kapitalizmin en vahşi seviyesi olan emperyalizmin hüküm sürdüğü ülkelere bakarak hücreleri inşa etmeye giriştiler. Özel Tip Hapishaneler yaparak “anarşi ve terör suçluları” adı altında siyasileri buralara hapsetmeye başladılar. Ardından da ayırdıkları bu mahpuslara tek tip kıyafet giydirme kararı aldılar.

Alınan bu karar doğrultusunda Diyarbakır, Metris, Mamak hapishaneleri başta olmak üzere tep tip kıyafeti uygulatmaya çalıştılar. Mahpusların eşofman hariç bütün kıyafetlerini zor kullanarak topladılar. Hepsine tek tip kıyafet giydirmeye çalıştılar. Ancak planladıkları gibi olmadı. Uygulama mahpusların kararlı direnişleriyle karşılaştı. Mahpuslar aylarca iç çamaşırlarıyla kaldılar, mahkemelere bu şekilde çıktılar, açlık grevi, ölüm orucuna girdiler. Ölüm oruçları sonucunda 4 mahpus yaşamını yitirdi. Verilen bu mücadele, ödenen bedeller sonrasında tek tip kıyafet uygulamasını 1988’de tamamen kaldırmak zorunda kaldılar.

Nasıl yeniden gündeme geldi?

Neredeyse 30 yılın ardından Türkiye’de yeniden tek tip kıyafet uygulaması başlatılıyor. Tayyip Erdoğan “Allah’ın bir lütfu” olarak gördüğü darbe girişiminin ardından istibdadının inşasına hız verdi. Fethullah Gülen cemaatiyle mücadele adı altında kendisine muhalif olan her kesim üzerindeki baskısını gözle görülür şekilde artırdı. Parlamentarizmin sınırlarıyla karşılaştığı yerde KHK’ları devreye soktu. Tek tip kıyafet uygulaması da bu atmosferde yeniden gündem oldu. “Hero” tişörtü giyen ve duruşmaya bu şekilde çıkan bir darbe sanığının açtığı kapıdan girerek önce ülkede “Hero” tişörtü tutuklamaları rüzgarı estirdi. Ardından tek tip kıyafetle bu meseleyi çözeceğini söyledi.

Emperyalist işkencehaneyi model alıyorlar

Hiç çekinmeden de Guantanamo örneğini verdi. Öncelikle bazı konuları açıklığa kavuşturalım. Guantanamo kampı ABD emperyalizmi tarafından 2002 yılından bu yana askeri hapishane olarak kullanılmakta olan bir işkencehanedir. Tek tip kıyafet uygulaması asla burası üzerinden meşrulaştırılamaz.

Bunun yanı sıra her ne kadar burjuva devlet “cezaevi” dese de bahsedilen yerler cezaevi değil hapishanedir. Cezaevi denebilmesi için mahpus edilenlerin bir “suç” işlemesi ve bunun sonucunda da cezasını çekmek için buralara kapatılması gerekir. Burjuva hukuku açısından bile bu mümkün değildir. Nitekim burjuva mahkemelerinde hâlâ yargılanmakta olup hüküm giymemiş olan birçok kişi tutuklu olarak hapishanelerde kalmaktadır. Masumiyet karinesi* gereği bu insanlar hâlâ suçsuzdur. Teorik olarak da suçsuz insanların ceza çekmesinden bahsedilemez. İşte tek tip kıyafet uygulaması bu açıdan da haksız bir dayatmadır.

Tek tip kıyafeti devrimci tutsaklara giydiremeyecekler

Tek tip kıyafet uygulaması hak ettiği kadar gündemi kaplamıyor. Basında çok yayılmamış olsa da Sincan Hapishanesi’nde mahpus olan müvekkilini görmeye giden bir avukat aracılığıyla burada tek tip kıyafet uygulamasına başlandığını öğrendik. Avukatın aktarımı şu şekilde: “Sincan T Tipi’nde adli suçlardan tutuklu ve hükümlü iki ayrı müvekkil ile geçen hafta görüşmeler yaptım. Her ikisi de görüşmelere turuncu, göğsünde CİK (Ceza İnfaz Kurumu) yazan tişört ve bol lacivert kumaş pantolon ile geldiler. ‘Ne oluyor?’ diye sorduğumda ‘Koğuş içerisinde kıyafet sıkıntısı yok fakat aile-avukat görüşü için dışarıya çıktığımızda ya da posta kargo işlemleri için koğuştan çıkarıldığımızda bunları giymek zorundayız’ dediler. Müvekkilim cezaevi içerisinde çalıştırılan hükümlülerin çalışırken bu kıyafetleri giydiğini aktardı. Ayrıca L tipi ve T tipi adli tutukluları SEGBİS (Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi) görüşmelerine de bahsettiğim turuncu tişörtler ile çıkıyorlar.”

Henüz tüm hapishanelerde başlamış değil. Ama yakın zamanda tek tip kıyafet baskısının artacağını görebilmek mümkün. Anlaşılan o ki direnişle karşılaşacağını bilen hükümet uygulamayı adli suçlular üzerinden başlatmış. Hapishanelerde binlerce devrimci tutsak var. Tıpkı 12 Eylül döneminde olduğu gibi devrimciler tek tip kıyafeti asla giymeyeceklerdir.

 

(*): Masumiyet karinesi diğer adıyla suçsuzluk ilkesi; suç kesinleşmediği sürece kimsenin hükümlü sıfatıyla değerlendirilemeyeceğini ifade eden, temel hukuk doktrinidir. Yani suçu ispatlanıncaya kadar herkes suçsuzdur.

Gerçek'i paylaş:

Gerçek Sayılar

Gerçek Gazetesi Sayı 98

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri