bürokrasi

Author(s): 

50 yıl! Che Guevara’nın CIA destekli Bolivya ordusunca yakalanıp 9 Ekim 1967’de yargısız infazla öldürülmesinden bu yana tam yarım yüzyıl geçmiş! Bizim gibi Marksizme ve komünizme 1968 dolaylarında gelen kuşağın devrimci düşlerini canlandıran kahramandı o. Ölümü bir yenilgi gibi görünüyordu, ama canlı Che olarak emperyalist kapitalizm için tehlike olmaktan çıktıktan sonra da, neredeyse bir devrimci aziz gibi, o kahraman eylemiyle on binlerce, yüz binlerce insanın devrimcileşmesine katkıda bulundu. Ölümüyle bile dünya kapitalizminin başına bela oldu. Latin Amerika’dan Sri Lanka’ya, Türkiye’den Afrika’ya, Filistin’den yanlış toprakta olsa da hatta Avrupa’ya, nice Deniz’ler, Mahir’ler, İbo’ların isyanını ateşledi, her bir ülkede böylece yerlileşti, bir başka kuşak devrimciye örnek oluşturdu

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

2017, modern tarihin en büyük, en etkili, en bilinçli devriminin, Ekim devriminin 100. yıldönümü. Gerçek gazetesi, 2017’ye girerken bu devrimi bütün yıl boyunca gündeme getirmeyi kararlaştırmış bulunuyor. Lenin, genel bir tanım olarak devrimlerin “halkın şenliği” olduğunu söylemişti. Bu şenliklerin en önemlisi, en kitleseli, en radikali Ekim devrimi olmuştur.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

20. yüzyıl tarihindeki yerini ister olumlu bulun, ister beğenmeyin, Fidel Castro’nun yüzyılın devlerinden biri olduğunu teslim etmek zorundasınız. Ölümünden hemen sonra Gerçek’in sayfalarında Castro değerlendirilirken belirtildiği gibi, her şey bir yana bırakılsa bile, salt ABD emperyalizmine yarım yüzyıl boyunca kafa tutması ve bu mücadeleden Ortadoğu mitolojisindeki Câlût denen ürkütücü devi yenen Dâvud gibi galip çıkması, bütün dünya halklarına verdiği ilham bakımından hayat bilançosunun olumlu yanı olarak görülmelidir.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Bürokratik olarak yozlaşmış işçi devletlerinin tarihinde dönemsel olarak ortaya çıkan bir politik devrim dinamiği çarpıcı biçimde mevcuttur, ama bu patlamaların hiçbiri zafere ulaşmamıştır. Bu sonuç çok önemlidir ve 1989’da ne olduğunu anlamak için anahtar rolü oynar.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Sosyalist solun ezici çoğunluğu her konuda konuşuyor, ama iş Berlin Duvarı’na, Doğu Avrupa rejimlerinin iskambil şatosu gibi ardı ardına çökmesine, Ekim devriminin tarihsel ürünü Sovyet devletinin yıkılmasına gelince dut yemiş bülbül! Sosyalizmin tarihinde yaşadığı en çarpıcı geri düşüşü, en büyük krizi tartışmak söz konusu olunca ağzını bıçak açmıyor!

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

TKP’nin merkezi düzeyde bölünmenin eşiğine geldiğine ilişkin bilgiler parti içinde yayınlanan açıklamaların çeşitli internet sitelerinde yayınlanmasıyla sol kamuoyuna ulaşmış bulunuyor. Öncelikle şunu belirtmek isteriz ki devrimci bir yükselişin parçası ya da sonucu olmadığı sürece ne TKP’nin bölünmesini isteriz ne de zayıflamasını. Ancak TKP’nin bugün içine düşmüş olduğu krizin kamuoyuna yansıyan boyutları, yıllardır ısrarla savunduğumuz Leninist örgüt teorisi ve pratiğinin ne kadar önemli olduğunu ve Stalinizmin Leninizmin hem teorik hem de pratik inkârı anlamına geldiğini tüm çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. Bu yüzden değerlendirmelerimizi hem kendi yoldaşlarımızın örgütsel politikamızı içselleştirmesini sağlamak hem de tarihsel olarak Leninist örgüt teorisini savunmak amacıyla okuyucularımızla paylaşıyoruz.

TKP örgütsel olarak demokratik merkeziyetçilik yerine salt merkeziyetçiliği ve parti içinde eğilimlere izin vermeyen tek sesli bir yapıyı savunmaktadır. Bu anlayışın Leninizm ile ortak bir yanı yoktur. Zira Leninist örgüt demokratik merkeziyetçidir. İçeride özgür tartışmayı, eylemde tam birliği esas alır. Elbette ki Leninist örgütte iç demokrasi, tartışma kulübü mantığıyla ve gevezelikle örtüşmez, eyleme yöneliktir. Bozgunculuk demokratik merkeziyetçilikle bağdaşmaz.

Ancak Bolşevik partisinde de örneklerini gördüğümüz gibi parti eylemde birlik ilkesini koruduğu müddetçe eğilimler barındırabilir ve bu eğilimlerin, en yüksek ifadesini kongrelerde bulan mücadelesi, devrimci sınıf savaşımının bir parçasıdır. Bu, partinin hem doğru yolda yürümesinin hem de eylem birliğini korumasının teminatıdır. Örnek olarak Devrimci İşçi Partisi bu doğrultuda Militan isimli iç yayınını sadece parti içi bilgilendirme amacıyla değil, üyelerin tartışma ve eleştirilerinin tüm partiye duyurulması amacıyla da yayınlamaktadır. Partinin iç yayın organı, azınlık fikirlerinin çoğunluk olma hakkının teminatı olduğu kadar parti yönetiminin karar ve uygulamalarının parti tarafından denetlenmesinin de biricik mekanizmasıdır. Demokratik bir iç yaşamı olmayan bir partide, fikirlerin tüm üyelere duyurulma olanağı yoksa her türlü hizipleşme ve klikleşmenin, tartışmaların politik zeminden çıkmasının yolu açılıyor demektir.   

Parti içi farklı fikirler ve eğilimlerin yasaklanmasına dayanan tek sesli, şefçi bürokratik merkeziyetçilik görünürde çelik bir disiplin vaad etse de bu Stalinist anlayış eylem birliğini ve parti bütünlüğünü içten içe kemirir. Bugün TKP’de yaşanan bunun tipik bir örneğidir. Eğilimlerin yasak olduğu partide sınıf mücadelesinin diyalektiğinin kaçınılmaz sonucu olarak ortaya çıkmış olan eğilimler, kendilerini basitçe eğilimler olarak değil, çok daha büyük bir çatışmanın ifadesi olarak apaçık hizipler olarak ortaya koymaktadır. Birer düzine MK üyesi altlarına imzalarını koydukları bildirilerle partiye yönelik ayrı ayrı açıklamalar yapmaktadır. Bu açıklamalardan tartışmanın özüne ilişkin ciddi bir ipucu edinmek zor olmakla birlikte, ortada önemli siyasi farklılıklar olduğu bellidir. Ancak belli ki Stalinist örgüt teorisi ve pratiğini benimseyen TKP bu farklılıkların partinin çelik disiplinini bozmasını engelleyememiştir.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Düzce'deki taşeron PTT işçileri ile verdikleri mücadele üzerine bir röportaj yaptık. Hem taşeron çalışma sisteminin ortaya çıkardığı zorluklar hem de mücadele yöntemi ile ilgili oldukça verimli bir sohbet gerçekleştirdik. Diğer illerdeki taşeron işçilerin mücadelesine yön verebilmek ve sendikaları uyarabilmek adına bu röportajı sizlere sunuyoruz.  

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Yaklaşan kriz, AKP iktidarı ve sermaye için ortalarda görünecek aktif biçimde sınıf işbirliği yapacak yüzü daha az eskimiş yeni bir sendika liderini gerekli kılmaktadır. Bu rolü oynaması için de Demiryol-İş genel başkanı Ergün Atalay belirlenmiştir. Ergün Atalay, Türk-İş yönetiminde AKP’ye olan yakınlıkta Kumlu ile yarışabilecek bir isimdir. 

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Abartılı törenleri eleştirmeyi hatta küçük görmeyi anlayabiliriz ama eleştirisinde tutarlı olanın Güney Kore’de öyle ya da böyle ölmüş birisinin ardından şampanya patlatıp havai fişek gösterisi yapma alçaklığını da gündeme getirmesi gerekmez mi?

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

İşçilerin limana giriş saatinde direnişteki işçilerle beraber dağıtılan bültenin, çalışan işçiler tarafından sahiplenilmesi, direniş çadırında da büyük moral yarattı.

Gerçek'i paylaş:

Sayfalar

bürokrasi beslemesine abone olun.

Gerçek Sayılar

Gerçek Gazetesi Sayı 98

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri