Fabrikalardan Haberler - Mart 2024

Fabrikalardan Haberler - Mart 2024

Yalova Tersan tersanesinden bir işçi: Tersanelerin çehresi örgütlenirsek değişir!

Herkese merhaba arkadaşlar, ben Yalova' da bulunan Tersan Tersanesi'nde çalışıyorum. Bizim tersanede olan genel sorunları sizlere aktarmak istiyorum. Şimdiye kadar bütün sektörlerde çalışan bütün işçi arkadaşlarımız ücret zamlarını aldılar. Örgütlü olan HT Solar'da çalışan işçi arkadaşlarımız hak verilmez alınır diyerek, yeni dönemde toplu iş sözleşmelerini çok iyi sonuçlandırdılar. Bizim tersane sektöründe çalışan işçi arkadaşlarımız daha ücretlerine zam alamadı. Tersane patronları milyarlarca dolar kâr ettiler yine işçiye zam yapmadılar, yapmak da istemezler. Tersane patronları, hayâsızca dolar 45 -50 lira olsun ona göre size zam yapacağız gibi utanmazca açıklamalar yapıyorlar.

Değerli arkadaşlar hak verilmez alınır, mücadele etmezsek kimse bize hakkımızı vermez. Şimdiye kadar kazandığımız bütün haklarımız mücadele edilerek kazanıldı. Biz de hakkımızı almak için HT Solar işçilerinin mücadelesine bakalım. Anayasal hak olan sendikayı fabrikaya sokabilmek için ilmek ilmek yürütülen bir mücadelenin sonunda fabrikayı işgal ederek sendika hakkını kazandılar. Bugün toplu iş sözleşmesinde de yine örgütlü hareket ederek ücret zamlarını enflasyona ezdirmediler. Tersane işçileri arkadaşlarım, bizim de birlik olmaktan mücadele etmekten başka yolumuz yok. Örgütlenirsek mücadele edersek, tersanelerin çehresi de değişir.

Velimeşe'den petro-kimya işçisi bir kadın: Bizi seçim değil, örgütlenmek kurtarır!

Velimeşe'den petro-kimya işçisi bir kadın: Bizi seçim değil, örgütlenmek kurtarır!

Herkese merhaba sevgili işçi emekçi arkadaşlarım. Her ne kadar içimizi ferah, kafamızı da rahat tutmak istesek de maalesef gündemimiz hiç değişmiyor. Değiştirilmeye, unutturulmaya susturulmaya çalışılsa da bizim esas gündemimiz geçim. Fakat olağan hale gelen sefalet zammından sonra gündemimiz hemen değiştirildi. Konuşmamızı istedikleri gündem malum; yaklaşan seçimler! Yapmacık seçim sözleri, iki-üç ihtiyaç sahibine yapılan yardım ve bizim için hiçbir şeyin yine değişmeyeceğini bilerek gideceğimiz bir sandık. Kendi izlenimlerimden gördüğümü söylüyorum, artık insanlar şunu diyor “olsun bitsin, bana kimin faydası var ki”. Bu düşünce insanları yanıltıyor. Birbirimize vereceğimiz destek, çıkaracağımız yüksek ses her şeyi değiştirebilir. Bize birbirimizin faydası var. Gelen aynı, giden aynı mantığından çıkıp söz hakkının ilk sahibinin halk, işçi sınıfı, yani biz olduğumuzu anlamamız lazım. Türkiye'nin çoğu kesimi işçi, emekli ve ağır şartlara rağmen en çok ezilen, yıpranan, hakkını alamayan bir kitle. Yine konu birlik beraberlik ve direnişe geliyor. Biz olmasak kocaman patronlar olmayacak. Kocaman sanayileri ayakta tutan var eden bizleriz. Biz gücümüzün farkında olmalıyız. Geldiğimiz bu noktada kimse halinden memnun değil ama kimse de “Ne yapmak lazım?” demiyor. İşçi, emekçi sınıfına verilen değer en yüksek olması gerekirken, en az değere indirgenmiş halde. Unutmamamız lazım, ev büyük bir taşla değil üst üste dizilen ufak taşlarla şekil alıyor. Ben varım, ben bu sesi duyuracağım diyerek başlamak lazım. Türkiye'nin bugününün bir zamanların ağalık sisteminden farkı olmadığını, bizlerin yok pahasına bu sistemde çürütüldüğünü görüp, gereken her platformda daha yüksek sesle bu şartlara hayır demek lazım. Yapılacak seçimlerin yine işçi kesimine bir faydası olmayacağını kestiremeyen yoktur sanırım. Bizim varlığımızın büyüklüğünü herkes biliyor, hatta yönetenler bizden daha çok biliyor. Bir tek biz farkında değiliz. Bizim birlik ve beraberlikten başka şansımızın olmadığı gözümüzün önündeki en büyük gerçek. Her şey bizim elimizde, biz birliğimizi savunduğumuz sürece her şey daha iyi olacaktır. Biz ne kadar güçlü durursak, beraberliğimizi korursak hep birlikte güzel günler göreceğiz. Güzel şeyler ancak böyle olur. Herkese sevgiler saygılar.

aliağa

İzmir Aliağa’dan bir liman depo işçisi: Patron partilerinden kopalım, işçi sınıfı siyasetinde birleşelim!

Merhaba dostlar, yoldaşlar. Ben İzmir Aliağa’dan bir liman depo işçisiyim. Yine bir seçim ülkenin gündemine oturdu. Yine düzen partilerinin ve onların adaylarının işçilere ve emekçilere yönelik yalan vaatlerini her yerde görür olduk. Onların yalan demokrasisini biliyoruz ki bize bir şey kazandırmayacak. Patron partilerinin hangisinin bizim kentimizde rant kavgasından galip çıkacağını belirlememeliyiz diye düşünüyorum.

Ben aynı zamanda Çiğli ilçesinde bir emekçi semtinde yaşıyorum. Çiğli-Aliağa hattı işçi emekçilerin yoğunluklu olarak yaşadığı yerler. Yerel seçimlerde düzenin hangi renginden rantçıların kazanacağının bizim hayatımıza güzel anlamda katacağı hiçbir şey yok. Düzen partilerinin demokrasisi bizi parçalayarak birbirimize düşürüyor. Bu partilerden bir gelecek beklemememiz gerekiyor.

Geçen yılki genel seçimlerden sonra iktidarın biz işçi sınıfına karşı başlattığı saldırının yerel seçimlerden sonra daha şiddetle artacağını görmemiz gerekiyor. Yine krizin faturasını bizim önümüze acı reçete olarak çıkaracaklar. Bu yüzden yüzümüzü kendi sınıfımıza dönelim, birliğimizi sağlayalım. Sendikalarda örgütlenelim, sınıf mücadelesini yükseltelim. İşçi partilerinde örgütlenelim, patronların ve onların iktidarının karşısına devrimci sınıf siyasetiyle dikilelim!

depo

Gebze’den bir depo işçisi: Örgütlen, mücadele et!

Merhaba dostlar,

Ben Gebze’de yaşayan bir depo işçisiyim ve çalıştığım yerde hakkımı aradığım için işten çıkarıldım. Atıldığım güne kadar Dominos Depo’da 6 ay boyunca çalıştım. Geçen sene bol mesaiyle ve dur durak bilmeden alın teri döktük ancak asgari ücretin çok az üzerinde bir ücretle çalıştık. Ocak ayının gelmesiyle birlikte hepimizin gözü kulağı açıklanacak zam oranındaydı. Biz depo işçileri öncesinde bir araya gelerek bir kırmızı çizgi belirledik ve net 20 bin liranın altında bir ücrete çalışmayacağımızı belirttik. Zam günü geldi ve yönetim tarafından ayrı ayrı çağrılarak net 20 bin 500 liranın üzerinde bir ücret alacağımız sözlü bir şekilde bize söylendi. Biz de bize verilen sözü doğru kabul ederek çalışmaya devam edeceğimizi belirttik. Ancak ücretlerimiz hesaplarımıza yatırıldığında bize verdikleri sözle uyuşmadığını fark ettik. Ücretlerimiz 20 bin liranın altında kalıyordu. Ortada bir yanlışlık olduğunu yetkili kişiye belirttik o da üstlerine danışacağını ve bize haber vereceğini söyledi. Bir hafta boyunca ölü taklidi yaptılar. Sonrasında bizi tekrar çağırarak öyle bir söz vermediklerini söyleyerek yüzümüze baka baka geçmişte söyledikleri şeyleri inkâr ettiler. Bu süreçte tüm arkadaşlarımızla görüşerek onlar adına yönetimle muhatap oldum ve bu durumun kabul edilemeyeceğini söyledim. İtirazlarımızdan sonra siz çalışmaya devam edin, oturup konuşacağız ve tekrardan size haber vereceğiz dediler. Yaklaşık 3-4 gün sonra gerçek niyetleri ortaya çıktı ve beni işten çıkarmak üzere her şeyi önceden hazırladıklarını fark ettim. Çıkışımdan sonra beni götürecek servis bile kapıda hazır bekliyordu. Depoya inmeme ve arkadaşlarımla vedalaşmama bile izin verilmeden güvenlik eşliğinde beni çıkardılar. Bize verilen sözün yerine getirilmesini istediğim için, hakkımız olanı talep ettiğim için işten atıldım. Ancak pişman değilim. Bir şeyi anlamış olduk ki en ufak bir hakkımızı arayabilmek için bile örgütlenmek ve sendikalaşmak şart. Patronların keyfi düzenine karşı söz hakkına sahip olabilmek için örgütlenmek ve mücadele etmek şart. Ben örgütsüz olmanın bedelini ödedim. Daha büyük bedeller ödememek için mücadeleye devam!

Bu yazılar Gerçek gazetesinin Mart 2024 tarihli 174. sayısında yayınlanmıştır.