demokrasi

Durum bu ise, her kim AKP’nin otoriter rejimi altında, yani sırf liberal demokrasi yok diye, gerek ulusal gerekse uluslararası sermayenin yatırıma yönelmeyeceğini, ülkeden kaçacağını düşünüyorsa büyük bir hata içindedir. Sermaye sınıfının farklı fraksiyonlarından hiçbirinin ülkede demokrasi olup olmadığına ilişkin bir endişesi yoktur, olsa olsa kârlılık endişeleri olur. Eğer kâr ve sermaye birikimi, daha otoriter, daha faşist bir siyasal rejim altında elde edilecekse, hiçbir sermaye sahibi buna itiraz etmeyecektir. Bugünkü yaşadığımız otoriter rejim de burjuva sınıfının ihtiyaçları çerçevesinde ortaya çıkmıştır.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Toparlayalım. Günümüzün şiddetlenen kriz ve rekabet koşullarında, Avrupa demokrasisi, cumhuriyet, adalet, etik, vicdan gibi “değer”lerden medet ummak, “can yakmayan kapitalizm” aramaya çalışmak liberal ya da ulusalcı, sol aydınların özlemlerinin bir ürünü olabilir, ancak gerçekçi değildir. Asıl çözüm, hem “Batıcı” siyasi kampın kendi peşine takmaya çalıştığı yüzde 50 ile hem de “Reisci” kampın kendi peşine takmaya çalıştığı öteki yüzde 50’nin çoğunluğunun paylaştığı ortak paydaya, yani sömürüye karşı birlikte mücadele etmelerinin koşullarını yaratmaktan geçiyor.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Darbe ne kadar sermayenin çıkarlarına yansıyan bir darbeyse Erdoğan ve AKP’nin iktidarı da o ölçüde bir sermaye iktidarıdır. Yine darbe ne kadar Amerikancı ise Erdoğan ve AKP’nin iktidarı da o kadar Amerikancı ve NATO’cudur.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Mısır’da Sisi’nin darbesi ile İhvan iktidardan uzaklaştırılıp, İhvancı kitle eylemleri de cunta tarafından kanla bastırılınca Tayyip Erdoğan isyan etti. Hem Sisi’ye hem de darbeye darbe diyemeyen Batı’ya çattı. Mesajı alan bazı İslamcı grupların Fatih Camii’nde açtığı pankartta “kahrolsun demokrasi” yazıyordu. Biz aynı başlığı bir sene önce demokrasinin aslında sınıfsal özü ile bir baskı rejimi olduğunu anlattığımız bir yazımıza atmıştık. İslamcılar bizim dediğimize mi geldi?

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Özgürlük, Eşitlik, Mülkiyet ve Bentham

  K. Marx

Demokrasiyi kesin olarak tanımlamak hiç şüphesiz zordur. Demokrasi, en genel haliyle bakıldığında, yöneten-yönetilen özdeşliği olarak tanımlanabilir.[1] Bu özdeşliğin modern/liberal biçimini, milletin bütün bireylerini eşit ölçüde kuşatan bir tür “halk egemenliği” ya da “halk iktidarı” olarak görmek mümkündür. O halde, demokratik bir düzen, halk iktidarını ya da egemenliğini mümkün hale getiren kurumsal bir düzenlemeye işaret eder. Burada kurumsal düzenleme ile kast edilen şey, temsili bir hükümet (halkın temsili), özgür ve genel/eşit oy hakkı, ifade-toplanma-örgütlenme ve basın-yayın özgürlüğüdür. Bütün bu hakların temeli itibarıyla “yasal eşitliğe” ve “mülkiyet hakkına” dayandığını ifade etmek yanlış olmaz.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Bazı sözcükler mâsum değildir, kullananı ele verir; çünkü sıradan, gündelik dilde kullanımlarının yanı sıra daha derin anlamları da vardı

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

İsmail Beşikçi ile dayanışma ve Türkiye’de ifade özgürlüğü savunmak için 17 Eylül’de Ankara’da bir sempozyum düzenlenecek. 

Gerçek'i paylaş:
demokrasi beslemesine abone olun.

Gerçek Sayılar

Gerçek Gazetesi Sayı 98

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri