Arjantin’de Kirchnerizm eriyor, işçi sınıfının alternatifi kök salıyor

 

 

9 Ağustos’taki ön seçimin ardından 25 Ekim’de gerçekleşen Arjantin genel seçimleri, burjuva siyasetinin içinde bulunduğu kriz halini bir kez daha gözler önüne serdi. 2001 krizini izleyen devrimci yükseliş döneminin ardından iktidara gelen ve kapitalizmin “sol-kanat cankurtaran”ı olan karı-koca Kirchner’ler on iki senedir Arjantin’i yönetmekteydi. Son seçimlerden önce görev süresi dolan ve partisinin bütün çabalarına rağmen, anayasayı değiştirip bir üçüncü dönem için görev almayı başaramayan Cristina Fernández de Kirchner’in böylelikle aday olma şansının ortadan kalkması üzerine Peronist Adalet Partisi içinde bir kriz baş göstermişti.  Adalet Partisi’nin başkan adayı olmak için çeşitli isimler sahneye çıkarken, yarışın belli bir aşamasında Kirchner’in dışarıdan talimatıyla bu isimlerden bazıları seçimlerden çekilmek zorunda kalmıştı. Bu partinin adayı olarak seçilen Scioli’nin karşısına ise, eski Buenos Aires belediye başkanı, sağcı bir politikacı olan Macri ve Kirchnerci bir geçmişten gelmekle birlikte şimdi bağımsız olan Massa çıktı. Seçimlerin sonucunda Peronist parti, birinci olmasına rağmen oylarının yüzde 36’ya kadar eridiğini gördü. İkinci olan Macri ise yüzde 34 oy alarak ikinci tura kalan diğer aday oldu. Bu tablo, son iki seçimde ilk turda seçilen Kirchner’in ardından, burjuva siyasetinin bölünmüşlüğünü gözler önüne seriyor.

DEYK’in Arjantin seksiyonu ve kardeş partimiz olan Partido Obrero’nun (PO-İşçi Partisi) başını çektiği ve Partido de los Trabajadores Socialistas (PTS-Sosyalist İşçi Partisi) ve İzquierda Socialista (IS-Sosyalist Sol) adlı iki başka devrimci Marksist örgütü de kapsayan FİT (İşçilerin ve Solun Cephesi) ise 2013’teki seçimlerde 1.200.000’in üzerinde oy alıp parlamentoya 3 temsilcisini sokarak büyük bir ivme yakalamış, fabrikalarda, işçi mahallelerinde ve okullarda günbegün sürdürdüğü devrimci faaliyetin üzerinde yükselen bu seçim başarısının da katkısıyla, Arjantin solunun etrafında toplandığı devrimci bir odak olma yolunda önemli bir yol kat etmişti. Nitekim bu ivme yansımasını, çeşitli küçük örgütlerin ve başta Arjantin’de devrimci sendikacılığın sembol isimlerinden Carlos “Perro” Santillán ve grubu olmak üzere çeşitli sendikacıların FİT’e destek çağrısında bulunup, seçim çalışmalarına katılmasında bulmuştu.

Öte yandan, FİT, bu seneki seçimlere birçok zorlukla mücadele ederek girmek zorunda kaldı. Arjantin’deki seçim sistemi bizdekinden oldukça farklı bir uygulamaya sahip. Genel seçimlerden belli bir süre önce başkanlık seçimine katılabilecek adayları belirlemek üzere, tüm partilerin katıldığı ve PASO olarak adlandırılan bir “genel ön seçim” düzenleniyor. Bu seçime tüm partiler ve seçim blokları katılırken, isteyen partiler kendi içlerinden de 2 ya da 3 aday çıkararak, en çok oyu alan adayı başkanlığa aday gösteriyorlar. Bu seçimler öncesinde de FİT, PTS’nin kendi adayını dayatması ve uzlaşma yollarını kapatması sebebiyle, başkanlık adayını kendi iç demokrasisi çerçevesinde değil, kurallarını burjuvazinin belirlediği seçimlerin çerçevesinde belirlemek zorunda kaldı. Bunun dışında bir diğer büyük zorluk ise, burjuvazinin yayın organlarının bıkıp usanmadan tekrarladığı, oyların ikinci tura kalma şansına sahip üç büyük burjuva partisinden birine verilmediği takdirde ziyan olacağı propagandasının kitleler üzerinde yarattığı etkiydi.

Bu zorluklar altında seçime giren FİT, milletvekili seçimlerinde 947 bin oy alarak, ülke genelindeki oyların yaklaşık yüzde 4’ünü topladı. Ön seçimi küçük bir farkla kazanarak FİT’in başkan adayı olan PTS temsilcisi Caño ise, başkanlık için 800 binin biraz altında bir oy alarak FİT’in genel yüzdesinin altında kaldı. Ön seçim ile genel seçimde alınan oylar arasında, başkan adayı için verilen oylar açısından bir değişim olmaz ve yüzde 3,3 olan oy oranı sabit kalırken, meclis için gösterilen adayların topladığı oy, ön seçimlerden bu yana 220 bin artarak yüzde 3,3’ten yüzde 3,9’a yükseldi. Ön seçimlerde yeterli oyu alamayarak genel seçimlere katılamayan sol partilere oy vermiş olan seçmenin bir kısmı genel seçimlerde FİT’e oy verirken, erken seçimlerde FİT’e oy vermiş bulunan küçük bir kesimin ise seçimden önceki son günlerde burjuva partileri arasındaki kutuplaşmanın etkisinde kalarak onlara yönelmiş olabileceği görülüyor. Dahası, erken seçimlerde beşinci olan FİT, genel seçimler sonrasında “İlericiler” isimli burjuva seçim bloğunu geçerek dördüncü büyük güç hâline yükselmiş bulunuyor. Ne var ki bu başarının FİT’in oylarını arttırmasından ziyade, Stolbitzer’in liderliğindeki bu “İlericiler” grubunun yaşadığı oy kaybından kaynaklandığını not düşmek gerek. Her şeye rağmen bu, Arjantin solunda devrimci Marksist solun liberal solun önüne geçmesi anlamına geldiği için önemli bir gelişme.

Bu netice ile FİT, önüne koyduğu, 3 olan milletvekili sayısını 6’ya çıkartmak hedefine ulaşamasa da meclise dördüncü temsilcisini sokmayı başardı. Arjantin’de her iki yılda bir yapılan seçimlerde meclisin üçte biri yenilendiğinden, FİT’in hâlihazırda mecliste bulunan üç sandalyesi zaten sabit kalacaktı. Dördüncü olarak da Buenos Aires bölgesinden Nestor Pitrola tekrar seçilmiş oldu. Tekrar diyoruz çünkü Pitrola 2013 seçimlerinde de Buenos Aires bölgesinden seçilmişti, fakat FİT’in içindeki düzenleme gereği iki yılın sonunda yerini PTS’li Myriam Bregman’a bıraktı. Tekrar seçilen Pitrola’nın Buenos Aires bölgesinde aldığı oyların, aynı seçim bölgesinde FİT’in başkan adayına çıkan oylardan 50.000 fazla olduğunu da not etmek gerek. Gelinen son durumda FİT’in dört vekilinin üçünü Mendoza’dan Soledad Sosa, PO’nun seçime tek başına girdiği Salta’dan Pablo Lopez ve Buenos Aires bölgesinden Nestor Pitrola olmak üzere Partido Obrero’nun temsilcileri oluşturuyor. Dördüncü vekil ise PTS’li Bregman. 

FİT 2013 seçimleri ile kıyaslandığında ise yüzde 22 oranında oy kaybetti. Oy kaybı genel olarak nispeten hâli vakti yerinde mahallelerde ve taşrada yaşanırken, işçi sınıfının yoğun olduğu şehir merkezlerinde, burjuvazinin güçleri etrafında yaşanan kutuplaşmaya karşın, FİT’in gücünü koruduğu ve hatta yer yer arttırdığı gözlemleniyor. FİT, Mendoza şehrini ve çevresindeki bölgeleri içeren “Gran Mendoza” bölgesinde oyların yüzde 15’ini toplarken, en önemli işçi kentlerinden olan Cordoba’da yüzde 9, Salta eyaletinin aynı isimli başkentinde yüzde 10, Alto Valle’de yüzde 9, Neuquen’den yüzde 8, Bariloche ve Terra del Fuego’da ise yüzde 6 oy oranına ulaştı. Buenos Aires’in 1 ve 3 numaralı bölgelerinde 4,5-5 arası bir oran tuttururken, tam manasıyla işçi mahalleleri olan Ensenada ve Olavarria’da ise çok daha yüksek oranlara çıktı. Buenos Aires şehrinden aday olan (Buenos Aires şehri ve Buenos Aires bölgesi iki farklı seçim bölgesini oluşturuyor) ve FİT’in aldığı oyları ön seçime kıyasla yarı yarıya arttırarak 106 bin oy alan Partido Obrero militanı Gabriel Solano’nun seçilememiş olmasının tek sebebi ise, bir başka sosyalist aday olan eski milletvekili Luis Zamora’nın varlığının oyları bölmüş olması.

Arjantin seçimlerinin, FİT’in işçiler ve sol için ciddi bir çekim merkezi olarak varlığını pekiştirmesine rağmen, 2013 seçimleriyle karşılaştırıldığında nispi bir gerileme teşkil ettiği bir gerçek. Bunun bilincinde olan kardeş partimiz Partido Obrero da, bu gerçeği gizlemeye çalışmadan, Arjantin işçi sınıfının mücadelesini adım adım ileri taşımak amacıyla, parlamentonun yalnızca bir araç olduğu devrimci bir mücadele hattı örmek için dişini tırnağına takarak mücadele ediyor. Burjuvazinin siyasi bir krize sürüklendiği, başta PO olmak üzere FİT’in ise, on yıllardır sendikaları ve işçi sınıfını hâkimiyeti altında tutan Peronizme ciddi darbeler vurduğu Arjantin, büyük sınıf mücadelelerine gebe. Kardeş partimiz Partido Obrero ise, bu mücadelenin önderliğini inşa etmek için fabrika fabrika, sokak sokak devrimci siyaseti örgütlüyor.