Somalı maden işçileri ile röportaj: “Madenler kamulaştırılsın arkadaş!”

Gerçek gazetesi olarak ödenmeyen maaşları ve verilmeyen kömür yardımları için 28 Ekim günü yollara düşen maden işçileri ile bir röportaj yaptık. Soma’daki maden işçilerinin mevcut durumu, eylem yapma nedenleri ve talepleri hakkında konuştuğumuz işçilere, yürüyüşleri ile ilgili iddiaları da sorma fırsatımız oldu.

 

Gerçek: Öncelikle 301 işçi arkadaşınızın ölümünden sonra hükümetin de çıkarttığı torba yasayla birlikte Soma’daki maden işçilerinin çalışma şartlarında, ekonomik ve sosyal durumlarında olumlu bir gelişme oldu mu?

 

Bilal Aydın: Çıkarılan torba yasa ile birlikte biz de birtakım olumlu değişiklikler olacağını düşündük. Ancak aksine her şey altüst oldu. Maden patronları kârlarından taviz vermemek için işçilere yüklendikçe yüklendi. Ne maaşımız yatıyor ne almamız gereken yardımları alabiliyoruz. Patron, mal varlıklarına el konulduğunu, bu nedenle düzenli ödeme yapamayacağını söylüyor. Bizi patronun durumu ilgilendirmiyor. Biz alnımızın terini istiyoruz.  

Turan Çelik: Şu an Soma’da üç çeşit işçi var. Birinci kısım devlet işçileri. Onların keyfi yerinde, hiçbir sorunları yok. İkinci kesim az sayıda özel sektör işçisi. Bu işçiler ücretleri yetersiz olsa da çalışma şartları zor olsa da en azından maaşlarını zamanında alıyor. Üçüncü kesimse bizim de içinde olduğumuz özelde çalışan çoğunluk işçi. Ne maaşımızı alabiliriz ne de adam gibi çalışma şartlarımız vardır. Torba yasadan sonra bizim için hiçbir şey değişmedi anlayacağınız. Bunun bir göstergesi de Ermenek’te yaşananlar. İşler iyiye gitse Ermenek’te yaşananlar olur muydu?

Gerçek: Peki bu yürüyüşe neden başladınız. Talepleriniz neydi?

Muharrem Ertaş: Uzun süredir maaşlarımızı ve yardımlarımızı alamıyoruz. Bu nedenle günlerdir kaymakamlık önünde eylem yapıyorduk. Kaymakamın dili yumuşak; her seferinde sabredin hallederiz deyip bizi gerisin geri gönderiyordu. Bugün en sonunda canımıza tak etti, dedik ki sesimizi Ankara’ya duyuralım. Bir tepki ile o an alanda karar verdik ve yürüdük.

Yunus İstekli: Maden işçilerine verilen sözlerin tutulmasını istiyoruz. 6 aydır her maaşımızı eylemle alıyoruz. Artık geleceğimizi görmek istiyoruz. Birçok kişi diyor ki başka iş yapın. Biz yıllardır bu madenlerde çalışıyoruz. Başka iş mi var? İş bulmak kolay mı? Başka işte çalışmak kolay mı? Bu şartlar altında yer altına girmek ölüm, yer üstünde yaşamak zulüm.

Bilal Aydın: Burada gördüğün tüm işçilerin kredi borcu var. Herkesin kredi kartı borcu aldığı maaşın üstünde. Bizim bir ay maaş alamamamız her şeyin altüst olması demek. Canımıza tak etti artık. Bizde bu şartlarda çalışmak istemiyoruz; ama yaşamak için mecburuz. Madenciye verilen sözler tutulsun. Yeni iş sahaları açılsın.

Gerçek: Bugün yapılan yürüyüşün maden patronları ve Maden İş sendikası tarafından organize edildiği söyleniyor. Siz ne diyorsunuz, patronlar için mi yürünüyor?

Turan Çelik: Bizimle hükümet de oynuyor, patronlar da oynuyor, sendika da oynuyor. Ne patron bilirim ne sendika. Ben hakkım için buradayım. Hükümet 301 arkadaşımızın katillerine hala maden işlettiriyorsa, sendika açık açık yanımızda duramıyorsa suç bizim mi?

Bilal Aydın: Madenler kamulaştırılsın arkadaş! Ben de birçok arkadaş da bunu söylüyoruz. Bunu söyleyen işçileri patron yürütse ne sendika yürütse ne… Biz ne patrona ne de sendikaya güvenerek yola çıktık. Canımıza tak etti, sesimizi duyurmak için yola çıktık. Bakın etrafınıza hiç sendikacı ya da patron var mı?

Gerçek: Yürüyüşümüz tepkimizi dile getirmek için birden başladı dediniz. Sizi yönlendiren bir komite ya da öncü işçiler var mı?

Turan Çelik: Biz hepimiz birlikte karar vermeye çalışıyoruz. Ama bir birliğimiz yok. Birlik olabilseydik bir kısmımız Kırkağaç’ta geride kalmazdı. Her kafadan bir ses çıkıyor. Vekil geliyor, parti yöneticileri geliyor bir kısmı onları dinliyor duruyor bir kısmı yürüyor. Böyle ileri gitmek zor görünüyor. Ama kararlıyız gidebileceğimiz kadar gideceğiz.

Gerçek: Sendikanıza güvenmiyorsunuz, aranızda da bir birlik yok. Böyle zor olmayacak mı?

Bilal Aydın: Ses getirebilmek için organize olmak, birlik olmak gerekir. Bunun farkındayız. Sendikadan bir şey beklemiyoruz. Bu yürüyüş nereye varır bilemiyoruz. Ama geri döndüğümüzde bu yaşadıklarımızdan dersler çıkartıp daha düzenli işler yapmamız gerekiyor. Yoksa işimiz zor.

Muharrem Ertaş: Sendikadan haber geldi, bir otobüsü biz tutacağız diğer iki otobüs için işçi başına 60 TL toplansın. Bizimle dalga geçiyorlar resmen. Bizden yıllardır her ay milyonlarca lira topladılar şimdi bir otobüsü tutmuyorlar. Tepkiler üzerine geri adım attılar diğer iki otobüs de parasız olacak dediler. Tepkimizi ölçüyorlar. Bizi geri çevirmeye çalışıyorlar. Önce Ankara’ya gitmeyin dediler, Kırkağaç’a gelecek otobüsleri durdurdular şimdi de Karaman’a gidin diyorlar. Gideriz oraya da gideriz ama Ankara’ya gideceğiz. Lakin şunu söyleyeyim sendika bu yaptıklarının hesabını verecek. Soma’ya dönünce bu yapılanların hesabı sorulacak.