Fabrikalardan Haberler

Turizm işçilerinin örgütlenmekten başka çaresi yok!

Merhaba, ben Bodrum'da çalışan turizm işçisiyim. Bacasız fabrikalara benzetilebilecek otellerde patronlara kâr sağlamak için durmadan çalışmak zorundayız. 24 Haziran'daki seçimleri bile çalışırken takip etmek zorunda kaldık. Zaten Türkiye'deki ekonomik krizi durduracak, memleketteki refahı işçi düşmanlarının, NATO'cuların, ABD'nin dostlarının  vermeyeceğini biliyoruz. AKP, CHP ya da herhangi bir burjuva partisi, patronlara hizmet ettikleri için haklarımızı, istediklerimizi veremez. Bunu çok net görüyoruz. Koltukta kim oturursa otursun patronların tek istediği şey daha fazla kâr etmek. Yani daha fazla sömürmek. Biz biliyoruz ki, turizm işçilerini siyasetin dışına atmaya çalışan sermayenin kâr hırsıdır. Daha fazla para isteğidir. Yüz kere 24 Haziran geçirsek de, yüz kere de biz işçiler-emekçilerin kazanacağı hiçbir şey yok. Özellikle baskın seçimlerde hiç yok. Sadece, ekmeğimizi kimlerin küçülteceği soruluyor. Soğan ve patates zamlarını kimin yapacağı hakkında seçim yapmamız isteniyor. Şunu sormak gerekiyor sanırım. Seçim propagandalarında hangi düzen partisi ekonomik krizi çözmek için somut programla önümüze geldi? Ekonomik krizi durduracak plan nedir? Yoksulluğu arttırmaktan ve yalanlar söylemekten başka planları yok. Bizi kurtaracak kendi mücadelemiz ve birliğimizden başkası değil. Turizm işçilerinin örgütlenmekten başka çaresi de yok.

Bodrum’dan bir turizm işçisi

 

Her şey zamlanırken bizim maaşlarımızda yaprak kımıldamıyor

Turizmde Haziran ayını geride bıraktık. Hemen her gazetede otellerin yapacağı zamlar konuşuluyor. Ama hiçbir yerde turizm çalışanı işçilerin maaşları konuşulmuyor. Gün geçtikçe gelen zamlara karşı turizm işçilerinin paraları pul oldu. Temel gıdalarda bile neredeyse yüzde elli zam yapılırken pazarda meyve sebze zam rekorları kırarken turizm işçisinin alım gücü gün geçtikçe daha fazla azalmaya başladı. Otelde bir odanın günlük fiyatı 150 dolarken turizm işçilerinin aylık maaşları 350 dolar ediyor. Maaşlar bu kadar düşükken bir de sezonluk çalışmak zorunda kalıyoruz. Yılın 6 ayı aç 6 ayı tok geçirmeye çalışırken bu kadar düşük maaşlarla kışın yaptığımız borçları ödemeye çalışıyoruz. Artık turizmde neredeyse biz işçileri tencerede toprak pişirtecek hale getirdiler. Yani turizmde oda fiyatlarına zam yapmayı düşünenler işçilerin maaşlarına 1 kuruş bile eklemeyi düşünmüyorlar.

Son dönemde dolardaki artışın yüzde biri kadar bile turizm işçisinin maaşına zam gelmiyor. Zam gelmediği gibi bir de mevcut haklarımızı nasıl tırpanlarız diye düşünüyorlar. Neredeyse hepimizi sezon başında İşkurdan işe aldılar. İşkurdan işe girmeyen işçiler ise yurt dışından ithal edilenler. Onlar daha düşük ücretlere daha çok çalışmak zorunda kalıyorlar. Turizm cenneti, ucuz emek cenneti haline getirildi. Turizmin bu hale getirilmesi sadece patronlar yüzünden değil, onların iktidardaki temsilcilerinin katkılarını da unutmamak gerekiyor. Ne seçim zamanı ne de seçim sonrasında turizm işçisinin durumunu konuşmadılar. Onlar için varsa yoksa turist rekoru. Her yerde geçen yıla oranla bu yıl turizmde ne kadar çok gelir ve turist elde ettiklerini konuşuyorlar.

Her ay ülkede gelişen olaylar bize bir kez daha gösteriyor ki biz işçilerin durumunu ancak biz işçiler düzeltebiliriz. Ancak biz birbirimizi anlayabilir ve çözüm bulabiliriz.

Antalya Beldibi bölgesinden bir turizm işçisi

 

Tek reçetemiz örgütlü hareket etmek

Merhaba bacasız fabrikalar olan otel işçisiyim. Son dönemde turizm işçileri olarak bol bol “2018’de turist akını olacak” ve “2019 yılı Türkiye turizmi’nin ölüm yılı olacak” gibi haberler ile karşılaşıyoruz. Başlıklar ilk başta bir senede ne oluyor da böyle bir sene içinde, öngörü de olsa net söylemlerle turizmi birden şahlandırıp birden bitirebiliyorlar diye düşündürüyor ama içerik bakımından haberler mantıksız değil öyleyse inceleyelim.

İlk haberde söylenilen doğru farklı kaynaklara göre ortalama %40’a kadar bir artış görünüyor. Gelir artıyor tabi patronun geliri işçi ise... İkinci haberde ise cüretkar bir söylem ve öngörüler var. Örneğin, 2008’de başlayan küresel krizi atlatamadığımız ve durumun daha da kötüye gittiği, patronların gelirinin arttığı ama karının da düştüğü, giderlerin de arttığı dolayısıyla yeni yatırımların zor olduğu daha fazla teşvik primi verilmesi gerektiği söyleniyor.

Peki biz işçiler için durum nedir? Patronlar her halükarda sürekli olarak artık emek üzerinden zenginleşmeye devam ederken, teşvik pirimleriyle ceplerini doldururken biz işçiler, yarın eve ekmek götürebilmenin, çocuğumuzu bir çikolata ile kandırabilmenin en önemlisi ay sonunu getirebilmeyi ümit edebiliyoruz sadece. Bu sorun sezonluk  otellerde daha yakıcı durumda çünkü elimizin altında Mardan Palace(ücretlerin sürekli gecikmesi , bazen 6 ay boyunca maaş alamamaları)örneği varken bizim de tek reçetemiz patronlar gibi hareket etmektir. Patronlar örgütlü bir şekilde hareket ederken işçinin böyle bir işe girişmesini istemezler çünkü biz çoğunluğuz onlar ise bir avuç. Çalıştığımız işyerlerinden başlayarak komiteler kurarak,  sendikal faaliyet ile örgütlü bir mücadele ile havayı işçiden yöne döndürmekten başka çaremiz yok.

İstanbul’dan bir turizm işçisi

Bu yazı Gerçek gazetesinin Temmuz 2018 tarihli 106. sayısında yayınlanmıştır.