Manisa Gezi Davası

Manisa'da 197 kişinin yargılandığı Gezi Davası berat kararı ile sonuçlandı. Sabah saatlerinde topluca mahkeme salonuna alınan emekçilerin son sözleri dinlendi. Ardından savcı delil yetersizliği ve suç unsurunun oluşmaması nedeni ile yargılanan eylemcilerin beraatını istedi. Bunun üzerine hem avukatlar hem de yargılanan emekçiler "delil yetersizliği" ile beraat kararı istenmesini eleştirdiler. Ortada bir suç olmadığını belirten emekçiler, ortada bir adalet katliamı olduğunu belirttiler. Bu arada Başbakan Tayyip Erdoğan, avukatları aracılığıyla mahkemeye "mağdur" olarak katılmak istemişti. Ancak hakim, ortada başbakana yönelik suç unsuru oluşmadığı için bu talebi reddetti. Ardından eylemcilerin beraatına karar verildi.

Mahkeme sonunda yargılanan emekçiler adliye önünde toplanarak bir basın açıklaması düzenlediler. İlk olarak sözü avukatlar aldı ve dava ile ilgili bilgi verdiler. Hükümetin ve özellikle başbakanın kendi oluşturdukları hukuk kurallarına bile uymadıkları, Gezi davası ile de adaletin ayaklar altına alındığı belirtildi. Ardından Manisa Emek ve Demokrasi Platformu adına aşağıdaki basın açıklaması yapıldı:
 
"Gezi Davası" Bir Demokrasi Ayıbıdır! 

ASIL DAVA GELECEĞE SAHİP ÇIKMA DAVASIDIR 

Taksim Gezi Parkı’ndaki ağaçların yok edilmesine gösterilen tepki, yaşam değerlerini savunmak için meydanlarda ve kamusal alanlarda demokratik taleplerin ortaya koyulduğu eylemler olarak devam etmiştir. Ancak Başbakan Erdoğan’ın “nefret” söylemi ile birlikte talimatları doğrultusunda artan polis şiddeti ve toplumun demokratik taleplerine karşı iktidarın olumsuz tutumu nedeniyle bu eylemler, tüm toplumsal kesimlerin tepkisine dönüşmüştür. 

Toplantı ve gösteri hakkını kullanan yurttaşlara karşı şiddet uygulayan hükümet; Gezi sorununu barışçıl yollarla çözebilme arayışındaki yasal kuruluşları “suç örgütü” olarak gösterme gayretine girişmiştir. Tüm yurtta milyonlarca kişinin katılım sağladığı bu eylemleri bir suçmuş gibi göstermek ve halkı tedirgin ederek demokratik eylemlere katılımını engellemekten başka bir şey değildir. 

Manisa'da yaşanan Gezi eylemlerine baktığımızda, hiç bir eylemde en ufak bir arbede, olumsuzluk yaşanmamıştır. 

Hiç bir eylemde polis dağılın dahi dememiş, bütün eylemler oldukça barışçık ve meşru temelde yoğun halk katılımı ile yapılmıştır. 

Tüm bu meşru ve barışçıl eylemelere karşın eyleme katılan on binlerce kişi arasında adeta seçim yapılmış ve 183 kişiye soruşturma açılmıştır. Bunun tek bir amacı vardır o da demokratik eylemlere halkın gözünü korkutarak katılımı aza indirgemek ve demokrasiyi yok saymaktır. 

“Demokrasi ve özgürlük” taleplerini dile getiren insanlardan “intikam alma” amacıyla somut hiçbir delile dayanmayan iddianameler düzenlenmiş ve dava açılmıştır.Demokratik bir hak olan toplantı ve gösteri hakkı doğal olarak, insanların bir araya gelerek kullandığı bir haktır. Ancak ne yazık ki; tamamen hukuksuz bir şekilde açılan bu dava ile demokratik hakların kullanılması “suç” olarak tanımlanmaktadır. Gezi eylemleri esnasında toplumun taleplerine kulağını tıkayan AKP iktidarı bu davanın açılmasındaki ısrarcılığıyla; bir “suçlu” yaratarak, antidemokratik yönetim anlayışını, “kent, kültür ve çevre değerlerinin” katlini ve 17 Aralık soruşturmaları ile de gündeme gelen bu değerler üzerinden yürütülen “soygun, hırsızlık, yolsuzluk” hukuksuzluklarını örtbas etme gayretindedir. 

Buradan bütün Manisa kamuoyuna ve vicdanına sesleniyoruz. Bu gün burada ikincisi görülen Manisa gezi davası bir polis fezlekesinden başka bir şey değildir. İçinde 183 kişinin hiç birini yargılamayı gerektirecek en ufak bir suç unsuru yoktur. 

Yargı eğer adaleti sağlamak istiyorsa, Ankara Kızılay da polis kurşunu ile hayatını kaybeden Ethem'in katilini mahkemeye getirebilmeyi başarabilmelidir. 

Yaşamının baharına bile varmaz iken polisin sıktığı biber gazı kapsülü ile başından yaralanan ve 269 gün komada yaşam mücadelesi verdikten sonra gezi şehitleri ağabeylerinin yanına giden Berkin Elvan'ın katillerini bulup yargı önüne çıkarabilmelidir. 

Yaşasın halkların kardeşliği diyen ve bunun için bedenini barış köprüsünün ayaklarına yatıran ve burada jandarma kurşunu ile hayatını kaybeden Medeni Yıldırım'ın hesabını sormalıdır. 

Gezi eylemleri sırasın da eylem sonrası evine giderken sivil faşistler ve polisler tarafından ölesiye dövülerek katledilen Ali İsmail Korkmaz'a sahip çıkmalıdır. 

Biz burada yargılamaya çalışanlar şunu iyi bilmelidirler ki; Gezi de; geleceği için gözlerini kaybedenler, yaşamalarını yitirenler bize bir dava bıraktılar. 

Asıl dava budur ve bu dava insanlık davasıdır. Bu dava geleceğe sahip çıkma davasıdır. 

Yaşamın olduğu her yerde insanlığın olduğu her yere bu dava yı taşımak düşüyor bize. Bizler iş yerlerimiz de, okullarımızda, hastanelerimizde, üniversitelerimizde, sendikalarımızda, sokaklarda Gezinin bize gösterdiği yolda yürümeye ve bu davayı anlatmaya devam edeceğiz. 

Buradan söz veriyoruz, Ethemlerin, Ali İsmaillerin, Berkinlerin bize bıraktığı bu davayı yarı yolda bırakmayacağız ve bu ülkeye güzel günler gelinceye kadar mücadele edeceğiz. Yılmak yok mücadeleye devam. 

Son olarak Manisa Gezi davasıyla ilgili olarak şunu söyleyerek bitirelim. Güvenlik güçlerinin kullandığı şiddet nedeniyle hayatını kaybeden ve/veya yaralanan yurttaşların faillerinin bulunması yerine, suç sayılabilecek herhangi bir eylemin yer almadığı, hukuki gerekçeden yoksun bir iddianame ile dava açılması hukuk devleti ile bağdaşmaz.

Manisa Gezi davası hukuken yok hükmündedir ve Türkiye için bir demokrasi ayıbı olarak tarihe geçmiştir.