Başyazı: İki, üç daha fazla HT Solar!

Aileleriyle birlikte 30 milyona yakın asgari ücretli, açlık sınırının 1.608 lira olarak hesaplandığı Türkiye’de asgari geçim indirimi dâhil 1.603 liraya mahkûm edildi. Patronlara bakarsanız bu bile fazla. İşçiler ise isyanda!

Masaya patronların yanında oturan hükümet, orta yolu bulduğu iddiasında. Bir yanda alınteri döken, üreten ve açlığa mahkûm edilen milyonlar, diğer tarafta asalak milyonerler ve milyarderler! Bu iki sınıf arasında bir orta yol yoktur. Olmayacaktır da!

Türkiye’de AKP iktidarının seçim yatırımı olarak yüzde 30 zam yaptığı 2015 yılı dâhil olmak üzere asgari ücret açlık sınırını bir türlü geçmiyor. Yıl boyunca yapılan zamlar ve ağır vergiler ise emekçinin belini büküyor, borç batağına sürüklüyor. Aynı Türkiye’de bankada 1 milyon liradan fazla mevduatı olan kişi sayısı ise her yıl artmakta.

Metal sektöründe de durum aynı. Patronlar birliği MESS, işçiye dalga geçer gibi yüzde 3,2 zam önerdi. Yanlış anlaşılmasın, bu patronlar yani Koç Holdingler, Renaultlar, Mercedesler, Türkiye’nin en büyükleri, işçi sömürüsüyle kâr ve ihracat rekorları kıran firmalar! İşçiye dayattıkları zam ortada…

Patronlar gemi azıya almış. Saldırıyorlar. Cesareti de Erdoğan’ın sözleriyle “sermayenin önünü açan OHAL” uygulamalarından yani istibdad rejiminden alıyorlar. Hükümetin grev yasaklarına güveniyorlar.

Meclis fiilen feshedilmiş, ülke KHK’lar ile yönetiliyor. Öyle bir yönetim ki patronları pamuklara sarıyor, kardeşi kardeşe kırdırıyor.

KHK ile taşeron düzenlemesi yapılıyor. Aylarca sendikalardan sır gibi gizledikleri yasayı bir gecede emrivaki ile getiriyorlar. İşçinin mahkemelerle elde ettiği kadro hakkı lütufmuş gibi sunuluyor. Dahası kadro için davanı geri çek şantajı yapılıyor. Emekliliği gelmiş ya da askerliğini yapmamış binlerce emekçi kapı önüne konuyor. Buna da müjde deniyor!

Anayasa fiilen askıda… Anayasal hakkını kullanan, sendikaya üye olan işten çıkarılıyor. Çalışma bakanlığı sendikaların yetki belgesini sümen altı ediyor. Devlet anayasayı çiğneyen patronun yanına geçip işçinin karşısına dikiliyor.

Türkiye’nin geldiği nokta şudur: Hürriyet yoksa ekmek de yok!

Peki, ne yapmalı? Türk-İş’in başkanı açlık ücretine “hayırlı olsun, yapacak bir şey yok” dedi. Yapacak bir şey neden olmasın? Mesela Türk-İş başkanı Ergün Atalay’ı o koltuktan indirmek iyi bir başlangıç olabilir. Peşinden de patronlara uşaklık eden diğer sarı sendikacıları…

Baskı ve zulme karşı elimiz kolumuz bağlı mı? Asla! İşte HT Solar işçisi… Fabrika işgali ile grevle sendikalaştılar. İşten atılan arkadaşlarına sahip çıkmaya devam ediyorlar. Hem de en ağır baskı koşulları altında. Hem de sömürü dışında her şeyin yasak olduğu serbest bölgede. Çin hükümeti, AKP iktidarı, vali, kaymakam, çevik kuvvet bir oldu, yine de HT Solar işçisine boyun eğdiremedi. Yollara dökülen Şişecam, Posco Assan işçileri, sendikal hakları için Çankırı’da direnen Sumitomo işçileri, MESS dayatmalarına karşı greve hazırlanan on binlerce metal işçisi ve diğerleri… Hürriyet özlemi taşıyan, baskıya ve zulme artık yeter diyen herkes işçi sınıfının mücadelesinde birleşmeli!

Ekmek ve hürriyet için yapılanlar ve daha güçlü, daha kitlesel, daha fazla birlik ve beraberlikle yapılması gerekenler belli: İşgal, grev, direniş! 

Bu yazı Gerçek gazetesinin Ocak 2018 tarihli 100. sayısında yayınlanmıştır.