Müzakere değil mücadele: Grev hakkı grev yaparak kazanılır!

Grev hakkı grev yapılarak kazanılır! Bu şiarı bayrağımıza en kalın harflerle yazmalıyız.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın çağrısı ile 4 Ağustos günü KESK, Memur-Sen ve Türkiye Kamu Sen'in katılımıyla Danışma Kurulu toplantısı gerçekleşti. Toplantının gündeminde her sene yapılan toplu görüşmeler vardı. Ancak geçtiğimiz yıl referandumda kabul edilen anayasa değişiklikleri çerçevesinde, kamu emekçilerine toplu sözleşme hakkının verilmesi gündemde olduğu için, tüm bileşenler (bakanlık dahil) gerekli hukuksal düzenlemeler yapıldıktan sonra toplu sözleşme çağrısıyla toplanma kararında anlaştılar. Böylece 15 Ağustos'ta yapılması planlanan toplu görüşmeler gerçekleşmedi.

 

Sendikalar 1 Ekim'de açılacak olan TBMM'de toplu sözleşmeyle ilgili yasal düzenlemelere öncelik tanınmasını istiyor. Yeni KESK Genel Başkanı olan Lami Özgen ise, sadece toplu sözleşmeye ilişkin düzenlemelerin yeterli olmadığını grev hakkını içermeyen bir yasanın kabul edilemeyeceğini dile getirdi. Lami Özgen ayrıca KESK'lilere yönelik tutuklama, sürgün ve disiplin uygulamalarına dikkat çekerek kamu emekçilerine sendikal faaliyetleri dolayısıyla hiçbir cezai işlem yapılamayacağına dair bir düzenleme yapılmasını talep etti. Tüm bunlar elbette ki diğer sendikaların değil KESK'in söyleyeceği sözlerdi.

Ancak KESK'in sözleri ve tavrı bunlarla sınırlı olmamalıydı. Kongreler sürecinde fiili meşru mücadele söylemini dilinden düşürmeyenlerin vaat edilen yasal düzenlemelere bağlı olmaksızın grev hakkını kullanmaktan çekinmeyeceklerini vurgulaması gerekirdi.

Grev hakkı grev yapılarak kazanılır! Bu şiarı bayrağımıza en kalın harflerle yazmalıyız. Tarihimiz bunun örnekleriyle doludur. 1961 anayasası grev hakkını tanımış ama hükümet gerekli düzenlemeleri yapmakta ayak dirediğinde Türkiye işçi sınıfı başta Kavel grevi olmak üzere fiilen grev hakkını uygulamaya sokmuş ve kazanmıştır. Yakına geldiğimizde de KESK, okullardan, hastanelere, üniversitelerden tren istasyonlarına “bu işyerinde grev vardır” pankartları asarak grev hakkını grev yaparak kazanma yolunu seçmiştir.

Anayasal hayallerden beslenen müzakerecilik ilk işaretlerini Ağustos ayındaki Danışma Kurulu’nda vermiştir. Yaklaşan krizin saldırıları sertleştireceği düşünülürse kamu emekçilerinin geleceğinin müzakerede değil mücadelede yattığı görülecektir.

* Bu yazı Gerçek Gazetesi'nin Eylül 2011 tarihli 23. sayısında yayınlanmıştır.