Hangi model?

Ken Loach'un Britanya'da, özellikle göçmen işçilerin kiralandığı bir Özel İstihdam Bürosu'nu konu alan İşte Özgür Dünya Filmi'nden bir sahne

Kiralık işçilik yasasını geçiren hükümet gözünü kıdem tazminatının kaldırılmasına dikmiş durumda. Ancak bunu hangi modelle gerçekleştirecekleri hâlâ bir muamma. AKP işe Danimarka modeli ile başlamıştı. Güvenceli esneklik kavramına atıfla iş güvencesi değil istihdam güvencesi sağlayacağız diyorlardı. Bu tumturaklı sözlerin yaldızlarını kazır kazımaz gerçek ortaya çıkar. Güvenceli esneklik, işçinin esnek şekilde maliyetsiz işten çıkartılması demektir. İstihdam güvencesi ise kiralık işçi simsarı özel istihdam büroları...

Danimarka modeli deyince, bir Danimarka'ya bir de Türkiye'ye bakan bir insanın kulağına hoş gelebilir belki. Ama işçinin şunları da bilmeye hakkı var: Mesela kıdem tazminatının ve Danimarka'da söz konusu modelin uygulamaya konduğu 1994 yılında derhal reel ücretlerin aylık 200 dolar düştüğünü, mesela asgari ücret uygulamasının kaldırıldığını, mesela yüzde 80 sendikalaşma oranı olan Danimarka'da toplu sözleşme sisteminin giderek aşınıp yerine bireysel sözleşmelerin yaygınlaştığını, mesela Danimarkalı işçilerin Avrupa'da en çok iş değiştirmek zorunda kalan işçiler olduğunu...

Tabii ki tüm bunlara rağmen Danimarkalı işçilerin durumunun Türkiye'deki işçiye göre çok daha iyi olduğu tartışma götürmez. Ama bu Danimarka modelinin çok iyi olmasından değil Danimarka'nın emperyalist ligde bir ülke olmasından ve İstanbul'un üçte biri kadar nüfusa sahip olmasından ileri geliyor. Bu anlamda söz gelimi asgari ücretin kaldırılmasının Danimarka'daki etkisi sınırlı olabilir. Ancak Türkiye'de bırakın asgari ücreti tümden kaldırmayı patronların özlemle beklediği "bölgesel asgari ücret" uygulamasına geçildiğinde bile ücretlerin nasıl yere serileceğini düşünün. Hali hazırda işçiye bankadan verdiği parayı elden geri alan patron, ne yoksulluk sınırı tanır, ne açlık sınırı...

Ancak son günlerde Danimarka modelinin popülaritesi azalmışa benziyor. Ankara Sanayi Odası Başkanı, Çalışma Bakanı Süleyman Soylu ile görüşmesinin ardından hükümetin Avusturya modeline hazırlandığını açıkladı. Ne farkı var diye soracak olursanız, kıta Avrupası'nda Danimarka'dan daha esnek işçi çıkartılan tek ülkenin Avusturya olduğunu söylersek yeterli olacaktır herhalde. Patronların ayrıca Avusturyacı olmasının bir başka sebebi de kıdem tazminatının işverene yükünü yarı yarıya azaltacak bir model olması.

Avusturya'nın yanında Brezilya'nın da adı geçiyor. Daha başka ülkeleri de işin içine katıp daha çok kafa karıştıracaklar belli. Daha hangi ülkenin modelini gündeme getirecek olurlarsa olsunlar hedefledikleri şey daha az iş güvencesi, patrona daha az mali yük, işçi çıkartmanın kolaylaştırılması ve özel istihdam bürolarının simsarlık yapmak üzere büyük bir işsizlik havuzuna sahip olmasıdır.

Peki, işçinin çıkarına bir model yok mu? Elbette var. Bizim modelimiz sovyet modeli... Üretim araçlarının devlet mülkiyetinde olması ve merkezi planlama sayesinde, kârlılık değil üretim miktarı belirleyici olduğundan tüm nüfusa iş garantisinin sağlanması. Kıdem tazminatı yok, çünkü işçi çıkartma da yok. Tam iş güvencesi. Herkese çalışma hakkı. İşsizliğin kalıcı olarak ortadan kaldırılması. Yani hem mutlak iş güvencesi hem de mutlak istihdam güvencesi aynı anda... Kapitalistlerin hiçbir zaman başaramadığı ve bu sistem var oldukça asla başaramayacağı bir model. İşçi sınıfının, Ekim Devrimi'nin modeli! 


Bu yazı Gerçek Gazetesi'nin Haziran 2016 tarihli 80. sayısında yayınlanmıştır.

Gerçek'i paylaş:

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri