Karşı Manşetler

Gerçek, 26 Haziran 2011
“Dicle kararının başbakanın durumuyla yakından uzaktan hiçbir benzerliği yoktur. Başbakan’ın durumunda hukuk çiğnenmiş ve yüksek yargının araya girmesi suretiyle milletvekilliği adaylığı engellenmiştir. Hatip Dicle olayında meri hukuk uygulanmıştır.” (Bekir Bozdağ, AKP Grup Başkanvekili, Hürriyet, 24 Haziran 2011, vurgu bizim).
Gerçek, 24 Haziran 2011
Türkiye Cumhuriyeti devletinin bazı organları, kendilerini kimin milletvekili olup kimin olamayacağı konusunda hakem sayıyorlar. Hatip Dicle bağımsız milletvekili olarak seçime giriyor. Yüksek Seçim Kurulu (YSK) önce Kürt halkını bir yokluyor. Altı başka bağımsız adayla birlikte Dicle’nin adaylığını da veto etmeye kalkıyor. Kürt halkı, meydanlarda ölü bile bırakarak adaylık hakkını geri alıyor. YSK beş öteki adayla birlikte Dicle’nin adaylığını da onaylıyor. Seçim süreci başlamıştır. El mi yaman bey mi, ortaya çıkacaktır. AKP ile bağımsız adaylar yarışmaya başlıyor. Dicle de AKP ile yarışa...
Gerçek, 22 Haziran 2011
Yüksek Seçim Kurulu Diyarbakır Bağımsız milletvekili Hatip Dicle ile ilgili milletvekilliğini düşürme kararı aldı. Bu karar Yargıtay’ın Dicle’nin sürmekte olan bir davasından aldığı cezayı onaylaması sonucunda gerçekleşti.
Gerçek, 14 Haziran 2011
Halkın adaleti devletinkinden farklı işliyor. Bundan iki yıl önce, başka bir seçimin, 29 Mart 2009 yerel seçimlerinin hemen ardından başlayan KCK davasında birçok Kürt politikacısı tutuklandı. Şimdi, 2011 genel seçimlerinde, tutukluların bazıları milletvekili seçildiler ve yakında cezaevinden çıkacaklar. “Açılım” diye bilinen sürecin başlamasından hemen önce başlayan tutuklama furyası böylece büyük bir darbe almış oluyor.
Gerçek, 13 Haziran 2011
“Ez vê sondê li ser navê biratiya gelê kurd û tirk dixwim.” Böyle diyordu Leyla Zana meclis kürsüsüne ilk ayak basışında. Başında sarı-kırmızı-yeşil bir kurdele vardı. Tarih 6 Kasım 1991’di. Yirmi yıl önce. Henüz 30 yaşındaydı Zana. Mecliste görev yapmak isteyen her milletvekilinin kanunen okumak zorunda olduğu gerici yemin metnini okuduktan sonra söylemişti bu cümleyi. Türkçesiyle şunu söylemişti: “Bu yemini Türk ve Kürt halklarının kardeşliği adına ediyorum.”
Gerçek, 31 Mayıs 2011
Tayyip Erdoğan'ın Artvin'in Hopa ilçesinde gerçekleştireceği seçim mitingi öncesi yüzlerce insan, mitingin yapılacağı meydanın yanıbaşından geçen duble yolun karşısında toplanmış protesto gösterisi yapıyor. Çaykur özelleştirmesi nedeniyle tedirgin işçi, üç kuruş maaşla geçinmeye çalışan emekli, gelecekte iş bulma umudu olmayan öğrenci veya işsiz gençler, sokaklarda serili kalan çay mahsülünün derdindeki çiftçi, her dereye hidroelektrik santrali dikileceği için mağdur olacak köylü AKP'nin meydanının karşısına geçmiş protesto ediyorlar. "Erdoğan'ı Hopa'da istemiyoruz" diyorlar. Yanlarında...
Gerçek, 16 Mayıs 2011
15 Mayıs 2011 Pazar günü, Ortadoğu’nun lanetli bir kadere sahip iki halkının, Kürtlerin ve Filistinlilerin genellikle birbirine çok uzak düşen yollarını tuhaf bir rastlantıyla birleştirdi.
Gerçek, 13 Mayıs 2011
“Terörle mücadelede Türkiye’ye ABD’den daha fazla destek veren başka bir ülke varsa, bu ülkeyi bilmek isterim. Diplomatik işbirliği yapıyoruz, hukuki yaptırımlarda işbirliğimiz var. En önemli işbirliğimiz istihbarattır.” ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Francis Ricciardone böyle meydan okumuş. Çok somut: “Söyleyin, isim verin” diyor. Biz de şöyle diyoruz: Hükümet Ricciardone’ye cevap versin. Ricciardone’nin konuşması, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in bin Ladin’in öldürülmesi vesilesiyle verdiği bir demeçte Türkiye’nin PKK ile mücadeleyi tek başına yaptığını ileri sürmesine bir cevap niteliği...
Gerçek, 6 Mayıs 2011
Usame Bin Ladin öldürüldü. ABD kendi yarattığı canavarı yine kendi bitirmiş oldu. Bu noktaya nasıl gelindiği, operasyonun ayrıntıları, Ladin’in cesedinin okyanusa atılmış olması…vs. gibi ayrıntılar bir yana, işin en ilgi çekici yanlarından biri ABD’nin operasyonda bin Ladin’e kod adı olarak Apaçilerin efsanevi şefi Geronimo’nun (okunuşu Ceronimo) adını vermiş olması.
Gerçek, 4 Mayıs 2011
“Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkların bayramı”. 1 Mayıs marşının nakarat bölümünün son mısrası böyle diyor. Ama bugüne kadar, ister Taksim’de, ister İstanbul’un başka bir meydanında, ister Türkiye’nin batısında herhangi bir başka kentte kutlansın, 1 Mayıs fiili bir anlamda “halkların bayramı” haline gelememişti. 1 Mayıs, bu topraklardaki varlıklarının bilincine son otuz yıl içinde artan ölçüde uyanan Kürt işçilerinin, emekçilerinin, gençlerinin, kadınlarının yüreklerine hitap etmiyordu. 1 Mayıs Türkçe konuşuyordu.

Sayfalar

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri