Rüzgâr eken fırtına biçer!

Tayyip Erdoğan artık kolay kolay iflah olmaz. Batağa battıkça saçmalıyor. Soma’daki 19. yüzyıl savunmasından sonra, Lice ve Diyarbakır olaylarıyla ortalık altüst olunca yeniden söylediğini kulağı duymamaya başladı.

Başbakan önce bir çağrı yapıyor: “Halkımıza çağrıda bulunuyorum. Bütün bunlar çözüm sürecini bozmaya yönelik adımlardır. Bu provokasyonlara karşı milletçe dik durmamız lazım.” Şimdi birileri çözüm sürecini bozmaya çalışıyorsa ve Erdoğan buna karşı dik durmamız gerektiğini söylüyorsa bunun anlamı nedir? Başbakan bizi çözüm sürecini bozmaya çalışanlara karşı çıkmaya çağırıyor demektir, değil mi?

Ama bakın bir-iki cümle sonra ne söylüyor: “Tokat'taki vatandaşın ortaya koyduğu tavrı herkesin aynı şekilde koymasını istiyorum.” “Tokat’taki vatandaşın” yaptığı, Lice’deki ölümleri protesto etmeye çalışan öğrencilere karşı linç girişimi. Bir başbakan linç girişimini örnek davranış gibi gösterir mi diye sormayacağız. Erdoğan eskiden beri böyle olaylar konusunda “vatandaşın hassasiyeti”nin yanında olmuştur. Linç girişimlerini kınamak aklının ucundan geçmez. Bir başbakan linç girişimi için çağrı yapar mı diye sorabiliriz elbette. Erdoğan’dır yapar. Ama bir cümle önce “provokasyonlara karşı milletçe dik durma” çağrısı yapan bir başbakanın şimdi linç girişimlerini kışkırtması… İşte bu saçmalamaktır! Bu tam tamına provokasyona gelmektir çünkü! Erdoğan artık tutarlı konuşamıyor.

Şu anda Türkiye’nin  Kürt coğrafyasında ve batısında da birçok yerinde kitleler Lice’de iki insanımızın katledilmesini protesto ediyorlar. Türkiye’nin batısında bir dizi yerde ise Lice katliamını protesto için yapılan Diyarbakır’daki bayrak indirme eylemi protesto ediliyor. Tayyip Erdoğan sözde çözüm sürecini öyle bir yere getirmiştir ki, Türk ile Kürt kitlelerini birbirinin karşısına dikmiştir!

Rüzgâr eken fırtına biçer! Bütün bunlar aslında Erdoğan’ın Kürt halkını ciddi hiçbir şey vermeden oyalamasından, Türk halkına da dönüp Kürtlere karşı provokasyon yapmasından doğuyor. B planı baskıyı, C planı cinayeti içermeseydi, bugün bunların hiçbiri olmayacaktı. Barışa soyunmuş bir hükümet protesto için yol kesen sivilleri öldürürse olacağı budur!

Ama Erdoğan’ın hiçbir şey öğrenmeye niyeti yok. Bakın yol kesme eylemi için ne demiş aynı konuşmada: “Yol kesmek eşkıya işidir. Bundan böyle bunu yapanlar da bedelini ödeyecektir. Gerekli talimatlar verilmiştir. Kimsenin ülkemizin huzurunu bozmaya hakkı yoktur." Hayır, efendim, yol kesmek “eşkıya işi” değildir! Bir protesto biçimidir. Bir sürücü bir çocuğu ezerse ve mahalle halkı yolu keserse eşkıya mı oluyor? İşçi fabrikasından çıkıp protesto için yolu keserse eşkıya mı oluyor? Başörtülü öğrenciler üniversitede başörtüsü yasağını protesto için yollara dökülüp yürüdüklerinde ve trafiği durdurduklarında eşkıya mı oluyor?!!

En vahimi de şu: “Bundan böyle bunu yapanlar da bedelini ödeyecektir. Gerekli talimatlar verilmiştir.” Bedel ödetmek için talimat vermiş beyefendi! İki ölüye yenilerini katın diye talimat mı verdiniz?

Tayyip Erdoğan, öyle yüksekten atıp tutma! Provokatörlük yapma! Bu ülkeyi yeniden savaşa sürüklüyorsun. Altından kalkamayacaksın! 

Gerçek'i paylaş:

devrimci marksizm okulu ulusların kendi kaderini tayin hakkı

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri