Maliyetleri devlet üstlenecek, kârları özel sektör!

Bu sistem insanı deli eder! İş cinayetleri öylesine salgın hale geldi ki Çalışma Bakanı Faruk Çelik bile artık dayanamıyor, ne dediğini bilmez biçimde konuşuyor! Önce “İş Sağlığı ve Güvenlik Sözleşmesi yapma zorunluluğu bulunan 680 bin çok tehlikeli iş yerlerinden 180 bini sözleşme yapmış, 500 bini yapmamış” dedi. (Bunun kontrolü kime ait beyefendi?) Aynı konuşmasında şunu bile söyledi: “Neden oluyor bu işler? Çok açık ve net bunu görüyoruz, üretim zorlaması var. Bunun yanında maliyet zorlaması var. Siz işi daha ucuza yaptırmak için taşeronluk sistemini acımasız bir şekilde kullanarak, insanları, çalışanları adeta köleleştirerek bir uygulama içerisine girerseniz, burada maliyetin getirdiği baskılardan dolayı, çok kazanma hırsıyla bütünleşen bu anlayış, ister istemez güvenliği ikinci derecede bırakmaktadır.” (Bunu durdurmak kimin görevi beyefendi?)

Kapitalistler gemi o kadar azıya aldılar ki, burjuva hükümetinin bakanı sosyalistler gibi konuşmaya başladı! Ne diyor? “Üretim zorlaması”ndan dem vuruyor. Çalışanların “adeta köleleştirildiği”nden söz ediyor. “Taşeronluk sistemini acımasız bir şekilde kullandıkları”ndan söz ediyor. 680 bin işyerinden 500 bininin yasayı çiğnemiş olduğunu açıklıyor.

Şimdi de Torba Yasa’dan yeraltında çalışan madencilere belirli ek haklar getiren hükümler çıkınca Zonguldak havzasında patronların toplu lokavt yoluyla madenleri kapatarak sayısı artık 5 bine yaklaşan işçiye yol vermesi (bkz. http://gercekgazetesi.net/emek-dunyasi/toplu-lokavta-karsi-ozel-madenleri-kamulastirin) karşısında isyan etmiş: “Henüz patronların kasasına, kesesine bir kuruş olumsuz bir şey yansımayan bir atmosferde diyor ki: 'Ben, işçiyi kapıya koydum'. Bu ahlaki değil açık söylüyorum.” Daha önce söylemediğini bırakmamıştı, şimdi de “ahlâksız” demiş oldu patronlara! Hayırlısı!

Yalnız, bu “isyanları oynama” havası biraz kabak tadı verdi. Siz hem böyle söyleyeceksiniz, hem de patronların bütün talepleri karşısında yelkenleri suya indireceksiniz. Bu nasıl iştir? Bakın aynı konuşmada ne diyor bakan:  “Eğer siz ilgili Enerji Bakanlığıyla bir anlaşma yaptıysanız ve gerçekten de o anlaşmaya aykırı şekilde sizin maliyetlerinizi etkileyen bir tablo ortaya çıkıyorsa hükümet olarak biz, bunun giderilmesi konusunda tabii ki çalışma yapacağız.(…) Biz, tüm kesimleri dinliyoruz. Meclis açılır açılmaz bu konuda gerçekten neyin yansıyacağını ne kazanıyorlar, ne anlaşma var, bu anlaşmaya aykırı nasıl bir gelişme var?. Bunu telafi etmek tabii ki parlamentonun ve hükümetin görevidir.”

Kısacası, yasanın işçiye getirdiği ek hakların maliyeti devlet tarafından karşılanacak. Peki, ey Faruk Çelik, hani bu patronlar, “üretim zorlamaları”, “köleleştirmeler”, “maliyet zorlamaları” dolayısıyla suçluydu? Neden oluyor bunlar? Siz değil misiniz bunun, yukarıda siyah harflerle vurguladığımız gibi “çok kazanma hırsıyla” yapıldığınısöyleyen? Şimdi neden patronların “çok kazanma hırsı” için devletin vergi gelirlerini harcayacaksınız ki?

Hayır, efendim, “maliyet devletten, kâr özel sektöre” kabul edilemez! Çözüm aşikârdır: bu madenler kamulaştırılmalıdır! Madem yasaların işçiye verilmesini gerekli gördüğü hakları vermemekte direniyorlar, madenler karşılıksız kamulaştırılmalıdır. Tabii, kamu sektöründe de taşeron illetinin yayılması dolayısıyla işçi denetiminde!

Zonguldak madencileri ilk günlerde durgundu, ama şimdi ayağa kalkıyor. İşçiler Kandilli-Zonguldak arasında yürüdükten sonra kent merkezinde vilayet önünde iki gündür eylem yapıyor. Genel Maden İşçileri Sendikası Başkanı Eyüp Alabaş devlet yardımının hangi şirkete yapılacağına ilişkin kararın “keyfi” olacağını söylemiş. İlahi başkan! Kapitalistlerin hangisinin kayırılacağını düşünmek mi senin işin? Sen “bütün işyerleri açılsın, işçiler işe dönsün, haklar verilsin!” diyeceksin. “Vermiyorlar mı, devletleştirin!” diyeceksin.

Zonguldak maden işçileri Soma’daki işçi yoldaşlarına kulak vermeliler. Tek bir ses duyacaklar: “Madenler kamulaştırılsın!”