Hoş geldin Aziz!

 

Hoş geldin!
Kesilmiş bir kol gibi
omuz başımızdaydı boşluğun...
Hoş geldin!
Ayrılık uzun sürdü.
Özledik.
Gözledik...
Hoş geldin!
Biz
bıraktığın gibiyiz.
Ustalaştık biraz daha
taşı kırmakta,
dostu düşmandan ayırmakta...
Hoş geldin.
Yerin hazır.
(…)

Nâzım Hikmet

 

Aziz Güler memleketine döndü! Tam iki ay boyunca, gaddar bir sistem Aziz’in naaşını kendi doğduğu, büyüdüğü, yurttaşı olduğu ülkeye sokmadı! Bakanlar Kurulu kararı dediler, allem ettiler, kalem ettiler, bir cenazeden bile korktular, iki ay boyunca salmadılar sınırdan.

Hangi sınırdan? Elbette Rojava’dan! Aziz DAİŞ’e (IŞİD’e) karşı YPG saflarında savaşırken yitirmişti hayatını. Devrim şehitleri arasına adını yazdırmıştı. Kinleri buna idi. Kürt halkının DAİŞ’e karşı mücadelesine destek olan herkese düşman kesiliyorlardı çünkü.

Aziz, sen o gerici örgüte karşı çarpışırken hayatını cephede yitireli iki ay oluyor. Takvimler 21 Eylül’ü gösteriyordu. O zamandan beri neler oldu bir bilsen! Senin ölümünden sadece 20 gün sonra o alçaklar, o barbarlar Ankara’da yüz bin ilericinin arasında bombalarını patlattı, silahsız 102 kişiyi katletti. Küçücük çocuktan yaşlılara kadar. Senin naaşını memlekete salmak istemeyenler “kokteyl suikast” gibi gülünç bir kavramla halkı aldatmaya çalıştılar, ama bir yandan da bu korkunç katliamın DAİŞ’in işi olduğunu teslim etmiş oldular fiilen. Böylece, ölümünden sadece 20 gün sonra, senin vermiş olduğun mücadelenin ne kadar doğru bir dava olduğu, insanlık düşmanı bu çeteyi yenilgiye uğratma çabasının yüzleri, binleri, on binleri ölüme karşı korumak olduğu bir kez daha ortaya çıktı.

Sonra, Ankara katliamından bir ay sonra suçlarında yeniden büyük bir suç işlediler. 12 Kasım’da Beyrut’un yoksul bir mahallesini vurdular. En az 41 kişiyi öldürdüler, 200 kişiyi yaraladılar. Daha Beyrut bombasının dumanı dağılmadan ertesi gün, 13 Kasım’da aynı katiller sürüsü, bu sefer Paris’te altı ayrı yerde düzenledikleri saldırılarla, başta gencecik insanlar olmak üzere halktan rastgele 130 kişiyi katletti. Daha 90'a yakın insan hâlâ yoğun bakımda, ağır tehlike altında. Bir kez daha kanıtlandı, senin o barbarlara karşı insanlığı savunmuş olduğun. Milliyeti ne olursa olsun, hangi coğrafyada yaşıyor olursa olsun, insanlığı.

Sen DAİŞ’e karşı mücadelede hayatını yitiren bütün ötekiler gibi, Paramaz gibi, Kader gibi, bütün öteki devrim şehitleri gibi, insanlığın aziz bir evladısın Aziz!

Nâzım sana “yerin hazır” diye sesleniyor. Yerin kalbimizdedir! Hoş geldin!

Gerçek'i paylaş:

Gerçek Sayılar

Gerçek Gazetesi Sayı 98

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri