Alın bu adamı görevden!

Ali İsmail Korkmaz hayat doluydu

Apartheid dönemi Güney Afrika’sının polisi dünyaca ünlüdür. Anlatılan öykülerinden biri de şudur: Polis işkenceyle öldürdüğü siyasi tutsaklar hakkında rapor yazdığında sık sık “banyoda sabuna bastı, kaydı, düştü, kafasını kırdı” yazarmış. Öyle bir değil, on değil, pek çok tutsak için yazılan bir gerekçe! Polis komiserleri öylesine rahat ki, kimsenin kendilerini cezalandırmayacağından o kadar emin ki, bütün dünyanın güleceği bir gerekçeyi tekrar tekrar yazmaktan yüzü kızarmıyor bile!

Eskişehir apartheid dönemi Güney Afrika’sında değil, bildiğimiz kadarıyla. Ama bu ilin valisi, Güngör Azim Tuna adlı bir adam, Haziran başında başına sopalarla vurula vurula öldürülen Ali İsmail Korkmaz kardeşimiz hakkında işte öyle konuşuyor. Önce “kendi arkadaşları, suçu polisin üzerine atmak amacıyla öldürmüş olabilir” dedi. Gerçekten dedi! Kahve sohbetlerinde söylenmiş bir laf değil! Koskoca Mülkiye’de yıllarca okumuş, diplomalar almış, uzun yıllar boyunca değişik ilçelerin halkını yönetmiş, sonra da Kars, Çanakkale ve Eskişehir gibi kültür ve dünyayı kavrayış düzeyi çok yüksek üç ilde valilik yapmış biri. Bir de İçişleri Bakanlığı’nın Müsteşar Yardımcılığı görevini üstlenmiş. Maşallah!

Vali bey bu lafı söyledikten bir süre sonra, birilerinin silmeye çalıştığı video kayıtları jandarma tarafından kurtarılınca, bir polis ve üç fırıncı bu işte uzun süre ayak direyen savcıların bile gerek görmesi üzerine tutuklandı. Fırıncılardan biri savcıya “bize polis talimat verdi” dedi. Daha başka sopalılar da araştırılıyor.

Ama vali bey adına sadık biçimde azimle polisin bu işin içinde olmadığında ısrar ediyor. “Biz söylemiştik, polis değil diye” diyor. “Bakın, sadece bir polis var, çoğunluk sivillerde” demeye getiriyor. “O bir kişi de çiğ süt emmiş biridir, her kurumda olur öyleleri” mealinde laflar ediyor.

Vali, kurumların hukuki sorumluluğunu istatitiki yöntemlerle belirlemeyi Mülkiye mektebinde kimden öğrendi acaba? Üç fırıncı ama tek polis. O zaman açık değil mi? Polis azınlık, demek ki polis sorumlu değil. Peki, çok azimli vali bey, fırıncının savcıya verdiği ifade ne olacak? Polisin talimat verdiği kişiler sivil olunca sorumluluk polise düşmüyor da, mesela Eskişehir Fırıncılar Esnafı Odası Yönetim Kurulu’na mı düşüyor?

Böyle bir adamı koskoca Eskişehir ilinin başında tutmaya kimsenin hakkı yok. Görevden derhal alınmalıdır…diyeceğiz de, kim alsın? İki ay boyunca polisin göstericilerin kafasına gaz kapsülü atmasına seyirci kaldıktan sonra bunun gayri nizami olduğunu söyleyerek “45 derece” kuralını hatırlatan, İstanbul’da, İzmir’de, Hatay’da, Eskişehir’de ve başka yerlerde birtakım polisleri, iki ay boyunca Mübarek’in “Baltacılar”ı, Esad’ın “Şabiha”sı gibi sivil kıyafetle halkın üzerine saldıktan sonra bir genelge yayınlayıp yapmayın diyen Kimyasal Muammer bunların şefi. O mu alacak?

Asıl onu görevden almak lazım. Ama onu kim alacak görevden? Bütün bu uygulamalar karşısında çiçeği burnunda polis memuru adaylarının mezuniyet töreninde, “polis destan yazdı” diyerek yeni cinayetleri azmettiren Tayyip Erdoğan mı?

En iyisi, Eylül ayından rica edelim, bunları görevden alsın. Vali bey, vali bey, burası apartheid dönemi Güney Afrika’sı değil. Halk isyanının Türkiye’si. İnsan göz açıp kapayana kadar kızağa çekiliverir!

Gerçek'i paylaş:

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri