Yine ve yeni bir AKP yalanı daha: Taşerona kadro yok, haklara tırpan var!

AKP iktidarı, 1 Kasım’dan bu yana taşeron işçilerine kadro vaadini yerine getirmiyor ve oyala taktikleri izliyordu. Son olarak hükümet 2015 sonunda, taşeron işçilerine 6 ay daha bekleyin dedi. 23 Mart tarihinde ise Başbakan Davutoğlu kamudaki “700 bin taşeron işçisini kamuya almak” için çalışma başlattıklarını açıkladı.

Sermaye medyası birbiri ardına sokak röportajları yaparak taşeron işçilerine duygularını sormaya başladı. İşçiler yıllardır bekledikleri kadro haklarını alacakları düşüncesiyle son derece heyecanlı ve memnundu. Ancak Başbakan 700 bin işçiye kadro vereceklerini değil 700 bin işçiyi kamuya alacaklarını söyledi. Bu sadece bir kelime oyunu değildi. İşçilere atılan koca bir yalanı gizlemek ve aslında işçilerin haklarını tırpanlayacak bir düzenlemeyi müjde gibi sunmak için yapılmış bilinçli bir çarpıtmaydı.

Henüz söz konusu düzenleme için hazırlanacak olan yasa taslağı kimsenin elinde değil. Ancak Davutoğlu’ndan sonra  Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın yaptığı açıklamalarla her şey açıklığa kavuşmaya başladı. Kulislerde Naci Ağbal’ın “Başbakan gaza gelmiş, öyle bir şey yok” türünden ifadelerle taşeron işçilerde beklenti yaratılmasına karşı çıktığı da konuşuluyor.

Şimdi ana hatlarıyla ortaya çıkan tabloyu soru cevap şeklinde işçiler için özetleyelim:

Taşeron işçisi kadroya geçecek mi?

Hayır! Taşeron işçileri hiçbir şekilde kamu kuruluşlarının işçi kadrosuna geçirilmiyor. Taşeron işçileri için yeni tip bir istihdam biçimi yaratılıyor. Bu istihdam biçiminin adı  “özel sözleşmeli personel” olacak!

Özel sözleşmeli personel kadrosu sürekli mi?

Taşeron işçilerin 3 yıllık sözleşmelerle istihdam edilmesi öngörülüyor. 3 yıl sonunda işçinin ne ile karşılaşacağı belli değil.

Özel sözleşmeli personel işçi mi memur mu olacak?

Ne işçi ne de memur olacak. Memur gibi işe alınacak. Memur alımında uygulanan koşullar taşeron işçilerine uygulanacak. Ama memurun hiçbir hakkından faydalanamayacak. İş güvencesi olmayacak. Daha önce 4-B’li memurlara yapıldığı gibi, memur sendikasına da işçi sendikasına da üye olamayacak. Özetle özel sözleşmeli personel işçi ve memur statülerini en dipte eşitleyen bir istihdam biçimi olarak kurgulanacak.

Tüm taşeron işçileri “özel sözleşmeli personel” mi olacak?

Hayır! Bu yasanın belediyeleri kapsamadığı belirtildi. Belediyeler şirket kurarak taşeron işçileri istihdam edecek. Diğer kamu kuruluşlarında ise ”özel sözleşmeli personel” olabilmek için Maliye Bakanı’nın açıkladığı 11 koşulu yerine getirmek gerekecek. Bu koşullar şöyle:

1.      1 Kasım 2015'ten önce işe girmesi ve halen çalışmaya devam etmesi

2.      Emekli aylığı almaya hak kazanmamış olması

3.      65 Yaşını doldurmamış olması

4.      Tam zamanlı işlerde istihdam edilmiş olması

5.      12 ay boyunca görev yapıyor olması

6.      Devlet memurluğuna atanmak için aranan şartları taşıması

7.      Ayrıca yapılacak olan “devlet memuru olmanın gerektirdiği güvenlik araştırmaları “  nda sorun yaşamaması

8.      Personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı ihalelerinde çalışması,  

9.       Anahtar teslim götürü hizmetlerde çalışmaması,

10.  Taşeron sözleşmesinde kaç personelin çalışması gerektiğinin belirtilmesi

11.  Ayrıntıları yasa tasarısı ile düzenlenecek olan, “kamuya geçişte kişinin mesleği ve kamu hizmetini yapabilmesi için gerekli bilgi ve donanıma sahip olup olmadığını belirlemeye yönelik” sınavı kazanması

Ücret artışı olacak mı?

Hayır! Taşeron şirkette alınan ücret neyse, “özel sözleşmeli personel” de aynı ücreti alacak.

Kıdem tazminatı hakkı ne olacak?

Yeni kadro ihdası yapılacağı için işçilerin kıdem tazminatı ve yıllık izin hakları sıfırlanacak. Taşeron şirketler değişse de, yılbaşlarında girdi çıktı yapılsa da taşeron işçilerin yıllarca verdiği mücadeleler sonucunda kazanılmış haklar korunuyordu. Şirket bu hakları ödemezse işçi kamudan alacaklarını tahsil edebiliyordu. Devlet işçilere ödediği tazminatlardan kurtulmak için kurnazca ama bir o kadar da ahlaksızca bir yol bulmuş gözüküyor.

Ya sendika ve toplu sözleşme?

Sendikalaşma ve toplu sözleşme hakkı anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altındadır. Ancak ülkemizde işçiler bu haklarından fiilen yararlanamıyorlar. Taşeron işçisi bu haklarını yıllar içinde verdiği mücadele ile elde etmişti. Kamuda taşeron şirketlerle toplu sözleşmeler yapılmaya başlanmıştı. Bu sözleşmelerde bağıtlanan ücretle, taşeron sözleşmesindeki ücret arasındaki farkı kamu karşılıyordu. Şimdi “özel sözleşmeli personel” statüsü kurnazlığı ile bu kazanımlar sıfırlanacak. Toplu sözleşme için masaya oturmaya hazırlanan binlerce işçi yeniden sendika üyeliği ve toplu sözleşme haklarını elde etmek için fiili ve hukuki mücadele vermek zorunda kalacak.

Asıl iş yardımcı iş ayrımı kalkacak deniyor?

Doğrudur. Ama olabilecek en kötü şekilde. Asıl işte çalışan işçiler mahkemelere gitmiş ve hileli işlem tespiti yaptırarak kadrolu işçilerin tüm haklarını aynen kazanmıştı. Devletin bu işçileri kadroya alması ve kadrolu işçi ne ücret alıyorsa onu vermesi, kadrolu işçinin hangi özlük hakkı varsa aynısını bu işçilere sağlaması gerekiyordu. Yeni uygulama ile yardımcı işte çalışanların durumunda hiçbir değişiklik olmayacak. Asıl işte çalışanlar ise kadrolu işçilerle aynı haklardan yararlanma olanağını kaybedecek. Yasal düzenleme yapılacağı için, işçi düşmanı AKP, kurnazlıkla hileli istihdam davası açılmasını engellemeyi planlıyor.

Özel sektörde çalışan taşeron işçileri bu yasadan etkilenecek mi?

Hayır! Özel sektörde eski tip taşeron sömürüsüne devam.

Sonuç

İşçilerin haklarına yönelik bu büyük saldırı bir kez daha yalan ve kurnazlıkla müjde gibi sunuluyor. AKP, taşeronu kaldırmıyor. Devlet, aradan taşeron şirketi çıkarıp kendisi taşeronluğa soyunuyor. İşçilerin taşeron şirketlere ve kamuya karşı elde ettikleri tüm kazanımlar yok edilmek isteniyor. Taşeron sistemi kalkmak bir yana yaygınlaşıyor. En önemlisi de özel sözleşmeli personel uygulaması ile taşeron işçilerden başlayarak giderek tüm kamuya yayılmak ve hem işçileri hem de kamu emekçilerini/memurları kapsamak üzere koşulları en dipte eşitleyecek bir sömürü saldırısının kapısı aralanıyor. 

Gerçek'i paylaş:

devrimci marksizm okulu ulusların kendi kaderini tayin hakkı

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri