Gündemdekiler

Gerçek, 7 Kasım 2016
Fırat Kalkanı operasyonu üçüncü ayına girerken, TSK destekli ÖSO grupları Azez ve Cerablus arasındaki bölgeyi kontrol etmeyi başardı. Ancak operasyonun gidişatı giderek karmaşık bir hâl alıyor. Ekim sayımızda harekât El Bab'a yöneldikçe, TSK ve ÖSO güçlerinin hem YPG'nin başını çektiği Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile hem de Suriye ordusu ile karşı karşıya gelebileceğini belirtmiştik.
Mustafa Kemal Coşkun, 5 Kasım 2016
şunu söyleyebiliriz ki, yağmacı burjuvazinin egemenliğini tesis edebilmek için, tek çareleri toplumun içerisinden yabancıların “ayıklanması” anlamında bir iç savaş kışkırtıcılığı ve “kaybedilen toprakları geri almak” anlamında yayılmacı bir milliyetçilikle hali hazırda çıkmakta olan Ortadoğu savaşının parçası olmaktan başka bir şey değildir.Anlaşılacağı gibi iktidar yanlısı havuz medyası yazarlarının sivillere yönelik silahlanma çağrısı yapması hiç de boş yere değildir.
Gerçek, 5 Kasım 2016
Bahçeli’nin sicili bu siyasi manevraları yapacak bir siyasi kalitesi olmadığını düşündürse de onun kulağına “darbe tehlikesi”ni üfleyenlerin kendisine izleyeceği yolu da çizmiş olması ihtimali pekâlâ mevcuttur. Her durumda gerçekler halktan gizleniyor. 15 Temmuz gecesi olanlar bir türlü açıklığa kavuşturulmuyor. Bedelini tümüyle emekçi halkın ödeyeceği kirli oyunlar ve pazarlıklar sürüyor. Hâkim sınıfların kendi bağrındaki çelişki ve çatışmalar bir kez daha ülkeyi uçuruma doğru götürüyor.
Gerçek, 5 Kasım 2016
Yenikapı mutabakatı denen sözde “milli” mutabakatın özünde NATO’cu, Amerikancı bir dolar ve borsa mutabakatıdır. Bu mutabakatın temelinde demokrasi ve özgürlükleri bırakın, darbe karşıtlığının bile yeri yoktur. Dolayısıyla da çatırdayan mutabakatın tamamen çökmesi hatta yeni darbeleri tetiklemesi de Erdoğan ve AKP’nin sermayeyi ve emperyalizmi ikna ederek burjuva muhalefetini bir kez daha arkasına dizmesi de mümkündür. Her durumda kaybeden işçi ve emekçiler olur.
Gerçek, 5 Kasım 2016
Çıkardıkları gürültüye bakıp aldanmayın. Yenilecekler! Çünkü ne kadar baskı kurarlarsa kursunlar işçi sınıfını yok edemezler. Haklarını tırpanlarlar, haber alma kaynaklarını keserler, önderlerine zulmeder, örgütlerine saldırırlar ama işçi sınıfını ortadan kaldıramazlar. Çünkü tüm zenginliği alın teriyle üreten işçi sınıfı yoksa hiçbir şey olmaz.
Gerçek, 31 Ekim 2016
İhraç edilen akademisyenler, sendikacılar, öğretmenler hepsi teker teker önemli kayıplardır. Ancak tüm bunlar işçi sınıfının karşı karşıya olduğu daha büyük saldırının içerisinde bir anlam kazanıyor. Hem bu insanların haklarının iade edilmesi hem de OHAL'in kaldırılması için ise saldırının muhatabı olan büyük gücü yani kamu çalışanıyla işçisiyle işçi sınıfını seferber etmek, sınıf mücadelesini yükseltmek gerekiyor.
Sungur Savran, 28 Ekim 2016
Sevda Alyakut öldü. Bu üç kelimenin içindeki sessiz çığlığı duymak Sevda yoldaşı tanımayanlar için zor. Sevda Alyakut 43 yaşında öldü. Arkasında kendisi ile aynı kurtuluş davasına gönül vermiş bir eş ve iki oğul bırakarak. Daha ne güzel günler görebilecekken. Çocuklarının gelişmesinden, büyümesinden, başarılarından gurur duyabilecekken. Daha ne güzel işler yapabilecekken bu dünyanın ezilenleri, sömürülenleri için.
Gerçek, 27 Ekim 2016
Devrimci İşçi Partisi üyesi öncü işçi yoldaşımız Sevda Alyakut'u yakalandığı kanser hastalığı nedeniyle 25 Ekim günü kaybettik. Yoldaşımız 26 Ekim Çarşamba günü ailesi, yıllarca çalıştığı çeşitli fabrikalardan işçi arkadaşları ve Ankara'dan İzmir'e, İstanbul'dan Kocaeli'ne, Antalya'dan Bursa'ya dört bir yandan Çorlu'ya gelen yoldaşları ile Çorlu'daki çeşitli siyasi parti ve sendika temsilcileri tarafından son yolculuğuna uğurlandı.
Gerçek, 10 Ekim 2016
Bu katliamlar dizisinin, geride bıraktığımız bir yılda fiili mücadeleler üzerindeki olumsuz etkileri yadsınamaz. Ancak bu süreçte yitirdiğimiz genç yaşlı, kadın erkek her bir insanımızın aynı zamanda birer mücadele çağrısı olduğunu bir an olsun unutmadan, kararlılıkla mücadele eden devrimcilerin varlığına da tarihin şahitlik ettiğinin altını çizmek gerekiyor.
Sungur Savran, 9 Ekim 2016
2000’li yılların başı, burjuvazinin Batıcı-laik kanadı ile İslamcı kanadı arasında bir siyasi (kansız) iç savaşı Türkiye politikasının merkezine yerleştirmişti. Sonra İslamcı kamp çatladı, AKP ile cemaat arasında bizim DİP olarak “iç savaşın iç savaşı” olarak nitelediğimiz yeni mücadele başladı. Bu iki kansız iç savaşın birleşik dinamiği, 15 Temmuz’u 16 Temmuz’a bağlayan gece 24 saatlik, bu sefer kanlı bir “mini iç savaş”ı doğurdu. Şimdi sıra AKP’nin iç savaşında. Hangi tempo ile gelişir, ne biçimler alır, sonucu ne olur, kestirilmesi zor. Ama her gelişme Tayyip Erdoğan’ı biraz daha...

Sayfalar

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Kampanya Banner

Gençlik Bültenleri

Trotskiy 75 yıl