Gündemdekiler

Gerçek, 11 Mart 2018
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu geçtiğimiz yıl Türkiye’deki milyonerler ligine 18 bin 105 kişinin eklendiğini açıkladı. Toplam 129 bin 969 milyonerin bankalarda bulunan hesaplarında ortalama 6,5 milyon lira bulunuyor. Bu rakamın yaklaşık yarısı Türk Lirası yarısı da döviz olarak tutulmakta. Milyonerlerin kasalarında toplam 3 milyar 175 milyon değerinde kıymetli maden bulunuyor.
Sungur Savran, 10 Mart 2018
Osmanlı 19. yüzyılının geri ve gerici düzeninin taraftarları, pirleri Necip Fazıl Kısakürek’i izleyerek II. Abdülhamid’i (1876-1909) “Yüce Hakan”, “son büyük padişah” ve nice başka sıfatlarla ödüllendiriyorlar. Abdülhamid’in ölümünün 100. yılı vesilesiyle bu yüceltme yeniden doruğa tırmandı. Abdülhamid’e bu yaklaşım baştan aşağı yanlıştır.
Gerçek, 10 Mart 2018
Yaşananların gösterdiği gibi kirli pazarlık siyaseti Türkiye’nin elini emperyalizme karşı güçlendirmiyor. Parası da rehinesi de fazla olan emperyalizm, her pazarlık masasından Türkiye’yi kendine daha fazla mahkûm ederek kalkıyor.
Gerçek, 9 Mart 2018
Erdoğan, Mınbiç’teki Amerikan generalinin “savaşırız” sözlerine karşı Osmanlı tokadını görürler demişti. Ama ABD Dışişleri Bakanı Tillerson geldiğinde ona Osmanlı tokadı atmak bir yana adeta “zeytin dalı” uzattı. Aslında Türkiye ne zaman Osmanlıcı söylemlere sarılsa hep kazançlı çıkan ABD olmuştu. Davutoğlu’nun Osmanlıcı "stratejik derinliği" Suriye’nin parçalanmasına katkı sunmuş ABD’nin bugün Fırat’ın doğusunu hâkimiyeti altına almasına uygun koşulları hazırlamıştı. Şimdi de farklı olmadı. Tillerson Türkiye’ye gelmeden Lübnan’a uğradı. Diplomatik tokadı orda yedi. Arkasına Amerikan bayrağı...
Gerçek, 9 Mart 2018
ABD Dışişleri Bakanı Tillerson geçtiğimiz ay Türkiye’yi ziyaret etti ve en önemli görüşmeyi Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptı. Ancak bu görüşmede devlet geleneklerine ve diplomatik teamüllere aykırı olarak hiçbir tutanak tutulmadı. Tutanaksız görüşme sadece konuşulanların kamuoyuna açıklanmamasının ötesinde bir gizlilik anlamına geliyor. Hâlihazırda pek çok görüşmenin detayları halktan gizleniyor ve açıklanmıyor. Ancak tutanak tutulmadığında bu, halkın gelecekte de bu görüşmelerin içeriğine ulaşmasının ve gerektiğinde hesap sormasının engellenmesi demek.
Gerçek, 8 Mart 2018
AKP-MHP koalisyonu seçimlere yönelik düzenlemeleri içeren 26 maddelik yasa taslağını sonunda meclise getirdi. Yapılan düzenlemeler Türkiye’de eşit koşullarda gerçekleşecek ve halkın iradesini yansıtabilecek bir seçim olasılığını giderek daha fazla yok edildiğini gösteriyor.
Gerçek, 8 Mart 2018
Türkiye seçimlere mi gidiyor yoksa bir uçuruma mı? 2019’da bir seçim olacak mı seçim seçime benzeyecek mi o bile belli değil. 16 Nisan halk ve tarih nezdinde meşruiyetini sağlayamamışken, referandumun seçim hilelerini yasa yapıp önümüze getiriyorlar. Yetkilerini alıp zincire vurdukları meclisi bir de yüzde 10 barajıyla boğmaya devam ediyorlar. Ekonomi çöküşün eşiğinde, özelleştirme ve borçlanma ile yangına benzin döküyorlar. Her şey, işler bugünkü gibi giderse 2019 virajının sonunda, bizleri düzlüğün değil uçurumun beklediğini gösteriyor. Öyle gitmemesini sağlamak, işçinin emekçinin elinde.
Gerçek, 12 Şubat 2018
1 Ocak 2017 itibariyle uygulanmaya başlayan ve 45 yaş altındaki bütün çalışanları kapsayan Zorunlu Bireysel Emeklilik Sisteminde (BES) geçişler devam ediyor. Kademeli olarak geçişlerin yapıldığı sisteme 1 Ocak 2018 itibari ile belediyeler, il özel idareleri, KİT’ler ve özel sektör de dâhil edildi.
Gerçek, 10 Şubat 2018
Devrimci İşçi Partisi, 16 Nisan referandumunda oylamaya sunulan sistemi başından beri Cumhurpatronluğu olarak adlandırıyor. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adayı olmak için 100 bin imza toplanmasına noter şartı önermesi tam bir “Cumhurpatronluğu” örneği. Çünkü eğer Erdoğan’ın dediği olursa aday olmak için sadece 100 bin kişi bulmak değil, noter masrafları için de 15 milyon lira bulmak gerekecek. Bu mantıkla siyaset sahnesini parsellemiş patron partilerinin haricinde de patron olmadan ya da patronların desteğini almadan aday olmak imkânsız hale gelecek. Cumhurpatronluğu deyince işin içinde Türkiye’yi...
Levent Dölek, 9 Şubat 2018
Türkiye’de sosyalistlerin attığı anti-emperyalist temel o kadar güçlüdür ki “Amerika’nın çocukları”nın 12 Eylül darbesi bile bu temeli yıkamamıştır. Ancak anti-emperyalizme vurulan darbeler 12 Eylül’le sınırlı değildir. Özellikle Sovyetler Birliği’nin çöküşünün ardından siyasal yelpazenin sağında da solunda da anti-emperyalist duygular ve yönelişler sistematik bir faaliyetle iğdiş edilmiştir. 28 Şubat bu doğrultuda çok önemli bir dönüm noktasıdır. 28 Şubat’ın devirdiği Necmettin Erbakan’ı terk eden Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan, AKP’yi Amerikan icazetiyle kurmuştur. Amerikancı...

Sayfalar

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri