Nerde bu devlet?

Madende eşini kaybeden kadın, cemaat yurdunda kızını kaybeden veli, hakkı yenen emekçi, atanamayan öğretmen, öğretmeni olmayan öğrenci, işsiz kalan işçi, hastaneden aylar sonrasına randevu alan hasta, siftah yapmadan kepenk kapatan esnaf, tefecinin eline düşen köylü devleti arıyor. Bulabilene aşkolsun...

Hâlbuki ellerine bir pankart alıp iki slogan atsalar, bir kaç metre yürüseler sokakta, devlet hemen bitiverecek yanlarında. 

10 Ekim katliamında da devlet katilleri engellemek için değil, yaralıların ve yardım etmeye çalışanların üzerine gaz sıkmak için gelmişti. 10 Ekim’in yıldönümü için üniversitede anma düzenlenecekti. Devlet hepimizden önce geldi. OHAL vardı, izinsiz olan her şeye müdahale edilecekti. Eylem olmasın bari anma yapalım dedi öğrenciler. Hır gür çıkmasın diye sadece ölenlerin isimlerini okuyup hep birlikte yaşıyor diyeceğiz dediler. Polise ve güvenliklere durumu ilettik. Bir polis komiseri ne dedi biliyor musunuz? “Hadi beş kişi ölmüş olsa tamam da yüz kişi için yaşıyor diye bağırılırsa ne olur?” Gençler yaşıyor diye bağırdı, polis ve güvenlik saldırıp tüm çabalarımıza rağmen onlarcasını darp edip gözaltına aldı. İki hafta sonra da Cumhuriyet Bayramı’nda KHK ile bizi attılar...

Biliyor musunuz? OHAL kanunu valiliklere işten çıkarmaları erteleme hakkı veriyor. Patronlar kriz bahanesiyle işçi çıkartıyor daha da çıkartmaya hazırlanıyorlar. Bir valinin de çıkıp, bu işçiler tanklara karşı siper oldu, darbeye karşı sokaklara döküldü, işten attırmam dediğini gördünüz mü? Duydunuz mu? Ama mesela Tofaş’tan, Renault’dan, başka fabrikalardan sendikal tercihleri için atılan işçiler fabrikanın önüne yüz metre yaklaşsın bakalım... Devletimiz hazır ve nazır yine orada...

Ekonomik kriz geliyor dedik. Geldi kapıya dayandı. Devlet vatandaşın yardımına koşacağına vatandaşı yardımına çağırıyor. Neymiş herkes dolarını bozacakmış... Açlık sınırı 1450 lira olmuş. Hükümet asgari ücrette bırakalım 2000 lirayı 1600 lirayı bile çok görüyor işçiye, kıt kanaat geçinen millet sanki arttırdığı parayı dolara yatırıyor da onu bozsun istiyorlar. Yarın yine fedakârlık isteyecekler. Dişinizi sıkın diyecekler. İşsiz kalıp da kredisini ödeyemeyenler nerde devlet demesinler... Bir süre sonra bankayla birlikte haczetmeye o da olmazsa hapsetmeye gelecektir.

Artık nerde bu devlet demenin bir gereği var mı? Devletin nerede ve kimin yanında olduğu ortada. Bu devlet patronların kârlarını koruyor, emekçinin alın terini değil; madenin güvenliğini sağlıyor, maden işçisinin değil; yurdu kolluyor, yurtta kalan öğrenciyi değil. Bu devlet halkı susturuyor, düzeni sağlamıyor!

Devlet büyük mü? Adil mi? Koruyucu mu? Baba mı? Hiçbiri... Bu devlet burjuva!  İktidarı da muhalefeti de burjuva! Medyası da burjuva! O yüzden işçiye emekçiye garibana lazım olduğunda yok ortada... 

Bu yazı Gerçek Gazetesi'nin Aralık 2016 tarihli 86. sayısında yayınlanmıştır.

Gerçek'i paylaş:

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Kampanya Banner

Gençlik Bültenleri

Trotskiy 75 yıl