Başyazı: Onlar doğruldukları zaman…

Türkiye yepyeni bir deneyim yaşıyor. Parklarda toplanan forumların yarattığı doğrudan demokrasi deneyimi, bugüne kadar bu toplumda yaşanan şeylerden çok farklı. Çapulcular bu forumlarda öneriyor, paylaşıyor, tartışıyor, kararlaştırıyor. Birbirlerini kırmadan dökmeden. Halkın içindeki farklılıkların çözülmesi gerektiği gibi. Tayyip Erdoğan ve kimyasal Muammer, gelecekte muhtemelen pişman olacaklar. 15 Haziran gecesi, yakan su ve öldüren gaz ile halka saldırdılar. Geri çekilen halk isyanı soluklandı, kendine mevzi aradı, o mevzilere yerleşti. Birdi, elli bir, yetmiş bir oldu. Forumlar geleceğin örüntülerinin tasarlandığı yerler olarak daha da büyük bir isyanın hazırlığını yapıyor.

İsyanın ateşi tekrar harlanacak. Bu, Eylül ayında olabilir. Mezuniyet törenlerinde mizahıyla halk düşmanlarını yerin dibine sokan öğrenci gençlik, üniversitelerin açılmasıyla ayağa kalkabilir. Bugün ara sıra oynanan maçlarda “her yer Taksim” diye haykıran seyirci, lig başlayınca her golde kollarıyla T işareti yapan futbolculara yapacağı tezahüratla yeri göğü sarsabilir. O ne korkudur, kulüpleri kombine biletleri satarken paranın yanı sıra “ahlâk sözü” almaya zorlayan! O ne korkudur, İçişleri Bakanı’na statlarda “yasak sloganlar” atılmayacak dedirten!

Eylül’de olmaz da birkaç ay sonra olabilir. Ekonomik kriz emekçi halkı canından bezdirdiği için. Ya da başka bir Akdeniz ülkesinde yaşananlar halkı yeniden ayağa kaldırdığı için. Ya da hükümetin Ortadoğu’daki maceracı politikası ortalığı sarstığı için. Ya da hükümet Kürtleri ebediyen oyalayamayacağı için. Ama her durumda bir gün bu halk isyanının ateşi tekrar harlanacak!

İşte bu geri çekilme ve tartışma anında, o yeni atılımın zaferini hazırlayacak girişimler çok değerli. “Biz yüzde 99’uz!” kampanyası tam da bu ihtiyaca cevap veriyor. İsyanlar dinamik olaylardır. İsyanda hiçbir şey günlük hayatta durduğu gibi durmaz! Erdoğan “ben yüzde 50’yi zor tutuyorum” diyor. Doğru zor tutuyor, çünkü onun seçmen tabanı da bir sonraki rauntta bizim yanımıza gelebilir. Neden? Çünkü biz yüzde 99’uz. O ise yüzde 1’in çıkarlarına çalışıyor. İşte “Biz yüzde 99’uz!” kampanyası bunu söylüyor. Meramı çok yalın: işçi sınıfını halk isyanına kazanmaya çalışıyor!

Kampanya kendini anlatmak için Nâzım Hikmet’in “Onlar” şiirinin mısralarını benimsemiş: “Biz toprakta karınca, havada kuş, denizde balık gibi çokuz!” diyor. İşte o karıncalar, kuşlar, balıklar, yani işçi sınıfı ve emekçiler ayağa kalktığında ne olur biliyor musunuz?

(…) bilcümle sanayi kollarının,

ve gökyüzü

ve sahra

ve mavi okyanus

ve kederli nehir yollarının,

sürülmüş toprağın ve şehirlerin bahtı

bir şafak vakti değişmiş olur,

bir şafak vakti karanlığın kenarından

onlar ağır ellerini toprağa basıp

doğruldukları zaman. 

Bu yazı Gerçek Gazetesi'nin Ağustos 2013 tarihli 46. sayısında yayınlanmıştır.

Gerçek'i paylaş:

devrimci marksizm okulu ulusların kendi kaderini tayin hakkı

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri