Başyazı: İstibdadın soygun programı

Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın açıkladığı Orta Vadeli Program’dan çıkan vergi artışları herkesi tedirgin etti. Bankalara getirilen kurumlar vergisine karşı çıkmayız. Daha da arttırılmasını isteriz. Ancak kimse AKP bankalarla mücadele ediyor zannetmesin. Yüzde 2 vergi artışı AKP iktidarının Kredi Garanti Fonu uygulaması sayesinde kârlarını yüzde 50 arttırarak 21,2 milyar liraya çıkaran modern tefeciler için devede kulak.

Elde edilen gelir halk için harcanacak olsa Motorlu Taşıtlar Vergisi’ne yapılan yüzde 40 zamma da karşı çıkmazdık. Asgari ücret, taşeron işçilere kadro, grev hakkı için kulağının üstüne yatan CHP’nin bankalara, arabalara vergi gelince eylem çağrısı yapması kendi burjuva karakterindendir. Biz meseleye başka türlü bakarız. Emekçinin gözünden yaklaşırız. Bu açıdan bakıldığında büyük şirketlerden alınan vergiler hâlâ çok düşüktür ve AKP iktidarı tarafından da teşviklerle ve vergi indirimleri ile iyice aşağı çekilmiştir. Kurumlar vergisinin vergi gelirleri içindeki oranı 2015'te yüzde 9,15, 2016’da yüzde 8,09 iken 2017’de 7,87’e düşmüştür.

6,5 milyon asgari ücretli ise yılda 3 bin lira gelir vergisi veriyor; yani toplam 19 milyar 500 bin liraya yakın vergi ödüyor. Asgari ücretli açlık sınırının altında çalışıp memleketin gelir vergisinin beşte birini karşılıyor. Yani vergi düzeni fakirden alıp zengine vermektedir.

Peki, bu vergi tartışması neden ortaya çıkıyor? Çünkü AKP, devleti borç batağına itmektedir. 2017 bütçe kanununda hazineye 47,5 milyar lira borçlanma limiti getirildiği halde ve bu limit bakanlar kurulu kararıyla en fazla 52,4 milyar liraya çıkarılabileceği halde, AKP hazineyi daha Ağustos sonu rakamlarıyla 53,4 milyar lira borca sokmuştur. Ortada bir bakanlar kurulu kararı dahi olmadan, kendi koyduğu bütçe kanunu çiğneyerek, yasadışı biçimde…

Zenginden daha fazla vergi alıp halkı için harcama yapacak olan bir hükümet, devlet yatırımlarına ağırlık verirdi. Kamulaştırma yapardı. Halkına istihdam olanakları sağlardı. Naci Ağbal ise 2018 yılında başta Şeker fabrikaları olmak üzere 10 milyar liralık özelleştirme yapmayı planladıklarını söylüyor. Yani AKP, devleti satıp savmaya devam edeceğiz, işsizliğe de alışın diyor! 2019’da işsizlik için belirledikleri hedef bile yüzde 9,9! İşsizlikte tek hanelere ineceklermiş! Etiket fiyatlarındaki bir kuruşlarla vatandaşı yanıltmaya çalışan tüccarın mantığını maliye ve ekonomi politikası haline getirmiş bir iktidarla karşı karşıyayız!

Ortada ekonomik program yok, soygun planı var! Tabii vatandaşın tepkisini yatıştırmak için yine veriyorlar mehteri! Naci Ağbal “yaratacağımız 8 milyar liralık kaynağı Savunma Sanayi Fonu’na aktarmayı düşünüyoruz” diyor. Yani “her şey vatan için”! İnanırsanız tabii…

Resmi rakamlarla 1 milyar 370 milyona inşa edilen, aylık elektrik masrafı 806 bin lira olan, içinde yapılan davet, temsil ve ağırlamalara 30 milyon harcanan, ona bağlı olarak kiralanan lüks araçlara 8 milyon ayrılan saray bütçesi de “vatan” için! Elektrik Mühendisleri Odası’nın rakamları ile 2,8 milyar fazladan elektrik harcamasına neden olan yaz saati uygulaması da “vatan” için! Özelleştirmeler de “vatan” için! Elinde Zarrab davasıyla şantaj yapan Trump’tan fidye misali 11 milyarlık uçak almak da “vatan” için!

Elektrik dağıtım şirketleri, inşaatçı patronlar, modern tefeci bankalar, ihale avcıları milyarları “vatan” için cebe indiriyor! İsrail’e "one minute" deyip ticareti “vatan” için arttırdılar. Konu Alman şirketleri olduğunda bir günde teröre destek veren şirket listelerini “vatan” için yırttılar. Grevleri yasaklayıp emperyalist şirketlerin çıkarlarını “vatan” için korudular. Erbil’de Koç’a Divan Oteli'ni “vatan” için açtırdılar. Bölge alev alev yanarken tankerlerle “vatan” için petrol taşıdılar.

Bugün de Ortadoğu’da petrol peşinde koşup, savaş bütçelerinin maliyetini emekçilere ödetip, bankalara patronlara onlardan aldıklarını misliyle geri ödemeyi vaat ediyorlar. Ama sermayenin bu talan savaşlarında ölen emekçi çocuklarının dökülen kanlarını, giden canları kimse geri getiremez! Dökülen kardeş kanının bedelini ise kimse ödeyemez! Artık halkın canını, malını, hürriyetini gasp eden bu istibdadı sırtından atmasının vakti gelmiştir!

Bu yazı Gerçek gazetesinin Ekim 2017 tarihli 97. sayısında yayınlanmıştır.

 

Gerçek'i paylaş:

devrimci marksizm okulu ulusların kendi kaderini tayin hakkı

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri