1 Mayıs’ta liberal tutum

Türkiye’de sol liberalizm genelde, işçi sınıfını küçümseme ve burjuva demokratlığı ile kendini göstermiştir. Liberalizmi işçicilik ve sendikalizmle istisnai biçimde birleştirme başarısı ise Marksist Tutum (MT) çevresi ve Uidder’e ait.

1 Mayıs’ta AKP hükümetinin Taksim yasağına direnmekten imtina eden bizim bildiğimiz yegane sosyalist örgüt olduğu için Marksist Tutum’u ve Uidder’i değerlendirme ihtiyacı hissediyoruz (Son dönemde dümeni AKP’ye doğru kırıp adeta Taksim’e savaş açan İşçi Partisi’ni saymıyor, 1 Mayıs’ta meydanlara değil sanallara çağrı yapıp internet üzerinden çevrimiçi 1 Mayıs kutlayan –şaka değil bunu yaptılar!- Toplumsal Eşitlik çevresini ise ciddiye almıyoruz.). Marksist Tutum’un ve Uidder’in 1 Mayıs’ta Taksim’de olmaması ve Gebze’de geçit töreni yapmasını korkaklık, pasifizm vb. kavramlarla açıklamak kolaycılık olur. Durum çok daha vahimdir. Temeli siyasidir ve bu temeli  anlamak, kendisini Marksist olarak tanımlayan, Lenin ve Trotskiy’i referans olarak kabul eden bir hareketin gerçek yüzünü görmek için önemlidir.

İşçici bir siyaset benimseyen MT, Taksim’in ancak işçi sınıfının örgütlü gücüyle alınabileceğini söylüyor. DİSK ve KESK’e önemli ve bizim de pek çok düzeyde paylaşabileceğimiz eleştiriler sıralıyor ve sınıf mücadelesinin değişik veçhelerinde çuvallayanların Taksim üzerinden solculuk taslamalarını da lafazanlık olarak tanımlıyor. Ama sorun şu ki MT ve Uidder karşılığında dişe dokunur hiçbir şey önermiyor. Çünkü MT’nin 1 Mayıs’a ilişkin değerlendirmesinde sendikal hareketin CHP’nin kuyruğuna takılması ve AKP’nin baskıcı olması dışında hiçbir siyasi tespit yok.

MT’nin işin içine hükümeti de katarak yaptığı tek tespit şöyle: “işçi sınıfının güçlü, örgütlü ve kitlesel mücadelesi yükseltilebilmiş olsaydı, hiç kuşkumuz yok ki AKP hükümeti böylesine saldırgan bir tutum takınma ahmaklığı sergilese bile bambaşka sonuçlarla karşılaşırdı. O zaman Taksim yasağı da fiilen aşılıp, Erdoğan ve adamlarına ettikleri o laflar güzelce yutturulurdu.”

DİP de buna benzer şeyler söylemiyor mu? Mesela Gezi sürecinde AKM’ye dev bir “sendikalar göreve genel greve” pankartı asmıştık. 1 Mayıs’a “işçinin yumruğu inecek hepsi gidecek” diye çıktık. Evet ama MT, Gezi ile başlayan halk isyanını “küçük burjuva” diye yererken biz “halk isyanını emekle büyütelim” dedik ve AKP hükümetini devirmenin yolunun buradan geçtiğini haykırdık. Meydanlarda, barikatlarda, mahkemelerde ve evet fabrikalarda... MT’nin ufku ise Taksim yasağının fiilen kalkması ve Erdoğan’a laflarını yedirmekle sınırlı. Bu ufuk daralmasının sebebi de işte başta tespitini yaptığımız işçicilik, sendikalizm ve liberalizm harmanı.

MT ve Uidder Gebze’de 1 Mayıs’ı kutlarken ana sloganlarını “ücretler yükseltilsin, iş saatleri kısaltılsın” olarak belirlemişler. Bu talepleri biz de ileri süreriz. Ama Uidder’in sloganları bu ve benzeri sendikal sloganlardan ibaret. Sanki yürüyüş Türkiye’de değil de Fransa’da ya da Hollanda’da yapılıyor. İşçi düşmanı politikaları uygulayan AKP hükümetine dair bırakın bir sloganı, eleştiri bile yok! Ne pankartlarda ne de Uidder temsilcisinin 1 Mayıs konuşmasında. Bir proleter hareketi olmasa da tüm şehitleri işçi ya da işçi çocuğu olan bir halk isyanına saygıdan kaynaklanan bir anma, bir değinme bile yok! Unuttular mı? Ne yazık ki hayır!

Liberalizm burada devreye giriyor. MT ve Uidder Türkiye siyasetini bürokrasi ve sivil toplumun mücadelesi olarak gören sol liberal teorinin ağır etkisi altındadır. Öyle ki çok nadiren Türkiye’deki siyasi gelişmelere ilişkin tutum alması gerektiğinde Marksist sınıf analizi yerine, vesayetçi sistem, statükocu cephe gibi Nagehan Alçı terminolojisine başvurmaktan utanmazlar. Dolayısıyla AB’ye hayır demezler, özelleştirmeye karşı çıkmazlar, Türkiye’de AKP’nin bile överken ihtiyatla yaklaştığı Anayasa değişikliklerini “demokratik haklar içeren anayasal reform” olarak tanımlayıp 12 Eylül referandumunda “evet” demişlerdir. (Yetmez ama evet bile değil, evet!) DİP, Taksim’i, AKP hükümetinin yaklaşan kriz sürecinde tüm faturayı işçi sınıfının üstüne yığacak bir merkez olarak konsolide olmasına karşı siyasi bir direniş olarak görmektedir. MT ve Uidder’in ise böyle bir derdi yoktur.

MT ve Uidder’i Taksim’den ve AKP’ye ilişmekten uzak tutan da esas olarak bu liberal tutum olmuştur.

Bu yazı, Gerçek gazetesinin Mayıs 2014 tarihli 55. sayısında yayınlanmıştır.

Gerçek'i paylaş:

devrimci marksizm okulu ulusların kendi kaderini tayin hakkı

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri