Vedat Türkali

Author(s): 

Türkali’yi komünizmde ısrar eden bütün önde gelen TKP kadro ve aydınlarından ayıran bir şey vardı: komünizme sahip çıkarken Stalinizmi reddetmesi. Türkali, Sovyetler Birliği’nin yaşadığı çöküşü Stalinizmin düşünsel ve politik planda temsil ettiği bürokratikleşmeye bağlıyordu. Çeşitli demeçlerinde ve kişisel sohbetlerinde bunu açık açık ifade etmiştir.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Sanat ve edebiyat alanında ya da daha genel olarak kültür alanında, proletarya hegemonyası çok önemlidir. Sınıf mücadelesinin bütün yükseliş dönemleri bunu sağlayacak sanatçılara ihtiyaç duyar, onları yaratır. Proletaryanın yanında saf tutmuş sanatçılarımızı sahiplenelim, onlara göz bebeğimiz gibi bakalım!

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Vedat Türkali’nin ölümü üzerine yayınladığımız yazı, Türkali’nin “1951 ‘TKP tevkifatı’nda tutuklanan kuşağın son temsilcisi” olduğunu söylüyor. Düzeltir, Türkiye solunun “Sevim abla”sından özür dileriz.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Romancı ve senaryo yazarı Vedat Türkali’nin ölümü, Türkiye’de bir kuşak komünistin son temsilcisinin yitirilmesi anlamını taşıyor. 1951 “TKP tevkifatı” olarak anılan olayda tutuklanan ve hapis yatan kuşağın son temsilcisi idi Türkali. Burjuva medyası Türkali’ye çarşaf çarşaf yer ayırıyor. Ama “Türk edebiyatının çınarı” edebiyatı dışında susarak korkunç bir yalan söylüyor. Basına bakın: “1951’de tutuklandı, yedi yıl hapis yattı” yazıyor ama Türkiye Komünist Partisi davasından hapis yattığını tek bir kelime ile belirtmiyor. Okuru bilgilendirme, yerini tarihi bastırma operasyonuna bırakıyor. Vedat Türkali, komünistti, komünist kaldı, komünist olmaktan gurur duyuyordu, komünist olarak öldü.

Gerçek'i paylaş:

Vedat Türkali Yalancı Tanıklar Kahvesi romanında 1970’li yıllardan darbeye kadar geçen dönemdeki politik ortamı ele alır. Romanın bir yerinde Türkali, kitabın kahramanlarından birinin ağzıyla şöyle bir fıkra anlatır: “Anadolu’da bir kentte, Adliye Sarayının hemen karşısında bir kahve varmış. ‘Yalancı tanık’ arayan birisi bu kahveye gidip biriyle anlaşıp duruşmaya çıkarırmış. Adam girmiş kahveye, bakınırken biri sokulmuş hemen; ‘Yardımcı olabilir miyim? Nedir sorun?’ ‘Bir alacak davası’ demiş adam. ‘Hâlâ vermedi değil mi o namussuz herif paranızı?’ Adam biraz çekinerek ‘Para benden isteniyor, borçlu benim’ demiş. Hemen yetiştirmiş beriki: ‘Kaç kez vereceksiniz beyefendiciğim, kaç kez vereceksiniz?’”

Gerçek'i paylaş:
Vedat Türkali beslemesine abone olun.

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri