Trump

Author(s): 

Birkaç ay önce bütün dünya, ABD başkanı Trump ile Kuzey Kore başkanı Kim Jong-Un arasındaki gerilimin bir nükleer savaşa, hatta dünya savaşına yol açabileceğinden korkuyordu. Şimdi ise muazzam bir yumuşama atmosferi doğmuş durumda. Kim’in Güney Kore Cumhurbaşkanı Mun Jae-in’i ziyareti vesilesiyle Kore savaşını bitiren 1953 mütarekesinden beri ilk kez bir devlet başkanı karşı tarafa geçti. İki taraf 1953 mütarekesini hâlâ imzalanmamış olan bir barış antlaşmasına dönüştürme yolunda ilerliyor. Öte yandan, Kim Güney Kore ile yakınlaşmasından bile önce Trump’a yüz yüze görüşme önermişti, o da şaşırtıcı biçimde bu teklifi kabul etmişti. İki lider yakında görüşecekler. Ne oluyor?

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Türkiye-ABD ilişkileri son derece kritik bir dönemden geçiyor. Ancak bu ilişkiyi yöneten Erdoğan ve AKP’nin politikası ile halkın çıkarları arasında büyük bir açı farkı var. Halkın çıkarı, ABD emperyalizminden kopuşu ve tüm bölge halklarıyla emperyalizme karşı güç birliği yapmayı gerektiriyor. Erdoğan ve AKP ise elindeki tüm kozları kullanarak ABD emperyalizmi ile ilişkileri yeniden ısıtma ve güçlendirme çabası içinde. Erdoğan ve AKP’nin izlediği çizgi hiçbir yönüyle anti-emperyalist bir nitelik taşımıyor. En fazlasından izledikleri politikalar dolayısıyla girdikleri çıkmazdan, en az maliyetle kurtulmanın peşindeler. Bunun da hiç kolay olmayacağı ve bedelinin halka ödetileceği görülüyor.

Gerçek'i paylaş:

Bugünden önce Suriye devletinin Duma’da kimyasal silah kullanması kanıtlanmaya muhtaç bir iddiaydı. Ancak iddialara yönelik uluslararası her türlü araştırma girişimini reddettikten sonra elinde hiçbir somut delil olmadan Suriye’yi vuran emperyalistler an itibariyle Duma’daki kimyasal provokasyonun da altına imzalarını atmış bulunmaktadır. Suriye’yi vuran Tomahawk ve Shadow füzeleri kimyasal katliamın değil Suriye’nin 10 Şubat’ta düşürdüğü İsrail uçağının ve ardından emperyalist ve Siyonist işbirlikçisi mezhepçi çetelerin Şam’ı terk edişinin bedelidir. Emperyalizm, Suriye’de gözden düşen ve etkisini yitiren Cenevre sürecini yeniden canlandırmak istemektedir. Emperyalistler, taşeron olarak kullandıkları çeteler hezimete uğradığı için masada kendi ordularının ve donanmalarının gücüyle ağırlık oluşturmaya çalışmaktadır.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

BDS Türkiye, Donald Trump’ın Kudüs kararından sonra 20 Ocak’ta ABD Konsolosluğu önünde bir basın açıklaması ile başlattığı anti-emperyalist, anti-Siyonist Kudüs nöbetlerinin beşincisini Eminönü’ndegerçekleştirdi. Mısır Çarşısı önünde toplanan Filistin dostları, Arapça şarkılar eşliğinde, BDS Türkiye’nin hazırladığı “Kudüs Filistindir, Filistinlilerindir!” başlıklı broşürleri dağıttı. Eminönü halkı eyleme büyük bir ilgi ve sempati gösterdi.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Neden “misilleme” planı yok, tartışılmıyor bile? Neden kelimesi bile yok da site yöneticileri uydurmak zorunda kalıyorlar? Çünkü Türkiye’nin ABD’ye misilleme hakkı yok! Çünkü Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği anlaşmasını imzalarken Türkiye üçüncü ülkelere karşı izlenecek ticaret politikası hakkında bağımsız karar alma hakkından feragat etti! Çünkü AB bir misilleme kararı almazsa koskoca Türkiye Cumhuriyeti hükümeti misilleme kararı alamaz da ondan!

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Yaşananların gösterdiği gibi kirli pazarlık siyaseti Türkiye’nin elini emperyalizme karşı güçlendirmiyor. Parası da rehinesi de fazla olan emperyalizm, her pazarlık masasından Türkiye’yi kendine daha fazla mahkûm ederek kalkıyor.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Türkiye BDS Hareketi, Trump’ın Filistin’in tarihsel başkenti Kudüs’ü Siyonist İsrail’in başkenti olarak tanıması ve artan Siyonist saldır

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Amerikan emperyalizminin başkanı Donald Trump, Haiti ve Salvador ülkelerine ve Afrika ülkelerinin ayrımsız tamamına “bok çukuru” ya da “kenef” dedi (İngilizce’siyle “shithole”). Donald Trump’ın belli ki sadece kafası kirli değil. Ağzından da en kirli çukurlardan gelen kokular geliyor.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Trump’ın ABD büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararı geniş çaplı bir infial uyandırdı. Ancak bu infial güçlü bir anti-emperyalist ve anti-Siyonist tepkiye dönüşmedi. Aslında olan şuydu: Türkiye’de AKP iktidarı, işbirlikçi Arap liderlikleri ile bir olup itina ile kitlelerin gazını aldı. İki zafer hikâyesi yazdılar. İlki İslam İşbirliği Teşkilatı’nın 4 Aralık tarihli kararı. İkincisi Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ABD’yi yalnız bırakan bir kararın kabul edilmesi. İki karar da zülfiyare dokunmaktan itina ile kaçınmıştır. İslam İşbirliği Teşkilatı’nın kararı Doğu Kudüs’ün, Filistin devletinin başkenti olarak Arap ve İslami kimliğini tasdik etmiştir. İsrail’i işgalci olarak tanımlamıştır.

Peki, bu kararın tek bir pratik ve somut sonucu olmuş mudur? Hayır! Mesela AKP iktidarı Mavi Marmara davasından, İsrail’den lütuf olarak aldığı para karşılığı vazgeçtiğinde bunun somut ve pratik sonucu davaların düşmesi olmuştu. Dahası, Mevlüt Çavuşoğlu’nun imza attığı o utanç belgesinin altında “bu anlaşma Ankara ve Kudüs’te akdedilmiştir” diye açıkça yazmaktaydı. BM kararına gelince, bu karar da İsrail’in fütursuzca çiğnediği onlarca diğer BM kararına atıf yapmaktan başka hiçbir anlam ifade etmiyor; sadece tavsiye niteliğinde olmasıyla değil, içeriğiyle de somut bir sonucu yoktu.

Gerçek'i paylaş:

ABD başkanı Donald Trump 6 Aralık 2017’de “Kudüs’ü İsrail’in başkenti” ilan ederek Ortadoğu’da olan savaşları, halk isyanlarını ve siyasi krizi tırmandırmış oldu. Filistin halkının bütün haklarını acımasızca yok sayan bu açıklama bütün Arap ve Müslüman halklara yapılan yeni bir saldırı ve emperyalist savaşı genişletme vasıtasıyla tüm insanlığa karşı bir tehdittir.

Uluslararası işçi hareketini, dünyanın bütün özgürlük savaşçılarını ve ezilenlerini seferber olmaya, toprakları Siyonist İsrail, onun askeri birlikleri ve yerleşimcileri tarafından işgal edilmiş olan Filistin halkının kahramanca mücadelesine destek olup katılmaya çağırıyoruz!

Gerçek'i paylaş:

Sayfalar

Trump beslemesine abone olun.

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri