Trotskiy

Author(s): 

Sosyal Araştırmalar Vakfı’nın düzenlediği “100.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Eski Rus takvimine göre 25 Ekim’de bugünkü takvime göre 7 Kasım’da Bolşeviklerin önderliğinde ve Trotskiy’in yönetiminde gerçekleşen başarılı ayaklanma, burjuva geçici hükümetin hâkimiyetine son verdi. Böylece Şubat devriminden sonra Lenin’in “ikili iktidar” olarak tanımladığı durum sona eriyor ve İşçi, Köylü ve Asker Temsilcileri Sovyeti’nin iktidarının önü açılıyordu.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Büyük Ekim Devrimi’nin yüzüncü yıldönümünü idrak etmiş bulunuyoruz. İnsanlık tarihinde eşi bulunmayan bu devrim işçi, köylü ve üniforma altında köylüler olan askerler, yani erler eliyle ilk kez emekçi sınıfların iktidarını kalıcı olarak kurmuş bir devrimdir. Bu eli nasırlı iktidar, üç çeyrek yüzyıl boyunca modern ekonominin kapitalizmin özel mülkiyet ve piyasa formülünün dışında, kamu mülkiyeti ve planlama ilişkileri altında yönetilebileceğini kanıtlamıştır. Bu devrimin ürünü olan devlet, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB), 20. yüzyılın kaderini belirlemiş, iki dünya savaşını bitirmiş, kapitalizmin barbarlığının yükselişinin ifadesi olan faşizmi yenilgiye uğratmış, yeni bir devrimler çağını, proleter devrimleri çağını açmış, kendinden sonra yaşanan devrimlerin anası olmuştur. İnsanlık ondan ancak öğrenebilir. Tarihte kutlanası bir yıldönümü varsa Ekim ilk sırada yer alır, hele bu 100. yıldönümü ise! Hepimize kutlu olsun!

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

İnsanlar devrimi de savaş yaptıkları gibi istemeye istemeye yaparlar. Fark şuradadır: savaşta, belirleyici rol zorlamadadır; devrimdeyse, koşullarınki hariç, zorlama yoktur. Devrim başka yol kalmadığı zaman meydana gelir. Olaylar silsilesindeki bir doruk gibi devrimin üzerinde yükselen ayaklanma, tıpkı bütününde devrim gibi, keyfi olarak kışkırtılamaz. Kitleler nihai taarruza geçmeye karar vermezden önce birçok kez saldırırlar ve geri çekilirler. (Lev Trotskiy, Rus Devriminin Tarihi)

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Son dönemin sloganı belli: Türkiye’de olan her şey Kıbrıs’ta da olacak! Türkiye’de ne oluyorsa Kıbrıs’ta da aynısı oluyor! Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nın yaptığı açıklamaya ve Lefkoşa Burhan Nalbantoğlu Hastanesi’nin başhekimi dr. Bülent Dizdarlı’nın verdiği bilgiye göre 164 asker zehirlenme şüphesi ile ayakta tedavi gördükten sonra taburcu oldu.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Şubat’tan Ekim’e Rus devriminde Temmuz ayaklanması, işçi sınıfını iktidara çok yaklaştırmıştı. Ancak Bolşevikler ulusal çapta proletaryanın hegemonyasının sağlanmadığını tespit ediyor, başkentte alınan iktidarın bir işçi devletiyle sonuçlanmak yerine Paris Komünü gibi ancak birkaç ay dayanabilecek bir Petrograd Komünü trajedisine dönüşeceğini görüyorlardı. Bu yüzden ayaklanmayı önce erken bulup engellemeye çalıştılar, bu olmadığında işçi hareketine düzenli bir hâl vermeye çalıştılar. Temmuz ayaklanmasının kontrol altına alınmasının ardından bu ayaklanmanın tüm faturasını ödemek Bolşeviklere düştü

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

15 Temmuz’un anlamını doğru kavramak istiyorsak, diyalektiğin çelişki yasasını en sonuna kadar, üzerinde durduğumuz olgu neredeyse çatlayacak hale gelene kadar zorlamalıyız. Bir yanıyla, 15 Temmuz her iki kanadında da gericiliğin yer aldığı bir iç savaştı. Ama bu tek gecelik iç savaş, aynı zamanda binlerin, on binlerin, hatta belki yüz binlerin bir askeri darbenin karşısına çıkıp ona kafa tutması biçiminde gerçekleşiyordu.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Birinci Dünya Savaşı ve savaşın Çarlık Rusyası toplumundaki yansımaları 1917 Ekim devriminin gelişiminde son derece önemli bir rol oynamıştır. Rus burjuvazisi ve büyük toprak sahipleri savaşın başlangıcında milliyetçi şoven bir laf cambazlığı ile kitleleri kendi emelleri etrafında bir ölçüde seferber edebilmişti. Ancak hâkim sınıfların emelleri için yoksul emekçi ve köylülerin ödedikleri bedeller arttıkça hava dönmeye başladı.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Gerçek gazetesinin Nisan sayısında Lenin’in Rusya’da Şubat devrimi patlak verdikten sonra, önce sürgünde yazılmış “Uzaktan Mektuplar”ında, sonra da Rusya’ya gelir gelmez “Nisan Tezleri” olarak bilinen çalışmasıyla Bolşevik Partisi’nin programındaki “demokratik devrim” aşamasını nasıl geride bıraktığını ve artık gündemde olanın “dünya sosyalist devrimi”nin bir girizgâhı olarak sosyalist devrim olduğunu ortaya koyduğunu, buradan hareketle “bütün iktidar sovyetlere” şiarını politikasının esas merkezi haline getirdiğini görmüştük. Bu yöneliş, 1917 yılı sonunda, bütün dünyanın ve Rusya’nın işçi sınıfının Rus devriminin en önemli iki önderi olarak tanıyacağı Lenin ile Trotskiy arasındaki ayrılığın en önemli koşullarından birini ortadan kaldırmıştı. Trotskiy ta 1905 devriminden beri Rus devriminin önündeki görevlerin burjuvazi tarafından yerine getirilemeyeceği için devrimin ancak proletaryanın hegemonyası altında başarılı olabileceğini, iktidara geçen proletaryanın ise hızla sosyalist tedbirler alması gerekeceğini, öyleyse demokratik devrimin sosyalist devrime dönüşmesiyle devrimin sürekli devrim özelliği kazanmak zorunda olduğunu savunuyordu. Lenin, Trotskiy’in 1905 devrimini inceleyerek ulaştığı hakikati, ondan epeyce sonra, dünya savaşının kendisine sağladığı ışık sayesinde ve Şubat’ta başlayan devrimin ateşi içinde kavramıştı. Siyasi strateji olarak iki büyük devrimci arasında fark kalmamıştı.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Orhan Pamuk’un Lenin’e taarruzu boşuna değildir. Pamuk uluslararası burjuvazinin aydınlarına kendisini onore etmelerinden, Nobel edebiyat ödülünü vermelerinden dolayı diyet ödüyor. Onlara sosyalizmin karşısında, kendilerinin yanında olduklarını açıklayarak “üçüncü dünya”nın, yoksul ülkelerin, başıbozuk, melez, anti-emperyalist aydınlarından değil, bona fide bir burjuva aydını olduğunu kanıtlıyor. İşte Nobel edebiyat ödülü bu yüzden Yaşar Kemal’e değil Orhan Pamuk’a verildi!

Gerçek'i paylaş:

Sayfalar

Trotskiy beslemesine abone olun.

Gerçek Sayılar

Gerçek Gazetesi Sayı 98

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri