sürekli devrim

Author(s): 

Fidel Castro 1959’dan bugüne kadar Amerikan emperyalizminin yenilmez olmadığını kanıtlamıştır. Ardından söylenecek ilk söz budur. Onun için biz de onu, bütün eleştirilerimize rağmen, tutarlı anti-emperyalizmi, Küba’nın onurunu korumadaki kararlılığı, ezilenin yanında durmaktaki ısrarı dolayısıyla bizim cenahtan biri olarak yolcu ediyoruz.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Artık Trotskiy’i Marx, Engels ve Lenin’le birlikte Stalin’siz olarak ele almalıyız. Stalin ve Stalinizm gündemimize ancak geçmişin hesabı yapılırken girmeli. Stalin, Marksizmin devasa önemi karşısında tarihte bir küçük ayrıntıdan başka bir şey değildir. Trotskiy ise sadece bürokrasinin değil emperyalist kapitalizmin de büyük kâbusudur.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Yeni yılınız kutlu olsun! 2016’nın daha iyi bir yıl olmasını, sömürülen, ezilen, horlanan büyük kitlelere ve yüreği onlardan yana olan herkese umut ve sevinç getirmesini diliyoruz. Sala we yi nû piroz be! Daxwaziya me ji bo sala 2016, bibe salki baş, ji bo gel én bindest u karker, ji bo ku dilé van evin a wan li ser gel én bindest u karker in ju bona wan bila hevi u aşiti u şayi bine

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Kampımızın üçüncü günü programı, iki oturumda gerçekleştirilen eğitim faaliyetleriyle başladı. Pankart boyama ve stencil atölyesi ve tiyatro atölyesi gibi pratik faaliyetlerle devam etti. Emperyalizm atölyesi, Laiklik, Din ve Siyasal İslam atölyesi gibi çalışmaların ardından gerçekleştirilen tiyatro gösterimleri ile sona erdi.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Devrimci İşçi Partisi’nin düzenlediği Sürekli Devrim Eğitim Kampı, ikinci gününde yapılan oturumlar, atölye çalışmaları ve film gösterimi

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Devrimci İşçi Partisi’nin, Trotskiy’in 75.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Kimilerinin geçtiğimiz Mayıs ayında Fransa’da seçimler yapılırken sosyalist gazetelerin köşe yazılarında umut kaynağı olarak gösterdiği Fransız “solu”, yani sözde “sosyalist” cumhurbaşkanı François Hollande, selefi Libya fatihi Nicolas Sarkozy’nin yolundan yürüyerek eski sömürgeci güç Fransa adına Kuzeybatı Afrika ülkesi Mali’de yeni bir emperyalist saldırı başlattı. Şimdi aynı “soft” sol muhtemelen yine emperyalizmin nasıl halkları ezdiğinden, nasıl her yere hâkim olduğundan falan dem vurur. Onlara göre, emperyalizm zaten dünyayı avucunun içi gibi kontrol ediyor!

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Ekim Devrimi’nin iki büyük önderinden biri, Komintern’in kurucu önderlerinden, Kızıl Ordu’nun komutanı, Sovyet devletinin bürokratik yozlaşmasının karşısında eski kadrolar arasında neredeyse tek başına devrimci Marksist programın yılmaz savunucusu, Dördüncü Enternasyonal’in kurucusu, Marksizme büyük teorik katkılarda bulunmuş teorisyen Lev Davidoviç Trotskiy, bundan 71 yıl önce, 20 Ağustos 1940’ta Stalin’in bir ajanı tarafından katledildi. Bugün Arap Devrimleri ile başlayan ve Akdeniz Havzası’nı saran ayaklanma ve isyan dalgası, Trotskiy’in mücadelesinin ve yapıtının tanınmasını her zamankinden daha yakıcı bir hale getiriyor.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Şubat ortası ile Mart ortası arasında Libya muhalefeti ile emperyalizm arasında ne tür temaslar oldu, ne konuşuldu, belki hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz. Belki günün birinde Wikileaks türü bir sızıntı ya da onlarca yıl sonra diplomasinin gizli arşivlerinin açılması öğretecek insanlığa o bir aylık süre içinde tam olarak neler konuşulduğunu. Ama ABD, Britanya ve Fransa’nın bütün politikaları Kaddafi’yi devirerek “muhalefet” diye anılan, Bingazi’deki Meclis-i İntikali’nin (Geçiş Konseyi’nin) onun yerine geçirilmesi üzerine kurulmuş durumda. Emperyalizm havadan vururken, onun koruması altındaki Bingazi güçleri eşgüdüm içinde Trablus’a doğru (zaman zaman geri düşseler de) ilerliyorlar. Şimdi de ABD’nin Bingazi güçlerine gizli silah yardımında bulunmasından söz ediliyor.

Hiçbir zaman resmi hakikati öğrenemeyebiliriz. Ama o bir ay içerisinde Meclis-i İntikali’nin emperyalizme onun çıkarlarının bekçiliğini yapacağı konusunda taahhütlerde bulunmuş olduğuna kesin gözüyle bakabilirsiniz! “Neden?” diye soracak mısınız, bilmem. Neden açık: Emperyalizm, kendisine hiç olmazsa 2003’ten itibaren biat etmiş bir Kaddafi’yi devirip yerine kendisinden hiçbir güvence almadığı bir siyasi odağı geçirmez de ondan! Başka biçimde söyleyelim: Emperyalizm, Libya’da iç savaş başlar başlamaz Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin aldığı ve Kaddafi rejimine ve ailesine karşı bazı yaptırımları öngören 1970 sayılı kararıyla Bingazi’ye çağrı yapıyordu. Bingazi doğru dürüst bir yanıt vermeseydi, 1970 tarihin karanlıklarına gömülecekti. Ama aşiret çıkarlarının damgasını yemiş olan ayaklanma emperyalizme olumlu yanıt verdi ve ittifak kuruldu. İşte bundan sonradır ki, 1973 sayılı karar çıktı, iç savaşa bir emperyalist savaş eklendi ve Libya’nın geleceğinde emperyalizme köpeklik göründü.

Ağır mı geldi sözcük? Devrime karşı emperyalist karşı-devrimin saflarına yazılanlar bu tür sıfatları hak ederler de ondan kullandık. Çünkü bugün emperyalist bir savaş ile bir iç savaşın bileşik sarsıntısını yaşamakta olan Libya’da konu budur. Türkiye solu hiçbir şey anlayamadı: Hâlâ emperyalizmin savaşı Libya’nın petrolüne el koymak için başlattığını ileri sürüyor çoğunluk. Meydanlarda hâlâ ezberlenmiş formüllerle sloganlar atıyor Türkiye solu: Emperyalizmin Ortadoğu’dan defolmasına ilişkin yanlış olmayan ama sınırlı bir içerik taşıyan sloganı, “Libya halkı yalnız değildir” benzeri saçma sapan sloganlarla tamamlamaya çalışıyor. Libya halkı kim? Bingazi’dekiler mi, Trablus’takiler mi? Türkiye solu konunun Libya sorunu olmadığını, tekil ülkeleri çoktan aşmış olduğunu, bölge çapında Arap devrimini savunmak olduğunu anlayabilmiş değil hâlâ!

“Ne yani Kaddafi’yi mi savunacağız?” Bu soru, olan bitenden hiçbir şey anlaşılmadığının tescil belgesi gibi. Hayır, Mısır ve Tunus devrimlerini savunacağız! Onları, ikisinin arasına giren karşı-devrimci emperyalist kamaya karşı koruyacağız!

Tabii, Devrimci İşçi Partisi’nin ve öncülü siyasi hareketlerin ta 1991 Körfez Savaşı’ndan bu yana Türkiye soluna anlatmaya çalıştığı savaş politikasının anlamı da burada bütün çarpıcılığı ile ortaya çıkıyor. Biz “ne Sam, ne Saddam” yanlıştır dediğimizde, Miloşeviç’i bahane edip Yugoslavya’yı, Taliban’dan nefret edip Afganistan’ı savunmamak yanlıştır dediğimizde, bütün bu savaşlarda sosyalistler emperyalizmin yenilgisi için mücadele etmelidir dediğimizde anlamamakta ısrar ettiler. İşte şimdi tablo: ABD ve AB emperyalizmleri, Mısır ve Tunus’ta kitlelerin gücünü gördükleri için devrimin bir süre sonra yeni dalgalarla olası bir ileri doğru atılımına karşı tedbir alıyor, ikisinin arasında yer alan Libya’da, güvenilmez, düpedüz deli Kaddafi’nin yerine bir kukla rejim kurmak için emperyalist bir savaş çıkartıyor. Türkiye solu “ne yani Kaddafi’yi mi destekleyeceğiz?” diyor hâlâ. Uyanın, yoldaşlar, konu o değil. Emperyalizm Mısır ve Tunus devrimlerine karşı yığınak yapıyor.

DİP, içinde yaşadığımız döneme 2001’den bu yana “Sürekli savaşa karşı sürekli devrim!” şiarıyla yaklaşıyor. Tunus ve Mısır devrimleri, tam da bu şiarın pratikte doğrulanmasını oluşturdu. Ama emperyalizm de DİP’in şiarını tersinden doğruladı ve Mısır ve Tunus’ta sürekli devrim tehlikesine karşı sürekli savaşı bir yeni ülkeye taşıdı!

Ya Türkiye solu? Devrimi karşı-devrime karşı koruyacak mı? Korursa, yirmi yıllık savaş politikasının yanlış olduğunu kabul etmiş olacak. Korumazsa, devrim ile karşı-devrim arasında tavır almamış olacak. Yanlışın neresinden dönülse doğru olur!

Gerçek'i paylaş:
sürekli devrim beslemesine abone olun.

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri