Sur

Author(s): 

Nusaybin’de beyaz bayraklarla teslim olma sahnesini Türk ordusunun nasıl bir mizansenle sunduğu, sosyal medyaya yansıyan görüntülerle açığa çıkmış bulunuyor. Buna gülüp geçebilirsiniz. Ama Nusaybin’de PKK’nin bir ilk sergilediğini göz önüne alınca mizansenin değil ama arkasındaki somut gerçeğin üzerinde durup düşünmek kaçınılmaz oluyor. Bu “ilk” şudur: geçtiğimiz Ağustos ayından itibaren PKK’ye bağlı güçler, önce YDG-H (Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi) adlı gençlik örgütünün bayrağı altında, sonra bunların dönüştürülmesiyle YPS (Sivil Savunma Birlikleri) adı altında kentlerde ve kasabalarda hendekler kazdı, barikatlar kurdu. Başka çok sayıda vaka vardı, ama Cizre (Cizîr), Sur (Sûr), Şırnak (Şirnex), Silopi (Silopya), Yüksekova (Gewer) ve Nusaybin (Nusebîn) bu direnişin en belirgin örnekleriydi. İlk kez Nusaybin’de, PKK mücadelenin orta yerinde bu direnişe son verildiğini, kendi güçlerinin kentten çekildiğini açıklamış bulunuyor. Üstelik Nusaybin askeri bakımdan PKK’nin en güçlü kozlara sahip olduğu ilçe idi. Çünkü Rojava’ya komşuydu ve bir dehlizler sistemi ile oraya bağlanıyordu. O zaman bu gelişmeyi nesnel ve soğukkanlı biçimde değerlendirmek, mücadelenin geleceğini anlamak bakımından önem taşıyor.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Halkın Ankarası kalbinden vuruldu. Emekçi Ankara’ya başsağlığı diliyoruz. Yüreğimiz yanıyor. Türkiye’nin ikinci büyük kenti Ankara, 2010’lı yıllarda Suriye’nin ikinci büyük kenti Halep gibi, bombalarla yatıp bombalarla kalkmaya, bombalarla yaşamaya başladı. Ankara Halepleşti. Türkiye Suriyeleşti. Ardı ardına gelen bu felaketlerin sorumlusu kimdir? Bu seferki bombalamanın arkasından hangi örgütün çıkacağı esas sorumlunun saptanması bakımından belirleyici değildir. Ankara’nın ve ülkenin yaşadığı bu felaketler dizisinin esas sorumlusu, Türkiye’yi Suriyeleştiren kimse, odur!

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Cizrede sokağa çıkma yasaklarının devam etmesi ve bir bodrumda mahsur kalan yaralıları

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 1.228 akademisyenin yayınladığı bildiriyi eleştirmek için ABD’li ünlü dilbilimci ve toplumsal yorumcu Noam Chomsky’yi Türkiye’ye davet etmişti. ABD Büyükelçisi’nin de Chomsky'yi davet etmesini, bölgeye gitmesini sağlamasını, “beşinci kol elemanlarından değil doğrudan bilgi almasını” önermişti.

Chomsky’nin başında olduğu dünyaca ünlü bir dizi akademisyen ve aydın ise sanki Tayyip Erdoğan’a önceden cevap verir gibi, Türkiye hükümetinin hem Kürt politikasını, hem de IŞİD’le ilişkisini sert bir şekilde eleştiren bir metne imza attılar. Aralık sonunda itibaren devam eden imza kampanyasından metni imzalayanlar arasında Noam Chomsky’nin yanı sıra akademik alanda dünyada ve Türkiye’de çok tanınan Michael Löwy (Fransa), Tarık Ali (İngiltere), Prabhat Patnaik, Aijaz Ahmad (Hindistan), Bertell Ollman, Robert Brenner, Nancy Holmstrom, Joan Cocks, Suzi Weissmann, Fred Moseley(ABD), Michael Lebowitz, Greg Albo(Kanada) ve birçok başka akademisyenle birlikte İtalya’dan Avrupa Parlamentosu üyeleri ve eski bakanların, Arjantin’den milletvekillerinin, Rusya’dan, Yunanistan’dan, Arjantin’den sosyalist parti başkanlarının da aralarında bulunduğu bir dizi siyasi şahsiyet de var.

Aşağıdaki imza metni ve imzacıların listesini yayınlıyoruz.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

HDP ve HDK'nin çağrısıyla 3 Ocak günü İstanbul Galatasaray Meydanı'nda bir araya gelen yüzlerce kişi, devletin Kürdistan'da gerçekleştird

Gerçek'i paylaş:

Erdogan û desthilatdariya AKPê ji bo ku Tirkiye veguhere rewşa Sûriyeyê gavên nû diavêje.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Adana 'da 29 Aralık Salı günü DİSK, KESK, TMMOB ve Adana Tabip Odası’nın çağrısıyla saat 11.00'de, İnönü Parkı'nda "Savaşa karşı barışı s

Gerçek'i paylaş:

Bir süredir Kürt illerinde sokağa çıkma yasaklarıyla Kürt halkına yönelik sürdürülen savaşa karşı bugün, 29 Aralık Salı günü emekçiler ül

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Antalya’da 27 Aralık Pazar günü Maraş katliamını protesto etmek için eylem ve basın açıklaması yapıldı.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Me heta dewiyê piştgiriyê da polîtîkayên HDPê. Lê dema ku gava ewil di sala 2011an de hate avêtin em bi awayê rexnegirî tevgeriyan. Li gorî me, dema ku berî HDPê Kongreya Gelan a Demokratîk ava bû, ji bo tekoşînê, ji sê lingên xebatê yek kêm mabû. Ev sê ling; “ked-aştî-azadî” bûn û ji vana aliye “ked”ê hema bibêje bi temamî hatibû îhmalkirin, ji ber vê jî bi awayekî “qot” ava bûbû. Lê dîsa jî her çawa be jî eniyekê bû. Dema ku ji “kongrebûn”ê wergeriya “partîbûn”ê ev pirsgirêk zêdetir bû. Avbûna partiyê ji bo sosyalîstan gelek girîng e. Bernameyên cuda yên eniyan, li ser hin armancan, ji bo demên kurt dikarin bêne cem hev. Lê dema ku em bibêjin “partî” berî her tiştî ew bi xwe bername ye. Em bi vê bawer in ku; HDP li ser “demokrasiya radîkal” redkirina tekoşîna çînayetî; li ser “demokratîk modernîte”yê nedîtina dijberiya Kapîtalîzm û Sosyalîzmê ya Marksîstî; di dewsa civaka bingeha çînayetî ya Sosyalîzmê de “azadîparêziya ekolojîk, demokratîk, zayendî” dixwaze, ji ber vê jî ev bernameya hanê ne ji bo Tekoşîna Azadiya Kurdan, ne ji bo Tevgera Sosyalîst a Tirkiyê û ne jî ji bo gelek kom û tevgerên ku beşdarî HDPê bûne xêrê nayne.

Gerçek'i paylaş:

Sayfalar

Sur beslemesine abone olun.

Gerçek Sayılar

Gerçek Gazetesi Sayı 98

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri