sendikal güçbirliği

Author(s): 

Bugün Türkiye'de gözlerin bu yürüyüşe çevrildiği bir aşamada, işçi sınıfının acil sorunlarını gündeme getirme çabasını anlamak mümkündür. Ancak madem bu sorunlar ortadadır ve acildir, esas ihtiyaç sendikaların patronlardan ve patron partilerinden bağımsız bir güç birliği oluşturmalarıdır. Sendikalar önü çekmelidir.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

5-6 Eylül'de yapılacak Petrol-İş Genel Kurul'unda sonucun sadece petrokimya sektörünü değil, tüm işçi sınıfı etkileyeceğini bilerek hareket etmek gerekir. AKP'nin sendikal hareketteki operasyonlarının nihai hedefi Türk-İş'in Hak-İş'leştirilmesidir. Bunun işçi sınıfı için pratik anlamı, kıdem tazminatı gibi büyük sınıf saldırıları ile sermayenin ciddi bir dirençle karşılaşmaksızın işçilerin haklarını gasp etmesidir.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Manisa gibi emek sömürüsünün çok yoğun yaşandığı bir işçi havzası için Standart Profil direnişi büyük anlamlar taşıyordu. Ancak üst üste atılan yanlış adımlar bu önemli fırsatın heba edilmesine neden olmuştur. Bir işçi kentini toptan ayağa kaldırabilecek böylesi fırsatlar her zaman ele geçmez. Önümüze tekrar böylesi fırsatlar geçtiğinde ise aynı hataları tekrar etme lüksümüz yoktur.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

KESK’in grev kararı ve DİSK’in de iş bırakarak yaptığı ihtar eylemi tüm illerdeki direnişlere büyük bir destek sağladı.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

 

Burjuva basını gerçekleri gizlemek için özel bir çaba sarfederken uçuşların aksamadığı ve grevin etkisiz kaldığı yönünde maksatlı ve tek yanlı haber yapmayı sürdürüyor. Oysa grevin başlangıcında sendikacılar ilk anda aksamaların nöbetçilerle ve grev kırıcılarla önlenebileceğini esaslı aksamaların akşam saatlerinde başlayacağını söylemişlerdi. Nöbetçi personelin adım adım tükenmekte oluşu THY yönetimini zora sokuyor. THY grevi tüm baskılara ve engellemelere karşı devam ediyor.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

284 gündür devam eden THY direnişinin kadın işçileri bu gün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü için toplandılar. 284 gündür giydikleri grev önlüklerinin yanında bu gün tüm kadın işçilerin boyunlarında mor şallar, ellerinde kırmızı karanfiller vardı.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

İşçi sınıfının ve bazı sendikaların ve meslek örgütlerinin ve elbette sosyalistlerin uzun yıllardır vermiş olduğu sebatkâr mücadele, sınıfın ve devrimcilerin canıyla, kanıyla ödenen bedeller sonucunda 1 Mayıs’ın 2009 yılında resmi tatil ilan edilmesinden ve 2010’da Taksim’in kazanılmasından sonra sermayenin topyekün saldırısının bir parçası olarak 2012’de yeni bir aşamaya gelindi. Bilindiği üzere bu sene Türk-İş, DİSK, Hak-İş, KESK, Memur-Sen ve Kamu-Sen 1 Mayıs’ın ortak kutlanması konusunda hemfikir olduklarını kamuoyuna deklare etmişler, bunun ardından pek çok ilde 1 Mayıs’ın ortak kutlanması için birliktelikler sağlanmıştı. Ancak daha sonra son derece ciddi ve sermaye ve iktidar güçleri tarafından dikte edildiği açık olan aşağıda ele alacağımız nedenlerle Türk-İş, Hak-İş, Memur-Sen ve Kamu-Sen kendilerini DİSK ve KESK’ten ayırarak merkezi kutlamaları Ankara ve önce İzmir’de daha sonra da Bursa’da yapacaklarını açıkladı. Bunun üzerine, DİSK ve KESK de TMMOB ve TTB ile her ilde ortak kutlama yapacaklarını beyan etti. Bu nedenle 1 Mayıs’ta İzmir ve Ankara’da iki farklı alanda kutlama yapılacak. Bir istisna olarak Türk-İş içindeki 10 sendikanın oluşturduğu Sendikal Güç Birliği Platformu’na bağlı sendikaların şubeleri de KESK, DİSK ve diğer emek örgütleriyle birlikte yapılacak kutlamalara katılacaklarını bildirdi.

Gelelim sermayenin ve özellikle iktidarın doğrudan yönlendirdiği Türk-İş, Hak-İş ve Memur-Sen’in ayrışma gerekçe, daha doğrusu bahanelerine. İlk bahane başlangıçta birlikte hareket ettikleri DİSK ve KESK ile birlikte okunacak olan 1 Mayıs metninde var olan iktidarın, yani AKP’nin politikalarına yönelik eleştiriler bulunması imiş. Yani iş cinayetlerinden kıdem tazminatının ortadan kaldırılması planına, taşeronlaştırmadan bölgesel asgari ücret uygulamasına, özel istihdam (yani kölelik) bürolarına, esnek çalışmanın kural hale getirilmesine kadar sermayenin işçi sınıfına saldırısının güncel ve dönemsel uygulayıcısı olan iktidara hiçbir eleştiri getirilmeyecekmiş! Hem de ne zaman? Artık devlet kayıtlarında bile “Emek ve Dayanışma Günü” olarak geçen, tam 126 yıldır tüm dünyada İşçi Bayramı olarak kutlanan 1 Mayıs’ta! Bu anlayışı en veciz şekilde bir işçi dostumuz ifade etti: “Tek kelime ile soytarılık!”

 

İkinci ve çok daha tehlikeli bahane ise okunacak metinde Kürt sorununa ilişkin mesajlar olması imiş. İşte senelerdir sermayenin ve onun polislerinin, savcılarının, hâkimlerinin, Kürt halkının her düzeydeki temsilcilerine, enternasyonalist sosyalistlere, onurlu aydınlara, gazetecilere suçlama olarak yönelttiği “bölücülük” böyle yapılır. Ülkede, artık genelkurmay sözcülerinin bile “savaş” olarak tanımladığı savaş, can kayıpları, köy yakmalar/boşaltmalar, faili meçhuller, tecavüzler, gözaltında kaybedilenler, asit kuyularına atılanlar gibi insani felâketler bir yana, 30 yılda on milyarlarca dolara mâl olmuş, bu paralar Türkiye işçi sınıfının cebinden çalınmış, asgari ücretin, işçi ücretlerinin, memur maaşlarının bu kadar sefil düzeyde olmasının neoliberal saldırılarla birlikte ikinci nedeni bu savaşmış ne gam! Asıl “bölücü” olan bütün bu gerçekleri saklamaya çalışan sermaye ve onun işçi saflarında görünen işbirlikçi sendika bürokratlarıdır!

İşçi Bayramı’nda Kürt sorunundan bahsedilmemeliymiş! Kürt sorununun birinci dereceden muhatabı, Kürt halkının İmralı’dan TBMM’deki vekillere, BDP’li belediye başkanlarına kadar her düzeydeki temsilcileri ise ikinci derece muhatabı Kürdüyle, Türküyle, Arabıyla, Lazıyla, Çerkeziyle bir bütün olarak Türkiye işçi sınıfının bizzat kendisidir. Zira sermayeyi ve emperyalistleri zengin eden ve bütün sınıfsal ve toplumsal çelişkilerin üzerini örtmeye yarayan savaşın bedelini her iki cephede de evlatlarını kaybeden ve bu kirli savaşın maliyetini çocuklarının sütünden, sofralarındaki ekmeklerinden çalınan vergilerle, haraçlarla ödeyen esas itibariyle işçi sınıfıdır. Ama ne mutlu bize ki; o işçi sınıfı Tekel’in Sakarya Komünü’nde dosta düşmana halkların kardeşliğinin en güzel, en berrak, en gerçek olanını; işçi sınıfı kardeşliğini, mücadelede kendini yalnız bırakan sendika bürokrasisine rağmen dosta, düşmana göstermiştir. Savranoğlu’nda, Billur Tuz’da, TEDAŞ’ta da göstermeye devam etmektedir. 1 Mayıs tarih sahnesine çıktığı günden beri işçi sınıfı lügatında “Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü”dür. “Mücadele” bugün emperyalizmin, sermayenin şu an AKP (unutmayalım ki bu yarın CHP, MHP veya herhangi bir burjuva partisi ya da koalisyonu olabilir) aracılığıyla işçi sınıfına yönelttiği topyekün sınıf saldırısına karşı sınıf mücadelesi ise, bu “Birlik ve Dayanışma”da, bütün sınıfı bölmeye yönelik saldırı ve aldatmalara karşı kirli savaşa dur demek için, evlatlarımızın, kız ve erkek kardeşlerimizin canını kurtarmak, soframızdaki ekmeği büyütmek için ezilen Kürt halkıyla kol kola, omuz omuza yürümektir!

Evet tam da 1 Mayıs’ta! Ve evet Kürt hevallerimizin harika ifadesiyle Newroz coşkusuyla!

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Baştan beri söylediğimiz gibi Türk-İş’in ve sınıfın kaderi Büyük Anadolu Oteli’nin ya da başka otellerin konferans salonlarında değil sokakta ve işyerlerinde çözülecektir. Sendikal Güçbirliği Platformu ise asıl sınavını mücadelede verecektir.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Türk-İş’e bağlı on muhalif sendikanın oluşturduğu “Sendikal Güçbirliği” bileşenleri 22 Ekim Cumartesi günü, Galeria iş merkezindeki Seyir Evi Tiyatro ve Sanat merkezinde, Adana 5. Bölge toplantısını 400’e yakın işçinin katılımıyla gerçekleştirdi. Toplantıya Adana, Mersin’de bulunan mücadeleci işçiler ve Mersin limanında aylardır direnişte olan liman işçilerinin temsilcileri de katıldı.

Gerçek'i paylaş:
sendikal güçbirliği beslemesine abone olun.

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri