şaibeli referandum

Referandumdan hemen sonra katıldığı bir televizyon programında TÜSİAD Başkanı şunları söyledi: “Seçim güvenliği konusunda, Türkiye’nin 100 üzerinden 100 alabilecek muazzam olumlu bir karnesi var... Yani hiçbir zaman seçim güvenliğinin tartışıldığı bir dönem nerdeyse olmadı. Seçim güvenliği konusunda yapılan, sonuç değil işin yöntemi itibariyle, yapılan tartışmalardan duyduğumuz üzüntüyü ifade ettim... Referandumun yönü ne olursa olsun derhal birlik zamanıdır, reforma dönme zamanıdır. Artık herkes ekonomi üzerine düşünmeli, Türkiye’nin artık kaybedeceği bir vakte, bir zamana tahammülü yok. Bu bakımdan bir birlik beraberlik zamanı, bir ekonomik reform zamanı... Şimdi artık reform atmosferi var.” MÜSİAD’ın bir şube başkanı da referandumdan hemen önce şunları söylemişti: “Ülkemizin birliği, beraberliği, sosyal ve ekonomik kalkınmışlık düzeyini daha üst seviyelere çıkarabilmesi, yatırım kararlarını daha hızlı alıp hayata geçirebilmesi, terör unsurlarıyla çok daha güçlü ve etkili bir şekilde mücadele yürütebilmesi için istikrara ihtiyacı var.”

Gerçek'i paylaş:

Referandum sonrasında karşı karşıya olduğumuz tablo sermaye ve emperyalizm tarafından zincire vurulmuş bir Türkiye tablosudur. Referandum sonrasında tecelli etmiş bir milli irade yoktur. Milli iradenin zincire vurulması söz konusudur. Sandıktan siyasi kriz çıkmıştır. Sermaye ve emperyalizm bu krizi kendi çıkarlarını dayatmak için değerlendirmektedir. Erdoğan ve AKP’nin istibdad cephesine de onun karşısındaki burjuva muhalefetine de kendi programını dayatmaktadır.

Erdoğan ve AKP’nin Türkiye’ye dayattığı gelecek Cumhurpatronluğu’dur. Bu gelecekte işçi ve emekçiye hürriyet yoktur, sermayenin ve emperyalizmin çıkarlarına göre dizayn edilmiş bir istibdad vardır. Erdoğan ve AKP’nin karşısındaki burjuva seçenekler de farklı bir gelecek vaat etmiyor. 2019’u bekleyelim, Erdoğan’ın karşısına güçlü bir aday çıkaralım diyenler zincirlenmiş Türkiye’nin başına Abdullah Gül ya da Meral Akşener gibi sermaye ve emperyalizm yanlısı bekçiler dikmenin peşinde. Bu cephe, siyasi kriz derinleşirse NATO’cu bir askeri darbe seçeneğini de hazırda tutuyor. Kendini hayır cephesinin şampiyonu ilan eden CHP ise Erdoğan’ın ve AKP’nin istibdadından daha çok halkın zincirlerini kırmasından korkuyor. Bu gerici seçeneklerden hiçbiri Türkiye’nin emekçi halkına ve ezilenlere eşitlik, adalet ve hürriyet vaat etmiyor.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) başkanı seçim gecesi televizyona çıkıp bir sürü lüzumsuz bilginin arasına kurulun, mühürsüz zarf ve oy pusulalarının geçerli sayılacağına dair kararının savunusunu da sıkıştırdı. Hazrete göre, bu karar geçmişte de “onlarca kez” verilmişti. Verdiği örnekler zaman içinde geri doğru gidiyordu. En yakın tarih 2004’tü. Üçüncü örneğe gittiğinde 1980’li yıllara geri dönmüştü bile. Bu tempoyla “onlarca” emsal karara ulaşmak için muhtemelen padişah Avcı Murat ya da Mehmet Çelebi zamanına kadar geri gitmesi gerekecekti!

Ama asıl önemli olan emsal kararların sayısı değil. Bunların içeriğini açıklamadan örnek olarak kullanılması anlamsız çünkü bambaşka bir bağlamda verilmiş bambaşka kapsamda kararlar olabilir bunlar. Önemli olan YSK’nın nasıl olup da Seçim Yasası’nın 98. ve 101. maddelerindeki emredici hükümlere aykırı bir karar alabildiğini hukuk mantığı açısından açıklamak.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Türkiye'de 16 Nisan'da iki önemli oran açıklandı. Biri referandum sonuçları ile ilgili. Birçok başka usulsüzlüğün yanında mühürsüz oy skandalı ve YSK'nın yanlı tutumu dolayısıyla bu oranlara şaibe düşmüş durumda. Sonuç bilinemiyor. Ama en az 24 milyon insanın tüm baskılara rağmen sadece sandıkta değil tüm süreç boyunca alanlarda da istibdada ve Cumhurpatronluğuna HAYIR dediği şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortadadır.

Gerçek'i paylaş:
şaibeli referandum beslemesine abone olun.

devrimci marksizm okulu ulusların kendi kaderini tayin hakkı

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri