Rabiacılık

Author(s): 

Geride bıraktığımız iki ay boyunca Erdoğan, AKP ve yandaş basın, başka ülkelerle sürekli bir gerilim yaşadı. Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn Katar’a abluka uygulamaya başlayınca iktidar tarafını Katar olarak belirledi. Bunun üzerine bu blok Türkiye’ye yüklenmeye başladı, Türk askerinin Katar’dan çekilmesi gerilimin sona erdirilmesinin koşullarından biri oldu. Sonra Almanya ile kriz başladı. Kısa süre sonra da ABD ile gerilim yeniden yükseldi. İşin çarpıcı yanı şu: Suud, Erdoğan ve AKP’nin en yakın dostları arasında geçiyordu hep. ABD ve Almanya ise NATO ittifakının en güçlü iki ülkesi. Yani iktidar hep “aile içi” kavga çıkartıyor!

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Suudi Arabistan ABD Başkanı Donald Trump’ı Teröre Karşı İslam İttifakı’na üye Sünni Arap ülkeleri yöneticileriyle birlikte karşılayalı daha on beş gün yeni doldu. Şimdi sadece on beş gün sonra bu Katar denen ülke terörizm destekçisi olduğu için aforoz ediliyor!

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Erdoğan, ABD’nin Rusya ve Esad’a karşı sertleşmesini “Esad’ın geçiş sürecinde yeri yok”demek için uygun bir ortam olarak değerlendirdi. Bölgede Sünni mezhepçiliği yaparak hâkimiyet kurma hayaline yaslanan “Rabiacılık” politikasına geri dönüş sinyalleri verdi. Erdoğan bu politika ile Türkiye’yi büyük risklere sokuyor. Türkiye geri dönüşsüz şekilde Esad ve Rus güçleriyle karşı karşıya gelirse bunun sonu çok kanlı olur, bedelini emekçi halklar öder, nemalanan ise ABD emperyalizmi olur.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Yavuz Sultan Selim'in İstanbul Boğazı ile ya da tarihi olarak İstanbul ile özel ilişkisi ne? Onu İstanbul ya da Boğazı açısından öteki padişahlardan ayıran yanı ne? Koskoca bir hiç! Peki, o zaman neden Yavuz konuldu köprünün adı?

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

15-16 Temmuz başarısız darbe girişiminin ardından Türkiye devasa bir siyasi krizle karşı karşıya kalmış bulunuyor. Darbe emir komuta zinciri dışında yapılmış olsaydı, bugün Tayyip Erdoğan ve AKP’nin kendi Rabiacı siyasi projelerini uygulamaya koymaları bakımından bütün engellerin ortadan kalktığı bambaşka bir ortam doğmuş olabilirdi. Tayyip Erdoğan’ın ilk başta ne olup bittiğini tam anlamadan sarf ettiği, “bu Allah’ın bir lütfu” cümlesi öyle bir duruma denk geliyor. Ama bir kez Genelkurmayın ve MİT’in de darbecilerle ilişkisi konusunda ciddi kuşkular doğunca, muhtemelen onların da planlamanın bir parçası olduğu ama son dakikada bir çatlak doğduğu belli olunca, her şey bambaşka bir ışıkta görünecektir. Bizim Devrimci İşçi Partisi olarak “milli mutabakat” adını verdiğimiz, Erdoğan’ın muhalefete karşı bütün üslubunu değiştirmesine dayanan, AKP Genel Merkezine dev Atatürk posteri astıran yeni politika, AKP’nin kendini içinde bulduğu zayıf konumun dolaysız sonucudur. Türkiye derin bir siyasi krizle karşı karşıyadır ve ufukta uzun sürecek bir istikrarsızlık dönemi görünmektedir.

Gerçek'i paylaş:

Devrimci İşçi Partisi Merkez Komitesi, darbe girişiminin siyasal ve sınıfsal karakteri, düzenin çeşitli güçlerinin ve kitlelerin darbe karşısındaki konumu, ABD başta olmak üzere emperyalizmin tüm bu süreçteki rolü ve çıkarları, Erdoğan'ın istibdad rejimi ve sermayenin "milli mutabakatı" gibi çeşitli boyutları analiz eden ve bunlara karşı işçi sınıfının programını savunan bir bildiri yayınladı.

Gerçek'i paylaş:
Rabiacılık beslemesine abone olun.

devrimci marksizm okulu ulusların kendi kaderini tayin hakkı

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri