parti

Author(s): 

Lenin’in öğüdünü dinleyenler aklıyla, şerefiyle ve vicdanıyla taş üstüne taş koyuyor. Örgütlü bir sömürü düzenine karşı örgütlü bir mücadeleyi büyütüyor. Bireyciler, örgütsüzlüğü kutsayan liberaller ise yürüyenin önüne taş koymaktan başka şey yapmadı bugüne kadar. Çağrımız akıllı, şerefli ve vicdanlı insanlara… Çağrımız mücadeleye ve örgütlenmeye. Birlikte taş üstüne taş koymaya. Okuldaki okuma grubundan, işyerindeki sendikadan başlayarak her düzeyde!

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

TKP’nin merkezi düzeyde bölünmenin eşiğine geldiğine ilişkin bilgiler parti içinde yayınlanan açıklamaların çeşitli internet sitelerinde yayınlanmasıyla sol kamuoyuna ulaşmış bulunuyor. Öncelikle şunu belirtmek isteriz ki devrimci bir yükselişin parçası ya da sonucu olmadığı sürece ne TKP’nin bölünmesini isteriz ne de zayıflamasını. Ancak TKP’nin bugün içine düşmüş olduğu krizin kamuoyuna yansıyan boyutları, yıllardır ısrarla savunduğumuz Leninist örgüt teorisi ve pratiğinin ne kadar önemli olduğunu ve Stalinizmin Leninizmin hem teorik hem de pratik inkârı anlamına geldiğini tüm çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. Bu yüzden değerlendirmelerimizi hem kendi yoldaşlarımızın örgütsel politikamızı içselleştirmesini sağlamak hem de tarihsel olarak Leninist örgüt teorisini savunmak amacıyla okuyucularımızla paylaşıyoruz.

TKP örgütsel olarak demokratik merkeziyetçilik yerine salt merkeziyetçiliği ve parti içinde eğilimlere izin vermeyen tek sesli bir yapıyı savunmaktadır. Bu anlayışın Leninizm ile ortak bir yanı yoktur. Zira Leninist örgüt demokratik merkeziyetçidir. İçeride özgür tartışmayı, eylemde tam birliği esas alır. Elbette ki Leninist örgütte iç demokrasi, tartışma kulübü mantığıyla ve gevezelikle örtüşmez, eyleme yöneliktir. Bozgunculuk demokratik merkeziyetçilikle bağdaşmaz.

Ancak Bolşevik partisinde de örneklerini gördüğümüz gibi parti eylemde birlik ilkesini koruduğu müddetçe eğilimler barındırabilir ve bu eğilimlerin, en yüksek ifadesini kongrelerde bulan mücadelesi, devrimci sınıf savaşımının bir parçasıdır. Bu, partinin hem doğru yolda yürümesinin hem de eylem birliğini korumasının teminatıdır. Örnek olarak Devrimci İşçi Partisi bu doğrultuda Militan isimli iç yayınını sadece parti içi bilgilendirme amacıyla değil, üyelerin tartışma ve eleştirilerinin tüm partiye duyurulması amacıyla da yayınlamaktadır. Partinin iç yayın organı, azınlık fikirlerinin çoğunluk olma hakkının teminatı olduğu kadar parti yönetiminin karar ve uygulamalarının parti tarafından denetlenmesinin de biricik mekanizmasıdır. Demokratik bir iç yaşamı olmayan bir partide, fikirlerin tüm üyelere duyurulma olanağı yoksa her türlü hizipleşme ve klikleşmenin, tartışmaların politik zeminden çıkmasının yolu açılıyor demektir.   

Parti içi farklı fikirler ve eğilimlerin yasaklanmasına dayanan tek sesli, şefçi bürokratik merkeziyetçilik görünürde çelik bir disiplin vaad etse de bu Stalinist anlayış eylem birliğini ve parti bütünlüğünü içten içe kemirir. Bugün TKP’de yaşanan bunun tipik bir örneğidir. Eğilimlerin yasak olduğu partide sınıf mücadelesinin diyalektiğinin kaçınılmaz sonucu olarak ortaya çıkmış olan eğilimler, kendilerini basitçe eğilimler olarak değil, çok daha büyük bir çatışmanın ifadesi olarak apaçık hizipler olarak ortaya koymaktadır. Birer düzine MK üyesi altlarına imzalarını koydukları bildirilerle partiye yönelik ayrı ayrı açıklamalar yapmaktadır. Bu açıklamalardan tartışmanın özüne ilişkin ciddi bir ipucu edinmek zor olmakla birlikte, ortada önemli siyasi farklılıklar olduğu bellidir. Ancak belli ki Stalinist örgüt teorisi ve pratiğini benimseyen TKP bu farklılıkların partinin çelik disiplinini bozmasını engelleyememiştir.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

İşçi hareketinde ve sosyalizmde parti fikrini merkezi bir konuma yerleştiren Lenin’den önce Marx olmuştur. Bugün 150 yıllık sınıf ve sosyalizm mücadelesinden sonra parti fikri bize neredeyse doğal gibi geliyor. Oysa o dönemde durum farklıydı. İşçi sınıfının politikaya bulaşmasına bütünüyle karşı olan anarşistler ve anarko-sendikalistlerin yanı sıra, burjuva partilerinde siyasi kariyer yapmak isteyen has sendikacılar da işçi sınıfı partisi fikrine bütünüyle karşıydılar.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Halk isyanı sonrasında örgütlenmeye ilişkin her türlü mesele yakıcı bir pratik önem taşıyor. Bu ortamda en önemli sorunlardan biri de bu isyanın sürükleyicilerinden biri olan 90 kuşağının parti konusunda olumsuz bir yaklaşıma sahip olması. Bu bağlamda, yoldaşımız Sungur Savran, BirGün yazarı Ahmet Tonak’a bir mektup yazarak, onun kendi sütununda başlattığı parti tartışmasına katkıda bulundu.

Gerçek'i paylaş:
parti beslemesine abone olun.

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri