küba

Author(s): 

50 yıl! Che Guevara’nın CIA destekli Bolivya ordusunca yakalanıp 9 Ekim 1967’de yargısız infazla öldürülmesinden bu yana tam yarım yüzyıl geçmiş! Bizim gibi Marksizme ve komünizme 1968 dolaylarında gelen kuşağın devrimci düşlerini canlandıran kahramandı o. Ölümü bir yenilgi gibi görünüyordu, ama canlı Che olarak emperyalist kapitalizm için tehlike olmaktan çıktıktan sonra da, neredeyse bir devrimci aziz gibi, o kahraman eylemiyle on binlerce, yüz binlerce insanın devrimcileşmesine katkıda bulundu. Ölümüyle bile dünya kapitalizminin başına bela oldu. Latin Amerika’dan Sri Lanka’ya, Türkiye’den Afrika’ya, Filistin’den yanlış toprakta olsa da hatta Avrupa’ya, nice Deniz’ler, Mahir’ler, İbo’ların isyanını ateşledi, her bir ülkede böylece yerlileşti, bir başka kuşak devrimciye örnek oluşturdu

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

20. yüzyıl tarihindeki yerini ister olumlu bulun, ister beğenmeyin, Fidel Castro’nun yüzyılın devlerinden biri olduğunu teslim etmek zorundasınız. Ölümünden hemen sonra Gerçek’in sayfalarında Castro değerlendirilirken belirtildiği gibi, her şey bir yana bırakılsa bile, salt ABD emperyalizmine yarım yüzyıl boyunca kafa tutması ve bu mücadeleden Ortadoğu mitolojisindeki Câlût denen ürkütücü devi yenen Dâvud gibi galip çıkması, bütün dünya halklarına verdiği ilham bakımından hayat bilançosunun olumlu yanı olarak görülmelidir.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Fidel Castro’nun ölümü, emperyalizm karşıtlarında ve sosyalistlerde haklı ve içten bir üzüntüyle karşılandı. 20.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Fidel Castro 1959’dan bugüne kadar Amerikan emperyalizminin yenilmez olmadığını kanıtlamıştır. Ardından söylenecek ilk söz budur. Onun için biz de onu, bütün eleştirilerimize rağmen, tutarlı anti-emperyalizmi, Küba’nın onurunu korumadaki kararlılığı, ezilenin yanında durmaktaki ısrarı dolayısıyla bizim cenahtan biri olarak yolcu ediyoruz.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Devrimin prestiji katiyen tükenmemiştir. Elbette zaman aleyhimize işliyor. Küba halkı dünya kapitalizmi ile bütünleşme ilerledikçe atomize olacak, demoralizasyona kapılacaktır. Ama bir süre boyunca her şey devrim güçleri ile restorasyonist güçlerin arasındaki dengeye bağlı olacaktır. Biz devrimi savunanların yanında olacağız.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Küba’nın başkenti Havana’nın Devrim Meydanı. Ünlü Plaza de la Revolución.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

ABD’nin Küba ile ilişkilerinde yarım yüzyıllık bir aradan sonra yeniden düzenlemeye gitmesi, gelecekte tarihe nasıl geçecek?

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

İşçi sınıfı ve ezilenler daha iyi bir dünya kurma savaşında 20. yüzyılda birçok devrimi zafere ulaştırdı.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Venezüella’nın yoksul halkının başı sağ olsun. Dünya çapında sosyalist hareket içindeki Chávez taraftarlarının da. Acılarına saygımız sonsuz. Üstelik Venezüella’nın burjuvalarının önemli bir bölümünün, özellikle de Miami’ye yerleşip fırtınayı atlatmayı bekleyen, şimdi de ülkeye geri dönüp daha az riskli bir ortamda halkı sömürmek amacıyla valizlerini hazırlamakta olan zenginlerin şimdi kutlama heyecanı içinde olduğunu da biliyoruz. Chávez yoksulların dostuydu. Chávez emperyalizmle takışmayı göze almıştı. Chávez bu nedenlerle kendi ülkesinin burjuvazisi içinde sayısız düşman edinmişti.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Venezüella’da Hugo Chávez dördüncü kez başkan seçildi. Sağ muhalefeti uzun yıllardır ilk kez birleştirmiş olan rakibi Henrique Capriles yüzde 44’te kalırken, Chávez yüzde 54 oy aldı. Bu, Türkiye solunda Venezüella’da yaşanmakta olan “devrim” ve “21. yüzyıl sosyalizmi” konusundaki sonu gelmez efsanelerin yeniden canlanmasına yol açtı.

Solun haberi veriş tarzı bile karikatür düzeyini aşmıyor. Kimi Venezüella seçimi konusunda derin analizlere giriyor, ama daha sayı bile saymamış, bu seçimin Chávez’in kazandığı üçüncü başkanlık seçimi olduğunu yazıyor. Kimi Capriles’in ekonomiyi bütünüyle piyasaya terk edecek bir liberalizmi temsil ettiğini, yoksulların son yıllarda elde ettiği kazanımları ortadan kaldırmayı vaat ettiğini yazıyor. Oysa bu, muhalefetin izlediği taktiğin taban tabana karşıtı. Muhalefet, yoksul milyonların son 14 yılda elde etmiş oldukları ekonomik olanakları yitirme riskine karşı Chávez’e destek vermeye devam edeceklerini bildiği için, tam tersine kurnaz biçimde kazanımların muhafaza edileceğini ilan etti seçim boyunca. Üstelik bizimkilerin sandığı gibi, liberal bir aday değil, ortanın solu sayılabilecek bir aday seçti kendine. Bizim sol, ABD’nin muhalefeti açıkça desteklediğini yazdı. Oysa seçim öncesinde ABD hiçbir şekilde ses çıkartmadı. Seçim sonrasında bile yüksek katılım dolayısıyla Venezüella halkını kutladı. Her şey bizim solun bellediği gibi, tarafların açık seçik biçimde karşı karşıya geldiği yalınlıkta olsaydı, politikanın şifrelerini çözmek ne kolay olurdu!

Solun Venezüella seçimlerini kavrayışı karikatür düzeyinde ise, bu ülkede devrim ve sosyalizm meselelerini kavrayışı trajedi karakteri taşıyor. Hugo Chávez dört defadır başkanlığa seçiliyor. Şimdiden iktidarda 14 yılını tamamlamış durumda. Anayasayı değiştirdi, yeni anayasa yaptı. Ama ülkenin ordusu, polisi, mahkemeleri, cezaevleri olduğu gibi yerinde duruyor. Dahası, ordu, Chávez iktidarının neredeyse baş destekçisi. Burjuva devlet aygıtına 14 yıldır dokunmayan bir liderin devrim yapmakta olduğunu ilan etmek akıllara zarar. Bu 14 yıl boyunca bazı kamulaştırmalar yapıldı. Ama Venezüella kapitalist sınıfı dimdik ayakta. Burjuvazinin sosyo-ekonomik hâkimiyetinden zerre kadar yitirmemiş olduğu bir ülkeye “21. yüzyıl sosyalizmi” demek de çok akıllı bir tavır olmasa gerek.

Peki nereden çıkıyor, Venezüella’da bir devrim yaşandığı, ülkenin “21.yüzyıl sosyalizmi” doğrultusunda yürüdüğü türünden parlak fikirler? Bir yandan, Chávez’in kendi söyleminden. “21. Yüzyıl demokratik sosyalizmi” Chávez’in kendi propagandası. Marx insanları kendileri hakkındaki bilinçleri temelinde değil gerçekte pratik içinde nasıllarsa öyle tanımlamamız gerektiğini söyleyeli bir buçuk yüzyıl geçti! Bir yandan da, Chávez’in Küba ile ve Castro kardeşlerle dostluğu kanıt. Küba ile dostluk hiçbir zaman bir ülkenin sosyalist olduğuna işaret etmemişti. Ama tam da şimdi bu ülkede kapitalizmin restorasyonu başlamışken Venezüella’nın sosyalist olduğuna Küba’yı kanıt göstermek de ne oluyor?

Chávez, milliyetçi bir burjuva politikacısıdır. ABD’ye karşı Venezüella ve Latin Amerika burjuvazisinin çıkarlarını küçük burjuva karakter taşıyan bir siyasi akım temelinde savunur. Bunu yaparken, halk kitlelerine yaslanmak amacıyla yoksul kitleler için birçok olanak yaratmıştır. Bu politikayı mümkün kılan ise, uzun süredir çok yüksek seyreden petrol gelirleridir. Rusya’da Putin sisteminin ayakta kalmasını kolaylaştıran bu faktör, Venezüella’da da Chávez’i bu yıllar boyunca yenilmez kılmıştır.

Chávez işçi sınıfının kendi bağımsız siyasi hattını oluşturmasının önüne geçen bir burjuva politikacısıdır. Kendisi yoksullara bir dizi olanak yaratmış olabilir. Ama işçi sınıfının bağımsız örgütlenmesini chavismo’nun boyunduruğu altına almıştır. Arjantin’de işçi hareketi üzerinde Peronizm adıyla kurulmuş olan burjuva hâkimiyeti çoktan yarım yüzyılı aştı. Venezüella’yı da aynı tehlike bekliyor. Chávez’in devrim ve sosyalizm propagandasına su taşıyanlar bu kötü gidişata destek oluyorlar!

Gerçek'i paylaş:

Sayfalar

küba beslemesine abone olun.

Gerçek Sayılar

Gerçek Gazetesi Sayı 98

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri