kadına şiddet

Author(s): 

Temmuz ayında daha az gündeme gelen Mağdur Hakları Yasa Tasarısı ise "suç nedeniyle fiziksel, zihinsel, ruhsal veya ekonomik olarak doğrudan zarar gören" kişilerin haklarına, bu kişilerin korunmasına yönelik düzenlemeleri içeren bir tasarı. İçinde olumlu düzenlemeler yok değil. Bugün kadınlar şiddete maruz kaldıklarında ve şikayetçi olmak istediklerinde ya da korunma talep ettiklerinde, kendisine şiddet uygulayan erkeğe teslim edilmeden tutalım da karakolda kötü muameleye kadar birçok sorunla karşı karşıya kalıyor. Yani yaşadığı travma yetmiyormuş gibi bir darbe de destek beklediği devletten yiyor kadınlar. Yeni yasa tasarısında karakol, savcılık gibi kurumlarda kadınların karşı karşıya kaldığı muamelenin iyileştirilmesine, gerekli tedbirlerin gecikmeden alınmasına yönelik çeşitli düzenlemeler var. Ancak yapılanlar yeterli değil, üstelik kadınların aleyhine olabilecek bir dizi belirsiz düzenleme de mevcut.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

17 Mayıs 1987’de, bundan tam 30 yıl önce, 80’li yılların neredeyse ilk kitlesel eylemini kadınlar gerçekleştirdi. 1987 yılının başında Çankırı’da bir hakimin şiddet gördüğü için boşanmak isteyen bir kadının talebini, kadının o sırada hamileliğini gerekçe gösterip ayrıca üç çocuğu daha olduğu için “kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin” sözleriyle reddetmesi, çok önemli bir mücadelenin fitilini ateşlemiş oldu.

Hakimin bu kararının tüm kadınlara karşı bir karar olduğunu, bu durumun bir gün başka kadınların da başına gelebileceğini ileri süren kadınlar bu kararı veren hakime karşı sembolik olarak 1 liralık manevi tazminat davası açmak istedi. Mahkeme, kadınların dava açma taleplerini, taraf olmadıkları gerekçesiyle reddetti. Kadınlar ise bu işin peşini bırakmayacaklarını göstermek için harekete geçtiler, bir yürüyüş yapmaya karar verdiler. O dönemde yaşadığı şehir, ait olduğu etnik grup veya mezhep, aldığı eğitim, çalıştığı yer ne olursa olsun kadınların maruz kaldığı şiddet “dayak”la özdeşleştiriliyordu. Bu nedenle yürüyüş “Dayağa Karşı Dayanışma Yürüyüşü” adıyla düzenlendi ve bu 90’lı yıllara kadar sürecek “Dayağa Karşı Dayanışma Kampanyası”nı başlatan en önemli adım oldu.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Türkiye, Tayyip Erdoğan’ın kurmaya çalıştığı istibdad rejimi yolunda önemli bir dönemece giriyor. Referandum sonrası, derinleşen ekonomik krizin faturasını ödetmek için işçi sınıfını büyük bir taarruzun beklediği biliniyor. Kadınların ise bu taarruza ek olarak bir dizi başka saldırıyla daha karşı karşıya kalması çok olası.

AKP’nin 14 yılı aşan iktidarına bakarak “cumhurbaşkanlığı sistemi” ile çok daha büyük bir siyasi kudrete sahip olacak olan Erdoğan ve AKP’nin kadınlar açısından ne anlama geleceğini tahmin etmek zor değil. Yaptıkları yapacaklarının teminatıdır. Boşuna değil, AKP’nin yaptırdığı araştırma sonucunda bile kadınların büyük çoğunluğunun referandumda “hayır”cı çıkması.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Peki şimdi ne olacak? Bu tehditleri savuranlar yani Özgecan’ın katilleri 12 Haziran’da Mersin Tarsus Adliyesi’nde ilk kez hakim karşısına çıkacak. Büyük ihtimalle de takım elbise kravat giymiş “iyi halleri” ve yüzlerindeki “pişmanlık” ifadeleri ile. Meydanı onlara bırakmamak için, Özgecan’ın katillerinin, onları koruyan yasaların ve devletin karşısında Özgecan’a ve onunla birlikte öldürülen kadınlara sahip çıkmak için, 12 Haziran’da orada olalım. Mahkeme salonunu bir mücadele alanına çevirelim.

Gerçek'i paylaş:

Tayyip Erdoğan: “Bir tane kız mıdır, kadın mıdır bilemem”; “Kadına şiddet abartılıyor”; “Ben zaten kadın erkek eşitliğine inanmıyorum”; “Genç nüfusun azalmaması için en az üç çocuk yapın”; “Her kürtaj bir Uluderedir”.

Gerçek'i paylaş:
kadına şiddet beslemesine abone olun.

Gerçek Sayılar

Gerçek Gazetesi Sayı 98

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri