emperyalizm

Author(s): 

Türkiye BDS Hareketi, Trump’ın Filistin’in tarihsel başkenti Kudüs’ü Siyonist İsrail’in başkenti olarak tanıması ve artan Siyonist saldır

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

En son çıkartılan 135 maddelik KHK (Kanun Hükmünde Kararname) ile bir kez daha görüldüğü gibi Türkiye’de meclis fiilen feshedilmiştir. TBMM’nin televizyondaki herhangi bir tartışma programından daha fazla hükmü kalmamıştır. Yine son KHK’lar göstermiştir ki Türkiye’de Anayasa fiilen askıdadır. Çıkarılan KHK’lar OHAL’le ilgisi olmayan konuları düzenlemekte, meclisin yetkilerine tecavüz etmekte, taşeron düzenlemesinde olduğu gibi vatandaşa şantaj yapmakta, kurumları kapatmakta ve yürütme eliyle yargıyı yeniden yapılandırmaktadır. İşte bu şartlar altında düzen içi seçenekler hiçbir başarı ve gelecek vaat edemez.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Sınıflar arası bir demokratik işbirliği arayışı ile OHAL’in kalkacağını bekleyenlerin yanıldığı açık. TÜSİAD, OHAL kalksın diyor ama grev yasakları ve işçilere uygulanan baskılar ile OHAL’den faydalanıyor. ABD emperyalizmi bırakın OHAL’in kalkmasını, kendi menfaatleri için yeni bir darbe girişimini desteklemeye hazır. Avrupa Birliği de farklı değil. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, dosya yükünden kurtulmak için tamamen keyfi hareket eden OHAL Komisyonlarını meşru muhatap kabul etti. Avrupa devletlerinin derdinin, Türkiye’ye demokrasi gelmesi değil Türkiye’den göçmenlerin Avrupa’ya gelmemesi olduğu defalarca kanıtlandı. Sosyal demokratıyla, liberaliyle demokratlar, burjuvaziye, emperyalizme el açıp bekleyedursunlar işçi sınıfı elindeki tüm olanaklarla OHAL koşullarında mücadeleye devam ediyor.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Trump’ın ABD büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararı geniş çaplı bir infial uyandırdı. Ancak bu infial güçlü bir anti-emperyalist ve anti-Siyonist tepkiye dönüşmedi. Aslında olan şuydu: Türkiye’de AKP iktidarı, işbirlikçi Arap liderlikleri ile bir olup itina ile kitlelerin gazını aldı. İki zafer hikâyesi yazdılar. İlki İslam İşbirliği Teşkilatı’nın 4 Aralık tarihli kararı. İkincisi Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ABD’yi yalnız bırakan bir kararın kabul edilmesi. İki karar da zülfiyare dokunmaktan itina ile kaçınmıştır. İslam İşbirliği Teşkilatı’nın kararı Doğu Kudüs’ün, Filistin devletinin başkenti olarak Arap ve İslami kimliğini tasdik etmiştir. İsrail’i işgalci olarak tanımlamıştır.

Peki, bu kararın tek bir pratik ve somut sonucu olmuş mudur? Hayır! Mesela AKP iktidarı Mavi Marmara davasından, İsrail’den lütuf olarak aldığı para karşılığı vazgeçtiğinde bunun somut ve pratik sonucu davaların düşmesi olmuştu. Dahası, Mevlüt Çavuşoğlu’nun imza attığı o utanç belgesinin altında “bu anlaşma Ankara ve Kudüs’te akdedilmiştir” diye açıkça yazmaktaydı. BM kararına gelince, bu karar da İsrail’in fütursuzca çiğnediği onlarca diğer BM kararına atıf yapmaktan başka hiçbir anlam ifade etmiyor; sadece tavsiye niteliğinde olmasıyla değil, içeriğiyle de somut bir sonucu yoktu.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Suriye’de DAİŞ, elindeki tüm stratejik mevzileri kaybetti, giderek eriyor. DAİŞ’in çöküşü sonrasında siyasi çözüm artık çok daha somut şekilde gündeme gelmeye başladı. Ne var ki DAİŞ’in ardından Suriye nüfuz alanlarına bölünmüş bir görüntü arz ediyor. Fırat nehrinin batısında Rus ve İranlı müttefikleri ile Suriye ordusu, Fırat’ın doğusunda ise Kürt partisi PYD’nin başını çektiği Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile ABD hâkim durumda. İsrail sınırı Rusya ve ABD’nin anlaşması ile muhalif çetelere bırakılmış durumda. İdlib’de ise hâlâ belirsizlik hüküm sürüyor. Türkiye ordusu bölgeye girdi girmesine ama İdlib’in Kuzey’inde Afrin sınırında kaldı. Üstelik El Kaideci, Heyet Tahrir Şam grubuyla anlaşma içinde bu operasyonu yaptı. İdlib’in geri kalanında HTŞ’nin varlığı sürüyor. Çatışmasızlık durumu bir yana her gün Suriye ordusu havadan ve karadan bombardımanını sürdürüyor. Yani çözüme ulaşmak bir yana yeni sorunlar yaratan bir durum var.

Gerçek'i paylaş:

Ortadoğu’dan Güney Amerika’ya, Afrika’dan Uzak Asya’ya dünyanın yoksul halklarının tarihi emperyalist sömürüye karşı mücadelenin tarihidir. Türkiye tarihinde de özellikle gençlik arasında anti-emperyalist mücadele önemli bir yer tutmaktadır. Türkiye’nin, Kore savaşına girmesi karşılığında NATO’ya üye olmasına karşı yükselmeye başlayan anti-emperyalist mücadele, sonraki yıllarda geniş kitlelerde yankı bulmuş, 60’lı yıllardan itibaren tüm gençliği etkisi altına almış ve bugüne güçlü bir mücadele geleneği bırakmıştır. O dönemde yürütülen bu mücadeleler günümüzde ilham ve gurur kaynağı olmaya devam ediyor.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

28 Aralık’ta Horasan’ın kentlerinde hayat pahalılığına karşı başlayan itirazlar kısa süre içinde hayret uyandıracak bir hızla İran’ın birçok iline yayıldı ve bir hafta içinde adeta bir halk isyanına dönüştü. Başta itirazlar sadece hayat pahalılığını, geçim sıkıntılarını ve yolsuzlukları hedef almaktaydı. Ancak bu itirazlar hızla politikleşti ve İslam cumhuriyetinin bütünlüğünü, yani dini istibdadı hedef almaya başladı. Sloganlar hızla kahrolsun pahalılıktan, kahrolsun diktatörlüğe dönüştü.

Gerçek'i paylaş:

ABD’nin Vietnam’da yürüttüğü emperyalist savaşta, CIA için çalışarak ellerini on binlerce insanın kanıyla kirleten ve “Vietnam Kasabı” lakabını alan Robert Komer, 1968 yılının Kasım ayında büyükelçi olarak Türkiye’ye geldi. 68 gençliği onu kitlesel eylemlerle karşıladı, ilkin İstanbul’a geldiğinde, sonra Ankara’da havaalanından dışarı ayağını atmasına izin vermedi. Komer 6 Ocak 1969’da Ortadoğu Teknik Üniversitesi’ni ziyaret etmeye yeltendiğinde ise ODTÜ’nün devrimci gençleri emperyalist Komer’in arabasını ters çevirerek ateşe verdi.

Neredeyse 50 yıl sonra bugün o ateş, emeğini, ekmeğini, haklarını savunan işçi sınıfının nasırlı ellerinde, emekçi halkın hürriyet kavgasında yanmaya devam ediyor. Gençliğin üniversite kampüslerinde, meydanlarda istibdada ve emperyalizme karşı mücadelesinde yanmaya devam ediyor! Ve biz bu topraklardaki son emperyalist üsse el koyana, son emperyalist askeri kovana ve NATO’yu def edene kadar da yanmaya devam edecek!

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Donald Trump’ın, ABD’nin Kudüs’ü Siyonist oluşumun başkenti olarak tanıdığını açıklamasından yalnızca birkaç gün sonra, Siyonist oluşumun başbakanı Benjamin Netanyahu, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüşmek üzere Paris’e geldi. Kudüs açıklamasının hemen ardından gerçekleşen bu ziyaret, Fransa BDS hareketi (Boykot, yaptırımlar ve yatırımlar geri çekilsin) tarafından bir provokasyon olarak nitelendi ve hem Netanyahu’nun gelişini protesto etmek hem de Kudüs’ün Filistinlilerin olduğunu yinelemek için, çeşitli sosyalist parti ve örgütlerin de desteklediği bir eylem çağrısı yapıldı. Fransa’daki kardeş grubumuz ROR’un (Devrimci Proleter Yeniden Doğuş) militanları da eylemde hazır bulundu.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

İstanbul Üniversitesi öğrencileri, Am

Gerçek'i paylaş:

Sayfalar

emperyalizm beslemesine abone olun.

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri