ABD emperyalizmi

Author(s): 

1913: Fırtınadan Önce adlı kitabında Florian Ilies, 1910 yılında basılmış ve dünya çapında çoksatar olmuş Büyük Yanılsama kitabına atıfla şöyle yazıyor: “Asla bir daha savaş çıkmazdı, Norman Angell (kitabın yazarı) bundan emindi. Angell küreselleşme çağının dünya savaşlarını imkânsız hale getirdiğini, çünkü bütün ülkelerin çoktandır ekonomik olarak birbirine sıkı sıkıya bağlı olduklarını açıklamaktadır. İktisadi ağların yanı sıra iletişimdeki hele de finans dünyasındaki uluslararası bağların savaşı anlamsız kıldığını da söyler”. Son 20 yılda Türkiye’de sol liberal aydınların yazılarına aşina Türkiyeli okur için bu satırlar hiç de yabancı olmasa gerek. Oysa güncel gelişmeler tam da bu “büyük yanılsama”nın müthiş bir öngörüsüzlük olduğunu gün be gün ortaya koyuyor. Kanaatimiz o yöndedir ki, artık “küreselleşme” söyleminin tedavülden kalkmakta olduğu bir döneme girmiş bulunmaktayız.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Son günlerde gençlik, her zaman olduğundan daha da sık, başka ülkelerde yeni bir yaşam kurmak gayesiyle yüzünü Batı’ya çeviriyor. Genelde revaçta olan ülkeler “özgürlüğün ve demokrasinin kaleleri” başlığıyla bizlere kurtuluş yolu olarak pazarlanan Amerika ve Avrupa kıtasının emperyalist devleri. Sosyal medyada yazılan bazı şeylere inanacak olursak; bu ülkeler daha demokratik ve sempatik politik liderlere, mükemmel fırsatlar ile dolu bir eğitim sistemine, her türlü muhalefete karşı hoşgörülü hükümetlere, işçiler için cennet gibi bir çalışma hayatına, eşcinsellerin, kadınların ve etnik azınlıkların haklarını gözeten bir hukuka sahip.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Donald Trump bir bakıma bir güç gösterisidir. Ya da emperyalist Amerika’nın dünyaya diş göstermesi. Ama devrimci proletaryanın gözlüğüyle bakan gözlere başka bir şeyi daha gösteriyor: Kapitalizmin, dönemsel olarak düştüğü çaresizliğe bir kez daha düştüğünü, kendi yarattığı üretici güçleri yönetemediğini, bu yüzden dünyayı yeniden yıkımın eşiğine getirdiğini.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Devrimci İşçi Partisi, 2016 yılının başından beri Üçüncü Dünya Savaşı'nın somut, elle tutulur bir ihtimal olarak insanlığın ufkunda belirdiğine dikkat çekiyor. Dünya çapında günbegün savaşın dinamiklerini analiz ediyor, emperyalizmin nasıl hızla bu savaşın ağlarını örmeye devam ettiğini gösteriyor. ABD emperyalizmi saldırgan tutumunu koruyor. Önümüzdeki dönemde özellikle Trump ABD'sinin atacağı adımlar bu dinamikleri tetikleyecek nitelikte gibi görünüyor.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Trump’ın 20 Ocak’tan itibaren görevine ne kadar hızlı ve keskin tedbirler uygulayarak başladığı kimsenin gözünden kaçacak gibi değil. Obama’nın adıyla bilinen sağlık yasasını hedef alan ilk direktifinden başlayarak Meksika duvarı için ilk girişimi yapması, ABD’nin Transpasifik Ticaret Antlaşması’ndan çekildiğini açıklaması, Çin, İran ve Kuzey Kore’ye tehditler yağdırması, her türlü mülteci işlemini 120 gün durdurması, nüfusu ağırlıkla Müslüman yedi ülkenin vatandaşlarına ABD’ye giriş konusunda koyduğu (bir mahkeme kararıyla geçici olarak zora giren) toptan yasak, ABD merkezi basınına savaş açması, danışmanlarının saldırgan demeçleri, bu ve daha birçok uygulama, yolunu belirlemiş, kararlı, inatçı bir başkanla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Yaygın çevrelerde, daha seçim öncesinden başlayan, seçim ile görevi devralma töreni arasında gittikçe yoğunlaşan bir özlem ve beklenti vardı: Trump’ın “normalleşme”si, her politikacı gibi seçim öncesinde söylediklerinden yan çizmesi. Trump'ın tutumu, bunlara ağır bir tekzip oldu. Yeni normal bu! Bunu anlayamayanlar önümüzdeki dönemin mücadelelerinden hiçbir şey anlamamaya, dünya sarsıntı içindeyken bunu dualarla geçiştirmeye çalışan çaresiz seyircilere dönüşmeye mahkûm.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Bugünlerde her söze milli irade ve milli güvenlik diye başlayanlara inanmayın.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Fırat Kalkanı harekâtında, kapan hem siyasi hem de askeri olarak kapanmaya devam ediyor. Siyasi durumdan başlayacak olursak, Türkiye’nin Trump’ın seçilmesinin ardından PYD/YPG’ye karşı ABD’den destek bulma beklentisi boşa çıkmış görünüyor. Trump’ın Suriye için öne sürdüğü planın basına sızmasıyla bu planda ABD’nin Suriye’deki askeri varlığını arttırmasının yanında güvenli bölgeler oluşturulmasının da hedeflendiği anlaşıldı. ABD için güvenli bölge kurmanın en makul göründüğü yerler Kuzey Suriye’de ABD’nin bilfiil askeri güçlerini, eğitim kamplarını ve lojistik üslerini bulundurduğu, PYD/YPG’nin başını çektiği Suriye Demokratik Güçleri’nin kontrol altında tuttuğu bölgeler. Hal böyle olunca Türkiye’de iktidar cephesinde hayal kırıklığına ciddi bir tedirginlik de ekleniyor. Buna bir de Trump dönemi başladıktan sonra SDG’ye ilk kez zırhlı araçlar teslim edilmesi ekleniyor.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), İsrail’in işgal altında tuttuğu Filistin topraklarında devam ettirdiği yerleşim yerleri inşasını derhal ve tamamen durdurmasını talep eden bir kararı 23 Aralık 2016 tarihinde kabul etti. Bu kararın geçmesi, ABD’nin Güvenlik Konseyi’nde İsrail aleyhine benzer bütün karar tasarılarında kullandığı veto olanağını bu kez kullanmaması, çekimser oy kullanması sayesinde oldu.

Karar, görev süresinin sonuna iki hafta kadar bir zaman kalmış bulunan ABD’nin “topal ördeği” (ABD’de dönemi dolan, ancak yeni başkan göreve başlayana kadar görevini sürdüren başkanlar için kullanılan tabir) Obama’nın, halefi Trump yönetiminin dış politikada elini kolunu bir nebze olsun bağlamaya yönelik hamlelerinden birisi gibi okunabilir.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Bu yönelişin ardında ne yattığı konusunda berrak olmalıyız. AKP kampı daha bir yıl önce, mesela Rus savaş uçağının düşürüldüğü Kasım 2015 sonunda, Rusya hakkında söylemediğini bırakmıyordu. Ne oldu? 15 Temmuz başarısız darbesi AKP’nin uluslararası alanda yapayalnız olduğunu ortaya koydu. Darbeyi Erdoğan’a haber veren “enişte”, Gerçek sayfalarında daha önce de ifade edildiği gibi, muhtemelen Putin’di. Yani Rusya Türkiye için planlı biçimde seçilmiş bir partner değil. AKP için bir sığınak!

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Türkiye'nin Fırat Kalkanı adıyla başlattığı askeri harekatın adım adım içinden çıkılması zor bir kapana dönüştüğünü yazıyoruz. Özellikle harekat El Bab'ta tam bir tıkanma yaşıyor. Bu tıkanma askeri olarak aşılamayacak boyutta değil. Öte yandan TSK El Bab'ta kontrolü sağlasa dahi bu durum, Türkiye'yi rahatlatmak bir yana giderek çıkışı zorlaşan bir kapana sokacakmış gibi gözüküyor. Türkiye, Fırat Kalkanı ile ilgili resmi açıklamalarında askeri güçlerin ÖSO'yu desteklemek üzere orada bulunduğunu belirtiyor ancak adım adım tüm askeri harekat TSK'nın üzerine yıkılıyor. ÖSO'cular Halep düştü düşecekken, Halep'e askeri yardımı kesen Türkiye ile yan yana savaşmaya eskisi kadar istekli değillerdir. Üstelik DAİŞ'e karşı gerçek bir düşmanlık beslemedikleri de bilinmektedir. Nitekim El Bab'ta savaş alanını terk edip kaçmaları basında uzun süre işlenmiştir.

Gerçek'i paylaş:

Sayfalar

ABD emperyalizmi beslemesine abone olun.

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Gençlik Bültenleri