ABD

Author(s): 

Merhaba, ben Bodrum'da çalışan turizm işçisiyim. Bacasız fabrikalara benzetilebilecek otellerde patronlara kâr sağlamak için durmadan çalışmak zorundayız. 24 Haziran'daki seçimleri bile çalışırken takip etmek zorunda kaldık. Zaten Türkiye'deki ekonomik krizi durduracak, memleketteki refahı işçi düşmanlarının, NATO'cuların, ABD'nin dostlarının vermeyeceğini biliyoruz. AKP, CHP ya da herhangi bir burjuva partisi, patronlara hizmet ettikleri için haklarımızı, istediklerimizi veremez. Bunu çok net görüyoruz. Koltukta kim oturursa otursun patronların tek istediği şey daha fazla kâr etmek. Yani daha fazla sömürmek. Biz biliyoruz ki, turizm işçilerini siyasetin dışına atmaya çalışan sermayenin kâr hırsıdır. Daha fazla para isteğidir. Yüz kere 24 Haziran geçirsek de, yüz kere de biz işçiler-emekçilerin kazanacağı hiçbir şey yok. Özellikle baskın seçimlerde hiç yok. Sadece, ekmeğimizi kimlerin küçülteceği soruluyor. Soğan ve patates zamlarını kimin yapacağı hakkında seçim yapmamız isteniyor. Şunu sormak gerekiyor sanırım. Seçim propagandalarında hangi düzen partisi ekonomik krizi çözmek için somut programla önümüze geldi? Ekonomik krizi durduracak plan nedir? Yoksulluğu arttırmaktan ve yalanlar söylemekten başka planları yok. Bizi kurtaracak kendi mücadelemiz ve birliğimizden başkası değil. Turizm işçilerinin örgütlenmekten başka çaresi de yok.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

ABD başkanı Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un Haziran başlarında Singapur’da yaptığı zirveden çıkarılacak sayısız ders var. Birkaçını sayalım. İlk ders şu: Dünya meselelerini anlamak için işçi sınıfı ve sosyalistler sakın ola emperyalist medyaya ve onun uşağı durumundaki Türkiye düzen medyasına inanmasın! “Onlarda bilgi var, biz ne biliriz?” diye yerinmektense Marksizmin diyalektik yöntemini kullanarak, bilgiyi alıp yeniden kesip biçmek sosyalistlerin görevi. Zirveden önce emperyalist medya da, bizimkiler de, “Kim korktu, geri bastı, Trump zirveyi iptal etti, Kim yalvarıyor” yönlü yayın yapıyordu. Gerçek gazetesi ise kontrolün Kim’in elinde olduğunu, onun ve arkasındaki Çin’in, yanlarına Güney Kore başkanı Mun’u da alarak inisiyatifi ellerinde tuttuklarını yazdı tekrar tekrar. Şimdi, hakikat ortaya çıktı. Bütün emperyalist medya aynı şeyi yazıyor: Kazanan, Kim’dir. Hiçbir ciddi taviz vermemiştir, bir ton itibar kazanmış, iki Kore’yi birbirine yaklaştırmıştır.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Gerçek gazetesinin Haziran sayısında, "İtalya'da hükümet krizi" başlıklı yazıda yeni hükümet kısaca değerlendiriliyor ve İçişleri Bakanlığı görevini üstlenen ön-faşist Lega (Birlik) partisi lideri Matteo Salvini liderliğinde göçmenlere yönelik bir taarruzun elinin kulağında olduğu tespiti yapılıyordu. Daha yazının mürekkebi kurumadan 2 Haziran günü akan kan, analizi doğrulamış, taarruzun işaret fişeğini ateşlemiş oldu.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Başkanlık sistemi ile birlikte Türkiye emperyalizme karşı daha mı güçlü olacak yoksa tam tersine emperyalistlerin Türkiye üzerindeki nüfu

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Seçimlerin ardından yeni bir yönetim sistemine geçildi. Artık hükümet programı mecliste okunmayacak. Ancak seçimi takip eden günlerde görüldü ki daha hükümet kurulmadan TÜSİAD, Erdoğan’ın eline uygulayacağı programı vermiş. Halka kemer sıktırılacak, bankaların bir dediği iki edilmeyecek, faiz politikasında Merkez Bankası serbest bırakılacak, vergi indirimleri ve teşvik muslukları kesilmeyecek, holdinglerin kârları için huzur ve güven ortamı sağlanacak. OHAL kaldırılacak ama patronların önünü açan grev yasakları ve sendikal baskılar sürecek. Avrupa Birliği yönelişi sürecek, Gümrük Birliği’ne halel gelmeyecek.

Mecliste hükümetin kurulması için güven oylaması da yok. Güvenoyunu ise artık, uluslararası finans kapital ve emperyalist güçler veriyor. Güvenoyunu da geçtiler, hükümete bakan atıyorlar. Uluslararası finans kuruluşları Mehmet Şimşek ve Naci Ağbal kabinede olacak diyor. “Sen kimsin” diyen yok! Öyle olunca Tayyip Erdoğan, Avrupa’dan güvenoyunu aldı, üstüne 3 milyar Avroluk mali desteği de kaptı. NATO, ilk tebrik eden oldu. 11-12 Temmuz’da Brüksel’de NATO toplantısı var. NATO’dan alınacak güvenoyunun bedeli İstanbul Maslak’ta NATO’ya yeni üs vermek ve NATO’nun “mızrak ucu” olmak. (Türkiye’nin NATO’nun yeni kurulmakta olan Çok Yüksek Hazırlık Seviyeli Müşterek Görev Gücü’nün (VJTF/Spearhead) sorumluluğunu üstlenmesi bekleniyor.) Eski CIA şefi yeni ABD Dışişleri Bakanı Pompeo da güvenoyunu ilk açıklayanlardan. Mınbiç’te Türk askerini ABD askerinin yanına alıp kendi suçlarına ortak ettikten sonra gerisini getirecekler. Türkiye, Suriye’nin Kuzeyindeki NATO koridorunun bekçisi olacak.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Emperyalistler Erdoğan’ı ve AKP’yi seviyor. Çünkü Türkiye’yi emperyalizmin borç kölesi yaptılar. AKP’li yıllarda Türkiye’nin dış borcu 2 buçuk kat arttı ve 438 milyar dolar oldu. Övündükleri şey halktan alıp İMF’ye borçlarını tıkır tıkır ödemek. ABD, ayrıca elinde Halkbank davasını koz olarak tutuyor. Her gün serbest piyasaya iman tazeleyen AKP iktidarı, vatandaşa güvenceli iş vermiyor, emekçinin var olan güvencesini de elinden alıyor ama emperyalistlerden alınan borçlar için bizzat garanti veriyor.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Planlanması ve yapımı ile üç çeyrek yüzyıldır Kıbrıs’a kazık çakan İngiliz Üsleri’nin Kıbrıs’taki varlığı Kıbrıs Sorunu’ndan eskidir...
Ne zaman üsleri yazsam, üslerin önemini anlamayan, anlamak istemeyen insanlardan tepki alıyorum...
Üsler öncelikli meselelerden değil, diyorlar...
İnsan jeopolitik ilişkilere ve sömürgeciliğe dair hiçbirşey anlamasa, kendi ülkesinden kalkan savaş uçaklarının başka ülkeleri yerle bir etmesinden utanır...
Hayrete düşüyorum...

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

G-7 olarak bilinen, dünyanın en zengin büyük ülkelerinin (ABD, Kanada, Japonya, Britanya, Almanya, Fransa, İtalya) Kanada’da yaptığı toplantı mahalle kavgası ile sona erdi. Tabii, baş aktör, Gerçek gazetesinde ve sitesinde zaman zaman “şehir ağası” olarak andığımız Trump! Bu beyefendinin bütün dünyaya karşı benimsediği üslup, yanaşmalarını sürekli azarlayan köy ağasından farklı değil. Ama ne edeceksiniz ki adam şehirlinin önde gideni. Dünyanın ekonomik ve kültürel bakımdan en önemli kenti olan NewYork’un demirbaşı gibi. Üstelik şehre damgasını vuran zengin mi zengin bir müteahhit. Öyleyse, şehir ağası demek en doğru

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Güneş balçıkla sıvanmaz. Deniz bitti. Ülke ekonomisinde de aile bütçesinde de artık borç borçla dönmüyor. Erdoğan ve AKP, 16 yıllık iktidarlarının ardından ülkeyi yabancı sermayenin, vatandaşı modern tefecilerin (bankaların) eline düşürdü. Dünyanın en çok çalışan ama en az kazanan işçileri bizde. Ortalama 48 saat çalışıyoruz. 60 saatten fazla çalışanların oranı Yunanistan’ın iki katı ama iflas etmiş Yunanistan’da bile işçiler bizden daha fazla kazanmaya devam ediyor. Milletin tüm birikimleri özelleştirmelerle yerli/yabancı tekellere peşkeş çekildi. OHAL grev yasaklarıyla işçinin hak aramasına engel olmak, patronların önünü açmak için kullanılıyor.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Birkaç ay önce bütün dünya, ABD başkanı Trump ile Kuzey Kore başkanı Kim Jong-Un arasındaki gerilimin bir nükleer savaşa, hatta dünya savaşına yol açabileceğinden korkuyordu. Şimdi ise muazzam bir yumuşama atmosferi doğmuş durumda. Kim’in Güney Kore Cumhurbaşkanı Mun Jae-in’i ziyareti vesilesiyle Kore savaşını bitiren 1953 mütarekesinden beri ilk kez bir devlet başkanı karşı tarafa geçti. İki taraf 1953 mütarekesini hâlâ imzalanmamış olan bir barış antlaşmasına dönüştürme yolunda ilerliyor. Öte yandan, Kim Güney Kore ile yakınlaşmasından bile önce Trump’a yüz yüze görüşme önermişti, o da şaşırtıcı biçimde bu teklifi kabul etmişti. İki lider yakında görüşecekler. Ne oluyor?

Gerçek'i paylaş:

Sayfalar

ABD beslemesine abone olun.

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri